• Başkan'dan

3 yılı Başkan Yardımcısı olmak üzere 5 yıl Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptığım DEİK’te, 22 Eylül 2017 tarihi itibarıyla Başkanlık görevini Ömer Cihad Vardan Başkan’dan devralmış bulunuyorum.

Öncelikle, bu göreve beni layık gören Ekonomi Bakanımız Sayın Nihat Zeybekci’ye ve bu kararı destekleyen Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkürlerimi arz ederim.

Merhum Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın kurdurduğu, ülkemizin dış ekonomik ilişkilerinde çok önemli bir misyon üstlenen DEİK’te, geçmişten bugüne kadar görev yapan tüm Başkanlara, Yönetim Kurulu Üyelerine, İş Konseyi Başkan ve Üyelerine, Profesyonel Kadromuza, DEİK’e gerekli desteği sağlayan Bakanlarımıza, Başbakanlarımıza, Cumhurbaşkanlarımıza teşekkür ediyor, vefat edenlere Allah’tan rahmet diliyorum.

Bir teşekkürüm de, görevi devraldığım ve 3 yıl boyunca Başkanlık görevini başarıyla yürüten Ömer Cihad Vardan Başkanıma. Kendisine, gerek Yönetim Kurulu Üyesi ve Denetleme Kurulu Üyesi, gerekse Başkanlığı süresince yaptığı çalışmalar için şahsım ve DEİK adına teşekkür ediyor, bundan sonraki çalışma hayatında başarılar diliyorum.

Yönetim Kurulumuz ve İş Konseylerimizle birlikte, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, amacımız; Ekonomi Bakanlığımızın koordinasyonunda ve ülkemizin hedefleri doğrultusunda, milletimizin refah ve mutluluğunun artması, ülkemizin uluslararası alanda daha da etkin olması ile evlatlarımızın geleceğinin daha yaşanabilir ve daha adil bir dünyada devam etmesi için var gücümüzle çalışmak olacaktır.

Yeni görevim sebebiyle muhtelif şekillerde samimi tebrik ve dualarını ileten tüm dostlarıma, büyüklerime içtenlikle teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Nail OLPAK

1961 yılında Burdur İbecik’te doğan Nail Olpak, Aydın Lisesi’nden mezun oldu. İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Fakültesini bitiren Olpak, yüksek lisansını Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Enerji alanında tamamladı.

İş hayatına Umar Makina A.Ş.’de başlayan Olpak, Özgün A.Ş.’de Fabrika Müdür Yardımcılığından sonra, Cankurtaran Holding şirketlerinden Esem Elektrik A.Ş.’de Proje Müdürü olarak başlayıp, Holdingin muhtelif kademelerinde üst düzey yöneticilik yaptı, son olarak Cankurtaran Holding Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi.

Nail Olpak daha sonra, NORA Elektrik Malzemeleri A.Ş, PAK YATIRIM A.Ş. ve OMN A.Ş’yi kurdu. Halen, iki şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığını, üçüncü şirketin Yönetim Kurulu Üyeliğini ve bu şirketlerin ortağı olduğu şirketlerin Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerini yürütmektedir.

Nail Olpak, halen aşağıdaki görevlerini sürdürmektedir;

  • DEİK, Dış Ekonomik İşler Kurulu, Yönetim Kurulu Başkanı
  • DEİK, Dış Ekonomik İşler Kurulu, İcra Kurulu Başkanı
  • DTİK, Dünya Türk İş Konseyi Başkanı
  • TURK EXIMBANK, Türkiye İhracat Kredi Bankası A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi
  • İSTKA, İstanbul Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi
  • YOİKK, Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu Üyesi
  • Bilişim Vadisi (Muallimköy Teknoloji Bölgesi A.Ş) Yönetim Kurulu Üyesi
  • Türk Japon Üniversitesi Kurucu Heyeti Üyesi
  • MÜSİAD, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği Yüksek İstişare Heyeti Üyesi
  • UTESAV, Uluslararası Teknolojik Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı Kurucular Kurulu Üyesi
  • BTM, İstanbul Ticaret Odası Bilgiyi Ticarileştirme ve Araştırma Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi
  • TUGEV, (İTO) Turizm Geliştirme ve Eğitim Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi
  • Kandilli Kulübü Kurucu Mütevelli Heyeti Üyesi ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili
  • İlim Yayma Vakfı, Kurucular Kurulu Üyesi
  • Huzur Hastanesi Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi
  • İGETEV, İnsan Gelişimi ve Toplumsal Eğitim Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi
  • İstanbul Medeniyet Üniversitesi Destekleme Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi
  • Makina Mühendisleri Odası Üyesi
  • İTÜ Makina Fakültesi Danışma Kurulu Üyesi
  • Aydın Lisesi Mezunlar Derneği, ALMED Üyesi

