TÜRKİYE-GÜNEY AFRİKA İŞ FORUMU'NA BAKAN ÇAĞLAYAN KATILDI

 

Güney Afrika Sanayi ve Ticaret Bakanı Rob Davies, Güney Afrika ile Türkiye arasındaki ikili ilişkiler potansiyelin çok altında olduğunu, ikili ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini bildirdi.
Davies, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından düzenlenen Türkiye-Güney Afrika İş Forumu'nda, ekonomik güçlerin dinamiğinde değişiklikler görüldüğünü, yeni ekonomik güçlerin ortaya çıktığını, bunların da gelişmekte olan ekonomiler olduğunu kaydetti.
Dünyada yaşanan ekonomik krizin ikinci dalgasının etkilerinin Avro Bölgesinde daha etkili görüleceğini dile getiren Davies, Avro Bölgesinin önemli üyelerinin yeniden resesyona gireceğini ve ekonomilerinin uzun bir süre durağan olarak devam edeceğini belirtti.
Davies, Türkiye'yi bölgede önemli ve öncü bir ekonomi olarak bildiklerini dile getirerek, Türkiye'nin dünyanın ekonomisinde önemli bir yere sahip olduğunu ve bölgesinde lider durumunda bulunduğunu kaydetti.
Türkiye ekonomisinin her yıl büyüme gösterdiğine işaret eden Davies, Güney Afrika'nın da bölgesinde önemli bir konumda olduğunu ülke ekonomilerinin gelişme gösterdiğini anlattı.
Davies, yakın gelecekte Çin ve Hindistan'dan sonra en büyük büyüme oranlarına Afrika kıtasının sahip olacağını ifade ederek, Afrika ülkelerinde bir tüketim artışı olduğunu, bu ülkelerde orta sınıfın büyüdüğünü ve tüketimlerinin arttığını söyledi.
Güney Afrika'da bir mali sıkıntı yaşanmadığına işaret eden Davies, genel olarak ekonomik yönetişimin Afrika kıtasının tamamında çok iyileştiği ve Afrika kıtası bir büyüme sıçrayışı gerçekleştiğini savundu.
Davies, Güney Afrika ile Türkiye arasındaki ikili ilişkilerin potansiyelin çok altında olduğunu vurgulayarak, Güney Afrika'nın Türkiye'ye ihracatına bakıldığında çok fazla katma değerli ürün olmadığının görüldüğünü dile getirdi.
Türk iş adamlarının, tekstil, kömür madenciliği, turizm ve ev aletleri alanında Güney Afrika'da yatırımları bulunduğunu ifade eden Davies, ''otomotiv sektöründe işbirliği olacağını ümit ediyoruz. Özellikle yan sanayi alanında birbirimizi tamamlayabiliriz. Bu alanda ilişkiler güçlendirilebilir. Türkiye Güney Afrika'dan 3. tarafları saf dışı bırakarak, altın almaya çalışıyor. Bunda da bir sıkıntı olacağını zannetmiyorum'' dedi.
Davies, Güney Afrika'da 17 tane stratejik altyapı projelerinin tespit edildiğini, bunların sıralanmaya konulduğunu bildirerek, Güney Afrika'ya altyapı alanda yatırım yapacak şirketlere çok önemli fırsatlar olduğunu bildirdi.
 
-DEİK İcra Kurulu Başkanı Yırcalı-
 
DEİK İcra Kurulu Başkanı Rona Yırcalı ise küresel ekonominin yükselen piyasa ülkelerinin dinamizmiyle büyüdüğünü, küresel ekonominin ekseninin Asya'ya kaydığını dile getirerek, Türkiye ve Güney Afrika'nın bu küresel ekonomideki etkinliğinin hızla arttığına işaret etti.
Bunun için, Türkiye ve Güney Afrika olarak yeniden şekillenen küresel ekonomik düzen içerisinde yeni fırsatlara yeni iş imkanlarına, karlı yatırımlara ve ortaklıklara doğru ekonomik işbirliğini istenilen seviyelere çıkarılması gerektiğini belirten Yırcalı, hızlı küresel dönüşüm sürecinin kara kıtanın yükselen yıldızı Güney Afrika ile 2011 yılının ilk üç çeyreğinde küresel büyüme şampiyonu Türkiye için yeni fırsatları da beraberinde getirdiğini anlattı.
Yırcalı, İtalya ile Çin arasındaki demokrasi ile yönetilen en büyük serbest piyasa ekonomisi olan Türkiye'nin, Avrupa Birliği (AB) ile tam üyelik müzakerelerine devam ederken G-20 üyeliği ile küresel siyasetin ve ekonominin etkin bir birimi olduğunu kaydetti.
Çok kutuplu siyasi ve ekonomik düzen şekillenirken Türk özel sektörü olarak ekonomik ilişkileri tüm bölgelerde ve seviyelerde maksimize etmek istediklerini belirten Yırcalı, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu bağlamda Afrika kıtasına özel önem veriyoruz. Hemen hatırlayalım ki, bizler diğer küresel odaklar gibi Afrika'ya yakın zamanda ilgi göstermeye başlamadık. Afrika ile ilgilenen bazı ülkeler gibi kıtayı bir mücadele alanı olarak değil, ortak geleceğimiz olarak görüyoruz. Bu anlayış içerisinde Afrika ile ilişkilerimizi güçlendirmek için 1998 yılında Afrika Eylem Planı'nı uygulamaya koyduk.
2003 yılında ise Afrika ile Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi Stratejisi'ni oluşturduk. Bu çalışmalarımızın da katkılarıyla Afrika kıtası ile karşılıklı ticaret hacmimiz 2000 yılında 4 milyar dolardan 2011 yılı sonunda 17 milyar dolar seviyesine çıktı. Bu geniş Afrika vizyonumuz içinde Afrika'nın en büyük ekonomisi olan Güney Afrika Cumhuriyeti'ne özel bir önemi veriyoruz.''
 