Nail Olpak, MÜSİAD (Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği) 5. dönem Genel Başkanı ve MÜSİAD Yüksek İstişare Heyeti Başkanı, IBF (Uluslararası İş Forumu) Başkan Vekili, B20 Türkiye Yürütme Kurulu Üyesi, İTO (İstanbul Ticaret Odası) Meclis Üyesi, İDTM (İstanbul Dünya Ticaret Merkezi) Yönetim Kurulu Üyesi, Huzur Hastanesi Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi, ENVERDER (Enerji Verimliliği Derneği) Yönetim Kurulu Üyesi, MMG (Mimarlar Mühendisler Grubu) Yönetim Kurulu Üyesi ve (YİH) Yüksek İstişare Kurulu Üyesi olarak görev yapmıştır.

Nail Olpak’a, Ahi Evran Üniversitesi ve Mehmet Akif Ersoy Üniversiteleri tarafından, Uluslararası İlişkiler dalında Fahri Doktora unvanı verilmiştir.

Evli ve birisi Mimar, diğeri Mekatronik Mühendisi iki erkek çocuk babası olan Nail Olpak, çok iyi derecede İngilizce bilmektedir.

DEİK BAŞKANI NAİL OLPAK: “GERÇEKÇİ BİR PROGRAM"

NAİL OLPAK: "GERÇEKÇİ BİR PROGRAM"

Dış Ekonomik Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, bugün açıklanan Yeni Ekonomi Programı ile ilgili yazılı bir değerlendirme yaptı.

Olpak değerlendirmesinde şunları kaydetti:

"İstikrarı güçlendirmek için dengeli büyüyen, kademeli ve uzun vadeli bir perspektifi hedefleyen, güçlü, ayakları yere basan, gerçekçi bir program açıklandı. Program kısa günün karı anlayışı yerine uzun vadeli hedeflere ve uzun vadeli istikrara bırakan tüm ekonomi anlayışına yeni bir soluk getiriyor. Açıklanan hedeflerin somut, şeffaf, uygulanabilir ve hızlı adımlarla hayata geçirileceğine inanıyoruz. Böylelikle Türkiye ve dünyada iş çevrelerinin Türkiye ekonomisine güvenini hızla tekrar tesis edeceğine şüphemiz yok.

Yeni Ekonomi Programı'yla, Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Bakan Berat Albayrak'ın geçtiğimiz ay yaptığı Yeni Ekonomik Model toplantısında verdiği ilk mesajların sayılara ve hedeflere dönüştüğünü görüyoruz. Sadece para ve maliye politikasının değil tüm paydaşlarımızın destek vereceğini umduğumuz kapsamlı bir "Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı"nın hayata geçirilmesini oldukça önemli buluyoruz.

 "Ayakları yere basan gerçekçi bir program"

Yaşadığımız zorlu sürecin başından bu yana attığı adımlarla kontrolü eline alan ekonomi yönetimimiz, 3 yıllık stratejisini somut adımlar üzerine kurdu. Üretimi güçlendirecek, finansal piyasaları rahatlatacak ve ihracatı artıracak olan bu strateji, ülkemizin dengeli bir şekilde ve sürdürülebilir bir büyümeyle ilerleyeceğinin göstergesi. Bununla birlikte programın en önemli kısmı, reel hedefler ortaya koyması ve veriye dayalı sistematik bir program olması. 2021 yılına kadar olan kademeli büyüme ve kademeli enflasyon düşüşü hedeflerinin reel ve tutarlı olduğunu düşünüyoruz. Büyüme hedefleriyle uyumlu enflasyon hedefleri dengelenme sürecini destekler nitelikte.  Ayakları yere basan gerçekçi bir program ve altı dolu. Bununla birlikte henüz başlamayan kamu yatırımlarının durdurulmasını tasarruf tedbirleri açısından çok önemli buluyoruz. Konular özelinde çalışacak ofislerin kurulması da atılacak kararlı adımların göstergesi.