-''İlişkilerimizi derinleştirmeliyiz''-
 
Rona Yırcalı, Güney Afrika'nın sahip olduğu siyasi istikrarın, devam eden reform sürecinin, uluslararası pazarlarla gümrük birliğinin, Afrika, Latin Amerika ve Hint Okyanusu pazarlarına hakim stratejik konumunun, zengin ham madde kaynaklarının, gelişmiş finans, bankacılık ve iletişim altyapısının kendileri için çok önemli olduğunu vurguladı.
Güney Afrika ile Türkiye arasında uzun soluklu ve çeşitlendirilmiş bir işbirliği tesis etmek istediklerini bildiren Yırcalı, ''İki ülke arasında da çeşitlendirilmiş bir işbirliği modeli tesis etmek bir tercih olmayıp bir zorunluluk olduğunun altını çizmek istiyorum. Biz, ülkenizin geniş Afrika kıtasında en büyük ekonomik ortağımız olmasını istiyoruz'' dedi.
Yırcalı, 2007 yılında 2,8 milyar dolar seviyesine kadar çıkan ikili ticaret hacminin daha sonra azalma trendine girerek, 2010 yılı sonunda 1,2 milyar dolar seviyesine kadar indiğini anımsattı.
Gelecek 10 yılda ekonomik ilişkileri sadece karşılıklı ticaret olarak sınırlamayıp derinlikli ve çeşitlendirilmiş bir ekonomik ortaklık tesis edilmesi gerektiğine işaret eden Yırcalı, iki yükselen piyasa ekonomisi olarak tamamlayıcı yönleri bir araya getirerek katma değeri yüksek projeleri hayata geçirebileceğini kaydetti.
 