"İstişarelere verilen önem güvenimizi perçinliyor"

Ekonomi yönetimimizin istişarelere önem verdiği bir süreç yaşıyoruz. Maliye ve Hazine Bakanımız Sayın Berat Albayrak'ın açıklama öncesi, DEİK olarak bizim de aralarında bulunduğumuz iş dünyası temsilcileriyle değerlendirme yapması çok önemliydi. Karşılıklı anlayışın ön planda olduğu görüşmede taleplerimizi, sorunlarımızı ve çözüm önerilerimizi net bir şekilde ortaya koyduk. Yeni Ekonomi Programı, biz iş dünyasının temel öncelikleri olan; mali disiplin, serbest piyasa, mali kurulların işleyişi, enflasyonla mücadele, üretim ve ihracatın kesintisiz bir şekilde sürdürülmesi konularının hepsini detaylı bir şekilde kapsıyor. Bu da bize hem ekonomi yönetimimizin bizi duyduğunu gösteriyor hem de ekonomimizin geleceğine duyduğumuz güveni perçinliyor.

Kısa vadede zorluklarla karşılaşacak olsak da orta ve uzun vadede istikrarlı büyümeye devam edeceğiz. Şimdi hepimiz için, söylemi eyleme geçirme zamanıdır. Söylemin eyleme dönüştüğü süreçte ekonomi yönetimimiz, reel sektör ve finans sektörü olarak birlikte ilerleyeceğiz. Türkiye'nin üreticiden tüketiciye tüm bileşenleri için harekete geçme, daha çok çalışma, fedakarlık etme ve Türkiye ekonomisini güçlendirerek gelecek hedeflerine ulaştırma zamanıdır.  Bu süreçte, DEİK olarak da, yürüttüğümüz ticari diplomasi faaliyetleriyle her zaman ülkemizin yanında olacağız. Bu ülke bizim ve hep beraber sahip çıkmaya devam edeceğiz."

 

JAPONYA’DAN TÜRKİYE’YE YENİ YATIRIMLAR YOLDA

TÜRKİYE, JAPON DEVLERİ AĞIRLADI

JAPONYA'DAN TÜRKİYE'YE YENİ YATIRIMLAR YOLDA

Bu yıl 24'üncüsü gerçekleştirilen DEİK/Türkiye – Japonya İş Konseyi Ortak Toplantısı, DEİK/Türkiye-Japonya İş Konseyi ve karşı kanat kuruluşu KEIDANREN iş birliğinde 19 Eylül 2018 tarihinde İstanbul'da düzenlendi. İkili ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi amacı ile düzenlenen toplantıda Japonya'dan Türkiye'ye gelmesi hedeflenen yeni yatırım fırsatları ve 3'üncü ülkelerde birlikte işbirliği olanakları değerlendirildi. Toyota, Mitsubishi ve Daikin gibi Japon devi firmaların üst düzey yöneticilerinin katıldığı toplantıda, 500'e yakın Türk ve Japon iş insanı bir araya geldi.

24'üncü Türkiye–Japonya İş Konseyi Ortak Toplantısı, DEİK, Türkiye-Japonya İş Konseyi ve Keidanren iş birliğinde, T.C Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, DEİK Başkanı Nail Olpak, Türkiye'nin Tokyo Büyükelçisi Murat Mercan, Japonya Ankara Büyükelçisi Akio Miyajima, KEIDANREN Eşbaşkanı Kenichiro Yamanishi, KEIDANREN Eşbaşkanı Tamotsu Saito, DEİK/Türkiye-Japonya İş Konseyi Başkanı Şerif Tosyalı ve iki ülkeden toplam 500'e yakın iş insanının katılımıyla 19 Eylül'de İstanbul'da gerçekleştirildi.

24. Türkiye – Japonya İş Konseyi Ortak Toplantısı'nda konuşan T.C Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, "Bu toplantının iki ülke arasındaki ticari ilişkileri bir üst düzeye taşıması açısından fırsat olduğunu düşünüyoruz. Japon firmaları uzunca bir süredir ülkemizde faaliyet gösteriyor ve üretime, ihracata ve istihdama katkı sağlıyorlar. Ülkemizde doğrudan yatırımcılarla ilgili liberal ve şeffaf bir mevzuat var. Bugün, 1993 yılında imzalanan karşılıklı yatırımların teşvik edilmesi ve korunması anlaşmasının yerine geçecek, yatırımcılara yeni haklar getirecek Serbest Ticaret Anlaşması (STA)'nın müzakereleri devam ediyor. Hedefimiz müzakerelerin en geç 2019'un ilk yarısında tamamlamak" dedi. Türkiye'nin son 16 senede 200 milyarın üzerinde doğrudan yatırıma ev sahipliği yaptığını belirten Varank, "Bu süreçte Japonya, 2,7 milyar dolar ile Türkiye'ye sermaye ihraç eden ülkeler arasında 15. sırada yer aldı. Ben bu rakamın mevcut potansiyeli yansıtmadığını düşünüyorum. İnşallah daha çok çalışacağız ve bu rakamı artıracağız. Bu gibi platformlarda bir araya gelmeyi çok önemsiyorum. 2018 yılı sonunda Türkiye'de düzenlenecek yatırımcılarla buluşacağız ve 2019 başında da Tokyo'da yatırımcılarla bir araya geleceğiz" dedi.

Varank, yatırımcı dostu bir ortam sağlamanın hükümetin en temel öncelikleri arasında yer aldığını ifade ederek sözlerine şöyle devam etti: "Yatırım ortamını daha da ileri seviyelere taşımak adına özel sektör paydaşlarımızla istişare halinde 2018 yılında çok önemli adımlar attık. Türkiye'deki yatırım-üretim-ihracat zincirinin daha da güçlendirilmesini çok önemsiyoruz. Türkiye'yi yatırımcılar için bir cazibe merkezi haline getirmek adına 6 yıl önce yeni bir yatırım teşvik sistemini uygulamaya başladık. Bölgesel rekabet gücü farklılıklarından istifade etmek üzere bölgesel yatırım teşvik programı, uluslararası rekabet gücümüzü arttıracak yatırımları özendirmek için büyük ölçekli yatırım teşvik programı, ithalat bağımlılığı bulunan ürünlerde üretim kapasitemizi güçlendirmek için stratejik yatırımların teşviki programı ve diğer tüm yatırımları da desteklemek üzere genel yatırım teşvik programını uygulamaktayız."

DEİK Başkanı Nail Olpak, 1890'lı yıllarda başlayan iki ülke arasındaki ilişkilerin, özellikle son yıllardaki yoğun diplomatik ve iş temaslarının da etkisiyle çok yol kat ettiğini belirterek, "Türkiye'de, otomotiv ve yan sanayi, çelik endüstrisi, imalat sanayi, gıda ve altyapı sektörlerinde faaliyet gösteren Japonya sermayeli firma sayısı 200'ü aştı" dedi. Japon sermayesinin bugün, yurtdışında doğrudan yatırımlarını artırmaya devam ettiğini söyleyen Olpak şunları söyledi: "Bu toplantının da Japonya'nın Türkiye'deki yatırımlarını da artırması ve karşılıklı ticaretimizin daha dengeli bir yere gelebilmesi için önemli bir fırsat olduğuna inanıyoruz. Türkiye, Japonya için, 1,6 milyarlık bir pazara ulaşılabilen iyi bir köprü. Dış ticaret hacmi 4,7 milyar dolar olan ülkelerimiz arasında, Türkiye yaklaşık 3,8 milyar dolarlık bir açık veriyor. Bunun, önümüzdeki yıl ülkelerimiz arasında imzalanmasını beklediğimiz STA ile biraz daha dengeleneceğine inanıyoruz. Bu perspektifle, karayolu taşıtları için aksam, otomobil yan sanayi ve aksesuarları, balık, makarna, çinko, sebze gibi alanlarda Türkiye için ek ihracat fırsatları oluşacağına inanıyorum."

Türkiye – Japonya İş Konseyi karşı kanat kuruluşu KEIDANREN iş birliği ile 1986 yılından beri, farklı içeriklerde birçok heyet ziyaretini organize ettiklerini ifade eden Olpak, "Japon ve Türk iş çevreleri olarak, daha çok el ele verip yeteneklerimizi birleştirerek, tutkuyla, dünyanın ihtiyacı olan hizmet ve ürünleri birlikte daha fazla sunabiliriz" şeklinde konuştu.

Türkiye Tokyo Büyükelçisi Murat Mercanise, Japonya ile Türkiye'nin birbirine uzak ama bir o kadar da yakın iki ülke olduğunu belirterek, Büyükelçilik olarak Japonya'da Türk ekonomisini anlatmak için bir dizi etkinlik yaptıklarını  ifade etti. Hava sanayi ile ilgili Türkiye'de firmalarla toplantı yaptıklarını açıklayan Mercan, havacılık sektöründeki 25'e yakın Japon firmanın yarın Türk havacılık sektöründeki firmaları ziyaret edeceklerini  aktardı. Japonlarla ilişkilerin yeni projelerle devam ettirilmesi gerektiğini vurgulayan Mercan, "Bu konuda her türlü bilgi ihtiyacını karşılamaya hazırız, her konuda siz iş dünyası temsilcilerinin hizmetinizdeyiz. İş birliklerini artırmanın fırsatlarını bu toplantılarda araştırmalıyız" dedi.