-''İki ülke arasındaki ticaret hacmini iyileştirmeliyiz''-
 
Güney Afrika Ticaret ve Yatırım Ajansı Operasyonlar Başkanı Riaan Le Roux, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından düzenlenen Türkiye-Güney Afrika İş Forumu'nda, dünyanın hızlı ve korkunç bir şekilde değiştiğini, yüzyıllardır bu gezegeni kontrol eden ekonomilerin zayıf hale geldiğini belirtti.
Global krizin neticesinde yeni genç aslanlar ortaya çıktığını dile getiren Le Roux, bundan sonra büyük hikayenin Afrika olacağını, 2020 yılında Afrika'nın genç nüfusunun 1 milyara ulaşacağını kaydetti.
Le Roux, Afrika genç nüfusunun 1 milyara ulaşmasının, Afrika'nın yeni tüketici haline gelmesini sağlayacağını ifade ederek, bu tüketicilerin daha fazla teknoloji ve daha yüksek kaliteli mal almak isteyeceklerini dile getirdi.
İki ülke arasındaki ticaret hacmini iyileştirmek zorunda olduklarını dile getiren Le Roux, iki ülke arasındaki ticaret hacminin potansiyelini yansıtmadığını söyledi.
Güney Afrika Sanayi ve Ticaret Bakanı Rob Davies, Güney Afrika ile Türkiye arasındaki ikili ilişkiler potansiyelin çok altında olduğunu, ikili ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini bildirdi.
Davies, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından düzenlenen Türkiye-Güney Afrika İş Forumu'nda, ekonomik güçlerin dinamiğinde değişiklikler görüldüğünü, yeni ekonomik güçlerin ortaya çıktığını, bunların da gelişmekte olan ekonomiler olduğunu kaydetti.
Dünyada yaşanan ekonomik krizin ikinci dalgasının etkilerinin Avro Bölgesinde daha etkili görüleceğini dile getiren Davies, Avro Bölgesinin önemli üyelerinin yeniden resesyona gireceğini ve ekonomilerinin uzun bir süre durağan olarak devam edeceğini belirtti.
Davies, Türkiye'yi bölgede önemli ve öncü bir ekonomi olarak bildiklerini dile getirerek, Türkiye'nin dünyanın ekonomisinde önemli bir yere sahip olduğunu ve bölgesinde lider durumunda bulunduğunu kaydetti.
Türkiye ekonomisinin her yıl büyüme gösterdiğine işaret eden Davies, Güney Afrika'nın da bölgesinde önemli bir konumda olduğunu ülke ekonomilerinin gelişme gösterdiğini anlattı.
Davies, yakın gelecekte Çin ve Hindistan'dan sonra en büyük büyüme oranlarına Afrika kıtasının sahip olacağını ifade ederek, Afrika ülkelerinde bir tüketim artışı olduğunu, bu ülkelerde orta sınıfın büyüdüğünü ve tüketimlerinin arttığını söyledi.
Güney Afrika'da bir mali sıkıntı yaşanmadığına işaret eden Davies, genel olarak ekonomik yönetişimin Afrika kıtasının tamamında çok iyileştiği ve Afrika kıtası bir büyüme sıçrayışı gerçekleştiğini savundu.
Davies, Güney Afrika ile Türkiye arasındaki ikili ilişkilerin potansiyelin çok altında olduğunu vurgulayarak, Güney Afrika'nın Türkiye'ye ihracatına bakıldığında çok fazla katma değerli ürün olmadığının görüldüğünü dile getirdi.
Türk iş adamlarının, tekstil, kömür madenciliği, turizm ve ev aletleri alanında Güney Afrika'da yatırımları bulunduğunu ifade eden Davies, ''otomotiv sektöründe işbirliği olacağını ümit ediyoruz. Özellikle yan sanayi alanında birbirimizi tamamlayabiliriz. Bu alanda ilişkiler güçlendirilebilir. Türkiye Güney Afrika'dan 3. tarafları saf dışı bırakarak, altın almaya çalışıyor. Bunda da bir sıkıntı olacağını zannetmiyorum'' dedi.
Davies, Güney Afrika'da 17 tane stratejik altyapı projelerinin tespit edildiğini, bunların sıralanmaya konulduğunu bildirerek, Güney Afrika'ya altyapı alanda yatırım yapacak şirketlere çok önemli fırsatlar olduğunu bildirdi.
 
-DEİK İcra Kurulu Başkanı Yırcalı-
 
DEİK İcra Kurulu Başkanı Rona Yırcalı ise küresel ekonominin yükselen piyasa ülkelerinin dinamizmiyle büyüdüğünü, küresel ekonominin ekseninin Asya'ya kaydığını dile getirerek, Türkiye ve Güney Afrika'nın bu küresel ekonomideki etkinliğinin hızla arttığına işaret etti.
Bunun için, Türkiye ve Güney Afrika olarak yeniden şekillenen küresel ekonomik düzen içerisinde yeni fırsatlara yeni iş imkanlarına, karlı yatırımlara ve ortaklıklara doğru ekonomik işbirliğini istenilen seviyelere çıkarılması gerektiğini belirten Yırcalı, hızlı küresel dönüşüm sürecinin kara kıtanın yükselen yıldızı Güney Afrika ile 2011 yılının ilk üç çeyreğinde küresel büyüme şampiyonu Türkiye için yeni fırsatları da beraberinde getirdiğini anlattı.
Yırcalı, İtalya ile Çin arasındaki demokrasi ile yönetilen en büyük serbest piyasa ekonomisi olan Türkiye'nin, Avrupa Birliği (AB) ile tam üyelik müzakerelerine devam ederken G-20 üyeliği ile küresel siyasetin ve ekonominin etkin bir birimi olduğunu kaydetti.
Çok kutuplu siyasi ve ekonomik düzen şekillenirken Türk özel sektörü olarak ekonomik ilişkileri tüm bölgelerde ve seviyelerde maksimize etmek istediklerini belirten Yırcalı, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu bağlamda Afrika kıtasına özel önem veriyoruz. Hemen hatırlayalım ki, bizler diğer küresel odaklar gibi Afrika'ya yakın zamanda ilgi göstermeye başlamadık. Afrika ile ilgilenen bazı ülkeler gibi kıtayı bir mücadele alanı olarak değil, ortak geleceğimiz olarak görüyoruz. Bu anlayış içerisinde Afrika ile ilişkilerimizi güçlendirmek için 1998 yılında Afrika Eylem Planı'nı uygulamaya koyduk.
2003 yılında ise Afrika ile Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi Stratejisi'ni oluşturduk. Bu çalışmalarımızın da katkılarıyla Afrika kıtası ile karşılıklı ticaret hacmimiz 2000 yılında 4 milyar dolardan 2011 yılı sonunda 17 milyar dolar seviyesine çıktı. Bu geniş Afrika vizyonumuz içinde Afrika'nın en büyük ekonomisi olan Güney Afrika Cumhuriyeti'ne özel bir önemi veriyoruz.''
 
-''İlişkilerimizi derinleştirmeliyiz''-
 
Rona Yırcalı, Güney Afrika'nın sahip olduğu siyasi istikrarın, devam eden reform sürecinin, uluslararası pazarlarla gümrük birliğinin, Afrika, Latin Amerika ve Hint Okyanusu pazarlarına hakim stratejik konumunun, zengin ham madde kaynaklarının, gelişmiş finans, bankacılık ve iletişim altyapısının kendileri için çok önemli olduğunu vurguladı.
Güney Afrika ile Türkiye arasında uzun soluklu ve çeşitlendirilmiş bir işbirliği tesis etmek istediklerini bildiren Yırcalı, ''İki ülke arasında da çeşitlendirilmiş bir işbirliği modeli tesis etmek bir tercih olmayıp bir zorunluluk olduğunun altını çizmek istiyorum. Biz, ülkenizin geniş Afrika kıtasında en büyük ekonomik ortağımız olmasını istiyoruz'' dedi.
Yırcalı, 2007 yılında 2,8 milyar dolar seviyesine kadar çıkan ikili ticaret hacminin daha sonra azalma trendine girerek, 2010 yılı sonunda 1,2 milyar dolar seviyesine kadar indiğini anımsattı.
Gelecek 10 yılda ekonomik ilişkileri sadece karşılıklı ticaret olarak sınırlamayıp derinlikli ve çeşitlendirilmiş bir ekonomik ortaklık tesis edilmesi gerektiğine işaret eden Yırcalı, iki yükselen piyasa ekonomisi olarak tamamlayıcı yönleri bir araya getirerek katma değeri yüksek projeleri hayata geçirebileceğini kaydetti.
 
-''İki ülke arasındaki ticaret hacmini iyileştirmeliyiz''-
 
Güney Afrika Ticaret ve Yatırım Ajansı Operasyonlar Başkanı Riaan Le Roux, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından düzenlenen Türkiye-Güney Afrika İş Forumu'nda, dünyanın hızlı ve korkunç bir şekilde değiştiğini, yüzyıllardır bu gezegeni kontrol eden ekonomilerin zayıf hale geldiğini belirtti.
Global krizin neticesinde yeni genç aslanlar ortaya çıktığını dile getiren Le Roux, bundan sonra büyük hikayenin Afrika olacağını, 2020 yılında Afrika'nın genç nüfusunun 1 milyara ulaşacağını kaydetti.
Le Roux, Afrika genç nüfusunun 1 milyara ulaşmasının, Afrika'nın yeni tüketici haline gelmesini sağlayacağını ifade ederek, bu tüketicilerin daha fazla teknoloji ve daha yüksek kaliteli mal almak isteyeceklerini dile getirdi.
İki ülke arasındaki ticaret hacmini iyileştirmek zorunda olduklarını dile getiren Le Roux, iki ülke arasındaki ticaret hacminin potansiyelini yansıtmadığını söyledi.
Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye ile 
 Güney Afrika'nın 5-10 milyar dolarlık dış ticareti çok rahat yapabilecek güce, 
 ekonomiye sahip olduğunu kaydetti.
         Bakan Çağlayan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından 
 düzenlenen Türkiye-Güney Afrika İş Forumu'nda, Türkiye'nin dünyanın 17'inci, 
 Güney Afrika'nın da dünyanın 27'inci büyük ekonomisi olduğunu ancak her iki ülke 
 arasındaki ticaret hacminin potansiyelin çok altında olduğunu kaydetti.
         Her iki ülkenin toplam Gayri Safi Milli Hasılası'nın (GSMH) 1,2 trilyon 
 doları geçtiğini, her iki ülkenin toplam dış ticaret rakamlarının 560 milyar 
 dolar olduğunu dile getiren Çağlayan, Türkiye'nin 135 milyar dolar ihracat 
 yaptığını, Güney Afrika'nın ise ihracat rakamının 90 milyar dolar seviyesinde 
 olduğunu anlattı.
         Çağlayan, iki ülkenin 560 milyar dolar olan dış ticaret rakamlarındaki 
 iki ülkenin ortak ticaret payının yüzde 1 dahi olmadığını, bu oranın binde 5 
 seviyesinde gerçekleştiğini kaydetti.
         Türkiye ile Güney Afrika arasındaki dış ticaretin Türkiye aleyhine 
 olduğuna işaret eden Çağlayan, ''Bu durum tabii bizi mutlu etmiyor. Biz istiyoruz 
 ki ticaretimiz dengeli olsun. Otomobili 4 teker üzerinde götürmek gerekiyor. 
 Ticaretin dengesiz olduğu yerlerde ben hep örnek verirken, otomobilin sağlıklı 
 gitmediğini, balans bozukluğundan dolayı bir tarafa yatmış, iki teker üzerine 
 gittiğini hep ifade ediyorum. Bugün Türkiye Güney Afrika ile 5-10 milyar dolarlık 
 dış ticareti çok rahat yapabilecek bir güce ve ekonomiye sahiptir'' diye 
 konuştu.
         