Japonya Ankara Büyükelçisi Akio Miyajima,Japonya'nın özellikle imalat sektörü açısından Türkiye'de yatırımları bulunduğunu belirterek, Türkiye'nin istihdamına ve ihracatına katkıda bulunduğuna dikkat çekti. Türklerin becerileri ve çalışkanlığı ile Japon gücünün birleştiğini ifade eden Miyajima, "Türkiye'nin bölgesel gücünü hissediyoruz. Japonya, dünyanın küresel bir gücüdür ve plan yaparak hareket eder, güven, tutarlılık ve bağlılık ülkesidir. Şimdi dünyanın bütün ilgisi Japonya'da. Gelecek yıl G20 toplantısı ve sonrasında 7. Afrika geliştirme toplantısı ülkemizde olacak. Türkiye, ortalama yaşı 31 olan genç ve çalışkan iş gücüne sahip, sadakata önem veren değerli bir ülke. 2023 yılında 100'üncü yılını karşılayacak ve bugüne kadar birçok krizi aşarak gelmiş bir ülke. Hem Japonya hem Türkiye kurallara dayanan açık ve serbest ticareti desteklemektedir. Önümüzdeki yıl imzalanmasını arzu ettiğimiz STA ile birlikte iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da gelişeceğini umuyoruz" dedi. Türkiye'nin ekonomik gelişimine dikkat çeken Miyajima, "Japonya'dan Türkiye'ye gelen turist sayısı yüzde 70 arttı. Türkiye'den Japonya'ya gelen turist sayısı ise geçen seneye göre yüzde 5 arttı. Bu oranın artmasını ve Türklerin Japonya'ya daha çok gelmelerini istiyoruz. Türkiye'nin ekonomik konumu, Avrupa ve Japonya açısından da önemli. Japonya, Türkiye'nin ekonomik istikrarını desteklemektedir" diye konuştu.

DEİK/Türkiye-Japonya İş Konseyi Başkanı Şerif Tosyalı,Çin iş birliğine vurgu yapılsa da Türkiye'nin Asya açılımının esas olarak 1980'lerin başlarında, Türkiye'nin liberalleşmeye, serbest piyasa ekonomisine geçmeye ve dünyaya açılmaya ilk başladığı dönemde Japon şirketlerinin Türkiye'ye gelmesiyle başladığını hatırlattı. Türkiye'nin Asya ile yaklaştığını ifade eden Tosyalı, Türkiye'nin, Doğu ile yaklaşırken, ekseninin kaydığı, Batı'dan uzaklaşıldığı, endişelerin olduğu yargısının kesinlikle doğru olmadığını vurguladı. Japonya referanslı bir örnek veren Tosyalı, "Ülkemizdeki yaklaşık 200 civarında Japon firmasının çoğu burada üretim yapıyorlar ve sadece iç pazara değil Gümrük Birliği'nin de sağladığı avantajlardan yararlanarak, Avrupa'ya ihracat yapıyorlar. Japon firmaları, esas olarak ülkemizin Batı ile Doğu'yu birleştiren köprü konumuna yatırım yaptılar, beraber çalışıp ürettik ve beraber kazandık. Bundan sonra da kazanmaya devam edeceğiz. Birçok şeyi değiştirebilirsiniz ama coğrafyayı değiştiremezsiniz.  Türkiye, bir yere yönelip, sırtını diğerlerine dönen bir ülke değildir, olamaz da. Türkiye bir koluyla Batı'ya diğer koluyla da Doğu'ya uzanan, hem Asya hem de Avrupa le iş yapabilen bir ülkedir, tam anlamıyla küresel bir aktördür" ifadelerini kullandı.

Keidanren Eş Başkanı Kenichiro Yamanishi, Asya'nın batı ucundaki Türkiye'nin, Avrupa Birliği ülkeleriyle gerçekleştirdiği Serbest Ticaret Anlaşmaları (STA) ile kendi networkünü gerçekleştirdiğini söyledi. Japonya ve Türkiye'nin de STA imzaladığı zaman karşılıklı ikili iş ilişkilerinin geliştireceğini belirten Yamanishi, "Bugün gerçekleştirdiğimiz forumla, iki ülkenin ikili ilişkilerin genişletilmesi için ikili ortaklıklar kurulacağını ve yeni projelerin konuşulmasını temenni ediyoruz" dedi.

İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin değerlendirildiği toplantının açılış konuşmalarının ardından, Türkiye-Japonya İş Konseyi ile Karşı Kanat Kuruluşu Japonya-Türkiye Ekonomik Komitesi (KEIDANREN) arasında Ortak Bildiri imzalandı.

Türkiye-Japonya Ticaret Rakamları (TÜİK-2017)

Toplam dış ticaret hacmi:  4.7 milyar dolar
Türkiye'den Japonya'ya yapılan ihracat: 411 milyon dolar
Başlıca ihracat kalemleri: Karayolu taşıtları için aksam, parça ve aksesuarlar, balık, makarna, çinko, sebze.  
Türkiye'nin Japonya'dan yaptığı  ithalat: 4.3 milyar dolar
Başlıca ithalat kalemleri: Karayolu taşıtları için aksam, Buldozerler, greyderler, toprak tesviye makinaları, motor, otomobil, elektrik akümülatörleri.
Dış ticaret dengesi: Japonya lehine  3.8 milyar dolar

 

İlgili Resimler

NAİL OLPAK: “MERKEZ FAİZDE ADIM ATTI VE SADELEŞMEDEN VAZGEÇMEDİ"

NAİL OLPAK: "MERKEZ FAİZDE ADIM ATTI VE SADELEŞMEDEN VAZGEÇMEDİ"

Dış Ekonomik Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Merkez Bankası faizi artımı ile ilgili yazılı bir değerlendirme yaptı.

Olpak değerlendirmesinde şunları kaydetti:

"TCMB tarafından 13 Eylül 2018 tarihli PPK sonuçlarına ilişkin yapılan duyuruda, politika faizinin 6,25 puan artışla %17,75'ten %24 seviyesine yükseltildiği açıklandı. TCMB, yaptığı açıklamada enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruşun kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.

İş dünyası temsilcileri olarak, piyasada cari faiz oranlarından ciddi anlamda rahatsızlık duyuyor, diğer taraftan piyasa faizleriyle arası tamamen açılmış bir Merkez Bankası faiz oranının anlamını yitirdiğini düşünüyoruz. Merkez Bankası'nın gerekli değerlendirmeyi yaparak aldığı bu kararın TL'deki volatiliteye olumlu etki etmesini bekliyor.

Bu noktada, zor olmakla birlikte, piyasada cari faiz oranlarının hızla düşürülmesi ve kurlardaki dalgalanma ve yüksek seviyenin bir an önce kontrol altına alınması gerektiğine inanıyoruz.

Bu kararın yanı sıra Merkez Bankası faiz oranlarında tek gösterge olarak politika faizini kullanacağını açıkladı ki piyasalar bu hamle ile sadeleşmeden vazgeçilmediği sinyalini aldı. İş dünyası olarak, bunu da özellikle kısa vadede oldukça önemli buluyoruz.

Alınan bu kararın Merkez Bankası'nın bağımsızlığı üzerindeki tartışmalara da son vereceğini düşünüyoruz. Hem ekonomik anlamda alınan ve alınacak, hem de reformlar anlamında atılan ve atılacak adımlar ile, uluslararası ilişkilerde atılan ve atılacak olumlu adımlar dahil, alınan tüm tedbirleri bir bütün olarak düşündüğümüzde, bu adımında Türkiye ekonomisinin ve TL'nin üzerinde oluşturulan olumsuz süreci ortadan kaldırıcı kararlar olduğunu düşünüyoruz.

Başta Cumhurbaşkanımız ve ekonomi yönetimi olmak üzere, TCMB ve BDDK ve ilgili tüm kurumların, geçtiğimiz süreçte ortaya koyduğu yeni yol haritasının ve muhtemelen yeni ismiyle açıklanacak olan Orta Vadeli Planın, hem kısa hem de orta vadede başarılı sonuçlarını alacağımıza inanıyoruz. Türkiye ekonomisi, sağlam temeller üzerine kurulu bir makroekonomik yapıya sahip olmasının verdiği avantajla, daha dengeli büyüyerek, bu olumsuz süreci de atlatacak ve kendisini küresel gelişmelere adapte edecektir."

BREXİT, İNGİLTERE VE TÜRKİYE İŞ BİRLİĞİNDE YENİ FIRSATLAR SUNACAK

BREXİT, İNGİLTERE VE TÜRKİYE İŞ BİRLİĞİNDE YENİ FIRSATLAR SUNACAK

T.C. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın İngiltere'ye resmi ziyaretleri kapsamında, DEİK tarafından düzenlenen İngiltere özel sektör heyet ziyareti ve İngiltere - Türkiye İş Forumu, 12 Eylül 2018 tarihinde Londra'da gerçekleştirildi.