         -Serbest Ticaret Anlaşması-
         
         Zafer Çağlayan, her iki ülke iş adamlarının birlikte üçüncü ülkelerde iş 
 yapabileceklerini dile getirerek, her iki ülke iş adamları için bu yönde çok 
 büyük avantaların olabileceğini söyledi.
         Güney Afrika'nın, Afrika kıtasında Türkiye'nin üçüncü büyük ticaret 
 partneri olduğunu ve Türkiye ihracatında 6. ihracat pazarını oluşturduğunu dile 
 getiren Çağlayan, dünya ticaretinin yön değiştirmeye başladığı bir ortamda iki 
 ülkenin farkındalıkla yapabilecek çok önemli işbirliklerinin olduğunu kaydetti.
         Bakan Çağlayan, ''Türkiye'nin AB ile olan Gümrük Birliği anlaşması 
 noktasında 11 yıldır haksız rekabete maruz kalmış olduğu Güney Afrika, Avrupa 
 arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması'nın (STA) ve bunun sanayicilere getirmiş 
 olduğu adeta pazara giriş engelinin kaldırılması noktasında artık bir mesafe kat 
 edeceğimizi ümit ediyorum bugün yapmış olduğumuz görüşmeden. Teknik heyetlerimiz 
 bir araya gelecekler, bilhassa belli sektörlerde ve ürünlerde neler yapılacağını 
 görüşecekler. Her iki iş adamları da bizden böyle bir şey bekliyor'' diye 
 konuştu.
         
         -''Biz sizi kendimize rakip değil, partner olarak görüyoruz''
         
         Türkiye'nin 17 yıldır Gümrük Birliği anlaşması dolayısıyla sanayi 
 ürünlerine maksimum ortalama yüzde 4,2 vergi uyguladığını anımsatan Çağlayan, 
 ''Ama maalesef STA'nın olmadığı bir çok ülkede pazara girişte bir çok ürünlerimiz 
 çok ciddi gümrük duvarları ile engellerle karşı karşıya kalıyor. Bunu 
 centilmenlik ve ticarette haksız rekabeti önleyecek bir yapıya getirmek 
 hükümetlerin görevi'' dedi.
         Türkiye ile Güney Afrika'nın birbirine rakip iki ülke olmadığına işaret 
 eden Çağlayan, Güney Afrikalı iş adamlarından, Türk sanayicisini, Türk 
 yatırımcısını kendilerine rakip görmemesini istedi.
         Çağlayan, ''Biz sizi rakip olarak görmüyoruz, biz sizi ortak, partner 
 olarak görüyoruz. Biz sizlerle gerek ülkelerimizde gerek üçüncü ülkelerde 
 işbirliği yapalım istiyoruz. Sanayi ve ticaret yapımıza baktığımız zaman 
 birbirimizi tamamlar mahiyette bir dokuya sahip olduğumuzu görüyoruz. İki ülkenin 
 yatırımlarının, ticaretinin artırılması güzel doğru ama yetmez. Gelin biz Türk iş 
 adamları ile Güney Afrikalı kardeşlerimizi üçüncü ülkelerde iş birliği 
 yaptıralım. Bu konuda biz Türkiye ve iş adamları olarak her türlü iş biriliğine 
 hazırız.'' şeklinde konuştu.
         Global anlamda yaşanan ekonomik krizlerle birlikte dünyanın eksenini 
 kaydığını ifade eden Çağlayan, önceden gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan 
 ülkelere mal sattığını ancak son dönemde bu olgunun tam tersi yönünde değiştiğini 
 anlattı.
         Bakan Çağlayan, bundan 10 yıl önce gelişmiş ülkelerin dünya ticaretinde 
 yüzde 60 oranında paya sahip olduğunu anımsatarak, son dönemde bu oranın yüzde 
 50'şer olarak, gelişmiş ülkelerle, gelişmekte olan ülkeler arasında 
 gerçekleştiğini sözlerine ekledi.
Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye ile  Güney Afrika'nın 5-10 milyar dolarlık dış ticareti çok rahat yapabilecek güce,  ekonomiye sahip olduğunu kaydetti. 
 
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından 15 Şubat tarihinde, İstanbul'da, düzenlenen Türkiye-Güney Afrika İş Forumu'na, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Güney Afrika Tücaret ve Sanayi Bakanı Rob Davies, DEİK İcra Kurulu Başkanı Rona Yırcalı,  Güney Afrika Ticaret ve Yatırım Ajansı Operasyonlar Başkanı Riaan Le Roux ve çok sayıda Türkiye'den ve Güney Afrika'dan iş adamı katıldı.  
 
Bakan Çağlayan, Türkiye'nin dünyanın 17'inci, Güney Afrika'nın da dünyanın 27'inci büyük ekonomisi olduğunu ancak her iki ülke arasındaki ticaret hacminin potansiyelin çok altında olduğunu kaydetti. Her iki ülkenin toplam Gayri Safi Milli Hasılası'nın (GSMH) 1,2 trilyon doları geçtiğini, her iki ülkenin toplam dış ticaret rakamlarının 560 milyar dolar olduğunu dile getiren Çağlayan, Türkiye'nin 135 milyar dolar ihracat yaptığını, Güney Afrika'nın ise ihracat rakamının 90 milyar dolar seviyesinde olduğunu anlattı.
 
Çağlayan, iki ülkenin 560 milyar dolar olan dış ticaret rakamlarındaki iki ülkenin ortak ticaret payının yüzde 1 dahi olmadığını, bu oranın binde 5 
 seviyesinde gerçekleştiğini kaydetti. Türkiye ile Güney Afrika arasındaki dış ticaretin Türkiye aleyhine olduğuna işaret eden Çağlayan, ''Bu durum tabii bizi mutlu etmiyor. Biz istiyoruz ki ticaretimiz dengeli olsun. Otomobili 4 teker üzerinde götürmek gerekiyor. Ticaretin dengesiz olduğu yerlerde ben hep örnek verirken, otomobilin sağlıklı gitmediğini, balans bozukluğundan dolayı bir tarafa yatmış, iki teker üzerine 
 gittiğini hep ifade ediyorum. Bugün Türkiye Güney Afrika ile 5-10 milyar dolarlık dış ticareti çok rahat yapabilecek bir güce ve ekonomiye sahiptir'' diye konuştu.
         
Serbest Ticaret Anlaşması
         
 Zafer Çağlayan, her iki ülke iş adamlarının birlikte üçüncü ülkelerde iş yapabileceklerini dile getirerek, her iki ülke iş adamları için bu yönde çok 
 büyük avantaların olabileceğini söyledi. Güney Afrika'nın, Afrika kıtasında Türkiye'nin üçüncü büyük ticaret partneri olduğunu ve Türkiye ihracatında 6. ihracat pazarını oluşturduğunu dile getiren Çağlayan, dünya ticaretinin yön değiştirmeye başladığı bir ortamda iki ülkenin farkındalıkla yapabilecek çok önemli işbirliklerinin olduğunu kaydetti. Bakan Çağlayan, ''Türkiye'nin AB ile olan Gümrük Birliği anlaşması 
 noktasında 11 yıldır haksız rekabete maruz kalmış olduğu Güney Afrika, Avrupa arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması'nın (STA) ve bunun sanayicilere getirmiş olduğu adeta pazara giriş engelinin kaldırılması noktasında artık bir mesafe kat edeceğimizi ümit ediyorum bugün yapmış olduğumuz görüşmeden. Teknik heyetlerimiz bir araya gelecekler, bilhassa belli sektörlerde ve ürünlerde neler yapılacağını görüşecekler. Her iki iş adamları da bizden böyle bir şey bekliyor'' diye konuştu.
         
''Biz sizi kendimize rakip değil, partner olarak görüyoruz''
 
Türkiye'nin 17 yıldır Gümrük Birliği anlaşması dolayısıyla sanayi ürünlerine maksimum ortalama yüzde 4,2 vergi uyguladığını anımsatan Çağlayan, ''Ama maalesef STA'nın olmadığı bir çok ülkede pazara girişte bir çok ürünlerimiz çok ciddi gümrük duvarları ile engellerle karşı karşıya kalıyor. Bunu centilmenlik ve ticarette haksız rekabeti önleyecek bir yapıya getirmek hükümetlerin görevi'' dedi. Türkiye ile Güney Afrika'nın birbirine rakip iki ülke olmadığına işaret eden Çağlayan, Güney Afrikalı iş adamlarından, Türk sanayicisini, Türk yatırımcısını kendilerine rakip görmemesini istedi. Çağlayan, ''Biz sizi rakip olarak görmüyoruz, biz sizi ortak, partner olarak görüyoruz. Biz sizlerle gerek ülkelerimizde gerek üçüncü ülkelerde işbirliği yapalım istiyoruz. Sanayi ve ticaret yapımıza baktığımız zaman birbirimizi tamamlar mahiyette bir dokuya sahip olduğumuzu görüyoruz. İki ülkenin yatırımlarının, ticaretinin artırılması güzel doğru ama yetmez. Gelin biz Türk iş adamları ile Güney Afrikalı kardeşlerimizi üçüncü ülkelerde iş birliği yaptıralım. Bu konuda biz Türkiye ve iş adamları olarak her türlü iş biriliğine 
 hazırız.'' şeklinde konuştu.
 