Türkiye'de faaliyet gösteren Vodafone ve İngiltere'de faaliyeti bulunan Vestel vb. şirketlerin başarı hikâyelerinin paylaşıldığı forumda, her iki ülkedeki yatırım fırsatları, üçüncü pazarlardaki altyapı projeleri için iş birlikleri, mevcut ve gelecekteki ulaşım projeleri ile tedarik zinciri fırsatları konuları masaya yatırıldı.

İngiltere ve Türkiye'deki yatırım fırsatlarının değerlendirildiği ve iş birliklerinin görüşüldüğü İngiltere - Türkiye İş Forumu'na, T.C. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, İngiltere Uluslararası Ticaret Bakanı Liam Fox, İngiltere Başbakanı Ticaret Elçisi Lord Janvrin, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-İngiltere İş Konseyi Başkanı Remzi Gür, Türkiye Müteahhitler Birliği (TCA) Başkan Yardımcısı Hüseyin Aslan, İngiltere İhracat Finansmanı (UKEF) Bölge Müdürü Vomic Shah, Türk Eximbank Genel Müdür Yardımcısı Koray Erden, İngiltere Demiryolu Endüstrileri Derneği (DEA) İhracat Direktörü Neil Walker, İngiliz Havacılık Grubu (BAG) Başkanı Graham Bolton ve iki ülkeden yaklaşık 140 iş dünyası temsilcisi katıldı.

İngiltere-Türkiye İş Forumu'nun açılış konuşmasını yapan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Türkiye'nin Brexit sürecini yakından takip ettiğini ve bu sürecin büyük dönüşümlere vesile olacağını belirtti. İngiltere'nin dünyadaki en büyük ekonomilerden biri olduğunu ifade eden Pekcan, Türkiye'nin dinamik ekonomisiyle iki ülkenin iş birliğinin güçlenerek devam edeceğini söyledi ve "Özellikle Brexit süreci ve sonrasında bilgi teknolojileri, enerji, yapay zeka alanındaki gelişmelerle yeni bir ekonomi yaratacağız" dedi. Ticaret hacmindeki artış ve teknoloji serbest bölgelerinde özel teşviklerle İngiliz yatırımı için doğru bir zaman olduğunu vurgulayan Pekcan, Türkiye'nin coğrafi konumu ve stratejik bir merkez olması vesilesiyle karşılıklı ilişkilerin derinleştirilmesi gerektiğine değinerek, Ukef-Eximbank iş birliğinin iş dünyası için önemli fırsatlar sunduğunu söyledi.

İngiltere Uluslararası Ticaret Bakanı Liam Fox, Jetco'nun önemine vurgu yaparak başladığı konuşmasında, hükümetler arası çalışmaların ve firmalar arası iş birliğinin ticarette başarıya ulaşmanın yolu olduğunu söyledi. Bu bağlamda İngiltere yatırımlarının geçtiğimiz yıl için yüzde 20 arttığını ve İngiliz firmalarının Türkiye'deki fırsatları dikkatle takip ettiğini söyledi. İngiltere'nin, Avrupa'nın en kolay yatırım yapılabilen ülkelerinden biri olduğunu ifade eden Fox, İngiliz firmaların Türkiye'yi bölgesel bir merkez olarak kullandıklarına dikkat çekti. Brexit sürecinin İngiltere'ye yeni ticaret politikalarını hayata geçirme imkânı sağlayacağını ve İngiltere'nin kendi ekonomik kaderini belirleme hakkına sahip olacağını belirten Fox, Türkiye ve İngiltere'nin sağlık, ulaştırma ve altyapı konularında üçüncü ülke yatırımları ile ekonomik ilişkilerini daha da güçlendireceğini söyledi.

"İkili anlaşma konusunda Bakanlara çağrı"

Brexit süreciyle ilgili tüm olasılıklar için hazırlıklı olmak gerektiğini belirten DEİK Başkanı Nail Olpak, "Türk iş dünyası olarak İngiltere ile mükemmel boyutta olan ticari ilişkilerimizin, olumsuz bir Brexit senaryosunun kurbanı olmayacağına inanıyoruz. Bu nedenle bakanlarımıza, Brexit görüşmelerinin sekteye uğraması halinde, geçiş dönemi olmaksızın, önümüzdeki sene 29 Mart'tan sonra süregelen işbirliğinin devam etmesine olanak tanıyan ikili bir serbest ticaret anlaşmasının imzalanmasını teşvik etmeleri yönünde çağrıda bulunuyoruz" dedi.