Global anlamda yaşanan ekonomik krizlerle birlikte dünyanın eksenini kaydığını ifade eden Çağlayan, önceden gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkelere mal sattığını ancak son dönemde bu olgunun tam tersi yönünde değiştiğini anlattı. Bakan Çağlayan, bundan 10 yıl önce gelişmiş ülkelerin dünya ticaretinde yüzde 60 oranında paya sahip olduğunu anımsatarak, son dönemde bu oranın yüzde 50'şer olarak, gelişmiş ülkelerle, gelişmekte olan ülkeler arasında gerçekleştiğini sözlerine ekledi.
 
"Potansiyelin çok altındayız"
 
Güney Afrika Sanayi ve Ticaret Bakanı Rob Davies, Güney Afrika ile Türkiye arasındaki ikili ilişkiler potansiyelin çok altında olduğunu, ikili ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini bildirdi.
 
Davies,  ekonomik güçlerin dinamiğinde değişiklikler görüldüğünü, yeni ekonomik güçlerin ortaya çıktığını, bunların da gelişmekte olan ekonomiler olduğunu kaydetti. Dünyada yaşanan ekonomik krizin ikinci dalgasının etkilerinin Avro Bölgesinde daha etkili görüleceğini dile getiren Davies, Avro Bölgesinin önemli üyelerinin yeniden resesyona gireceğini ve ekonomilerinin uzun bir süre durağan olarak devam edeceğini belirtti. Davies, Türkiye'yi bölgede önemli ve öncü bir ekonomi olarak bildiklerini dile getirerek, Türkiye'nin dünyanın ekonomisinde önemli bir yere sahip olduğunu ve bölgesinde lider durumunda bulunduğunu kaydetti.
 
Türkiye ekonomisinin her yıl büyüme gösterdiğine işaret eden Davies, Güney Afrika'nın da bölgesinde önemli bir konumda olduğunu ülke ekonomilerinin gelişme gösterdiğini anlattı.
 
Davies, yakın gelecekte Çin ve Hindistan'dan sonra en büyük büyüme oranlarına Afrika kıtasının sahip olacağını ifade ederek, Afrika ülkelerinde bir tüketim artışı olduğunu, bu ülkelerde orta sınıfın büyüdüğünü ve tüketimlerinin arttığını söyledi. Güney Afrika'da bir mali sıkıntı yaşanmadığına işaret eden Davies, genel olarak ekonomik yönetişimin Afrika kıtasının tamamında çok iyileştiği ve Afrika kıtası bir büyüme sıçrayışı gerçekleştiğini savundu.
 
Davies, Güney Afrika ile Türkiye arasındaki ikili ilişkilerin potansiyelin çok altında olduğunu vurgulayarak, Güney Afrika'nın Türkiye'ye ihracatına bakıldığında çok fazla katma değerli ürün olmadığının görüldüğünü dile getirdi. Türk iş adamlarının, tekstil, kömür madenciliği, turizm ve ev aletleri alanında Güney Afrika'da yatırımları bulunduğunu ifade eden Davies, ''otomotiv sektöründe işbirliği olacağını ümit ediyoruz. Özellikle yan sanayi alanında birbirimizi tamamlayabiliriz. Bu alanda ilişkiler güçlendirilebilir. Türkiye Güney Afrika'dan 3. tarafları saf dışı bırakarak, altın almaya çalışıyor. Bunda da bir sıkıntı olacağını zannetmiyorum'' dedi.
 
Davies, Güney Afrika'da 17 tane stratejik altyapı projelerinin tespit edildiğini, bunların sıralanmaya konulduğunu bildirerek, Güney Afrika'ya altyapı alanda yatırım yapacak şirketlere çok önemli fırsatlar olduğunu bildirdi.
 
DEİK İcra Kurulu Başkanı Yırcalı
 
DEİK İcra Kurulu Başkanı Rona Yırcalı ise küresel ekonominin yükselen piyasa ülkelerinin dinamizmiyle büyüdüğünü, küresel ekonominin ekseninin Asya'ya kaydığını dile getirerek, Türkiye ve Güney Afrika'nın bu küresel ekonomideki etkinliğinin hızla arttığına işaret etti.
Bunun için, Türkiye ve Güney Afrika olarak yeniden şekillenen küresel ekonomik düzen içerisinde yeni fırsatlara yeni iş imkanlarına, karlı yatırımlara ve ortaklıklara doğru ekonomik işbirliğini istenilen seviyelere çıkarılması gerektiğini belirten Yırcalı, hızlı küresel dönüşüm sürecinin kara kıtanın yükselen yıldızı Güney Afrika ile 2011 yılının ilk üç çeyreğinde küresel büyüme şampiyonu Türkiye için yeni fırsatları da beraberinde getirdiğini anlattı.
 
Yırcalı, İtalya ile Çin arasındaki demokrasi ile yönetilen en büyük serbest piyasa ekonomisi olan Türkiye'nin, Avrupa Birliği (AB) ile tam üyelik müzakerelerine devam ederken G-20 üyeliği ile küresel siyasetin ve ekonominin etkin bir birimi olduğunu kaydetti.
 
Çok kutuplu siyasi ve ekonomik düzen şekillenirken Türk özel sektörü olarak ekonomik ilişkileri tüm bölgelerde ve seviyelerde maksimize etmek istediklerini belirten Yırcalı, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bu bağlamda Afrika kıtasına özel önem veriyoruz. Hemen hatırlayalım ki, bizler diğer küresel odaklar gibi Afrika'ya yakın zamanda ilgi göstermeye başlamadık. Afrika ile ilgilenen bazı ülkeler gibi kıtayı bir mücadele alanı olarak değil, ortak geleceğimiz olarak görüyoruz. Bu anlayış içerisinde Afrika ile ilişkilerimizi güçlendirmek için 1998 yılında Afrika Eylem Planı'nı uygulamaya koyduk. 2003 yılında ise Afrika ile Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi Stratejisi'ni oluşturduk. Bu çalışmalarımızın da katkılarıyla Afrika kıtası ile karşılıklı ticaret hacmimiz 2000 yılında 4 milyar dolardan 2011 yılı sonunda 17 milyar dolar seviyesine çıktı. Bu geniş Afrika vizyonumuz içinde Afrika'nın en büyük ekonomisi olan Güney Afrika Cumhuriyeti'ne özel bir önemi veriyoruz.''
 
''İlişkilerimizi derinleştirmeliyiz''
 
Rona Yırcalı, Güney Afrika'nın sahip olduğu siyasi istikrarın, devam eden reform sürecinin, uluslararası pazarlarla gümrük birliğinin, Afrika, Latin Amerika ve Hint Okyanusu pazarlarına hakim stratejik konumunun, zengin ham madde kaynaklarının, gelişmiş finans, bankacılık ve iletişim altyapısının kendileri için çok önemli olduğunu vurguladı. Güney Afrika ile Türkiye arasında uzun soluklu ve çeşitlendirilmiş bir işbirliği tesis etmek istediklerini bildiren Yırcalı, ''İki ülke arasında da çeşitlendirilmiş bir işbirliği modeli tesis etmek bir tercih olmayıp bir zorunluluk olduğunun altını çizmek istiyorum. Biz, ülkenizin geniş Afrika kıtasında en büyük ekonomik ortağımız olmasını istiyoruz'' dedi.
 
Yırcalı, 2007 yılında 2,8 milyar dolar seviyesine kadar çıkan ikili ticaret hacminin daha sonra azalma trendine girerek, 2010 yılı sonunda 1,2 milyar dolar seviyesine kadar indiğini anımsattı.
 
Gelecek 10 yılda ekonomik ilişkileri sadece karşılıklı ticaret olarak sınırlamayıp derinlikli ve çeşitlendirilmiş bir ekonomik ortaklık tesis edilmesi gerektiğine işaret eden Yırcalı, iki yükselen piyasa ekonomisi olarak tamamlayıcı yönleri bir araya getirerek katma değeri yüksek projeleri hayata geçirebileceğini kaydetti.
 
''İki ülke arasındaki ticaret hacmini iyileştirmeliyiz''
 
Güney Afrika Ticaret ve Yatırım Ajansı Operasyonlar Başkanı Riaan Le Roux, dünyanın hızlı ve korkunç bir şekilde değiştiğini, yüzyıllardır bu gezegeni kontrol eden ekonomilerin zayıf hale geldiğini belirtti.
 
Global krizin neticesinde yeni genç aslanlar ortaya çıktığını dile getiren Le Roux, bundan sonra büyük hikayenin Afrika olacağını, 2020 yılında Afrika'nın genç nüfusunun 1 milyara ulaşacağını kaydetti.
 
Le Roux, Afrika genç nüfusunun 1 milyara ulaşmasının, Afrika'nın yeni tüketici haline gelmesini sağlayacağını ifade ederek, bu tüketicilerin daha fazla teknoloji ve daha yüksek kaliteli mal almak isteyeceklerini dile getirdi.
İki ülke arasındaki ticaret hacmini iyileştirmek zorunda olduklarını dile getiren Le Roux, iki ülke arasındaki ticaret hacminin potansiyelini yansıtmadığını söyledi.
 
Resimler
Diğer DEİK Haberleri >>
Yazdır Arkadaşıma Gönder