Olpak, olası bir sert Brexit senaryosuna böyle bir "ikili çözüm"ün, Türkiye'yi de bağlayan Gümrük Birliği mimarisinden bir sapma gibi görülmemesi gerektiğini belirtti ve İngiltere ile AB arasındaki herhangi bir çatışmanın uzun süre devam edemeyeceğine inandıklarını kaydetti. Olpak, "Mevcut Gümrük Birliği düzenlemesinin genişletilmemesi nedeniyle sıkıntı çeken Türkiye'nin, olası bir olumsuz Brexit senaryosunun yıkıcı etkilerinden kendisini koruma hakkına sahiptir" dedi.

İngiltere'de gerçekleştirdiği kendi yatırım hikâyesini anlatarak başladığı konuşmasında DEİK/Türkiye-İngiltere İş Konseyi Başkanı Remzi Gür, Türkiye'deki fırsatlardan ve İngiltere'ye yatırım yapma imkânları hakkında bilgi verdi.  Gür, Türkiye'nin üçüncü ülke pazarları ile ilgili bilgisi ve insan gücüyle İngiltere'nin teknolojisi birleştirildiğinde bu ülkelere yapılacak olan yatırımların çok başarılı olacağını söyledi.

Türkiye-İngiltere Ticaret Rakamları (TÜİK-2017)

Toplam dış ticaret hacmi: 16.2 milyar dolar

Türkiye'den İngiltere'ye yapılan ihracat: 9.6 milyar dolar

Başlıca ihracat kalemleri: Motorlu taşıtlar, otomobil, izole edilmiş tel kablo, tekstil, televizyon alıcısı.

Türkiye'nin İngiltere'den yaptığı ithalat: 6.6 milyar dolar

Başlıca ithalat kalemleri: Dizel - yarı dizel motor, demir-çelik döküntü, otomobil, ilaç.

Dış ticaret dengesi: 3 milyar dolar 

DEİK BAŞKANI NAİL OLPAK: “EKONOMİMİZDE DENGELENME SÜRECİNDE SÜRDÜREBİLİRLİK ÖNEMLİ”

NAİL OLPAK: "EKONOMİMİZDE DENGELENME SÜRECİNDE SÜRDÜREBİLİRLİK ÖNEMLİ"

2018 yılının ikinci çeyreğinde gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 5,2 büyüdü. Böylelikle 2018 yılının ilk yarısında Türkiye ekonomisi yüzde 6,2 büyüme gerçekleştirdi. DEİK Başkanı Nail Olpak, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından bugün açıklanan Türkiye ekonomisinin 2018 ikinci çeyreğindeki büyüme verileri ile ilgili yazılı bir değerlendirme yaptı.

Olpak, açıklamasında şunları kaydetti:

"Türkiye ekonomisi, yılın ikinci çeyreğinde yakaladığı yüzde 5,2'lik büyüme oranıyla birlikte, 2018'in ilk yarısında %6,2 gibi başarılı bir büyüme gerçekleştirmiş oldu. İkinci çeyrekte net ihracatın büyümeye 1 puana yakın oranda katkı vermesi büyümenin kompozisyonu açısından olumlu bir tablo ortaya koyarken, tüketim ve yatırımlardaki büyümenin hız kesmesi, ekonomimizin beklenen dengelenme sürecine girmeye başladığını gösteriyor.  Dengelenme sürecinin başladığını işaret eden büyüme rakamları, uygulanacak reformlarla birlikte sürdürülebilir büyüyen bir Türkiye'nin göstergesidir.

Yılın geri kalan bölümünde dengelenme süreci devam ederken, cari açık ve bütçe açığı gibi ekonomimiz üzerinde kırılganlık yaratan kalemlerde iyileşmeler yaşanacağını öngörüyoruz. Bu süreçte, mal ve hizmet ihracatımızdaki artışların yanı sıra ithalatımızdaki gerileme ile birlikte net ihracatın büyümemize güçlü bir şekilde katkı vermesini bekliyoruz. Böylelikle, Türkiye olarak ilerleyen yıllarda yapısal sorunlarımızı çözüme kavuşturarak daha dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına gireceğimize inanıyoruz."

KIRGIZİSTAN İLE TİCARİ İŞ BİRLİĞİ GÜÇLENİYOR

KIRGIZİSTAN İLE TİCARİ İŞ BİRLİĞİ GÜÇLENİYOR

T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kırgızistan'a resmi ziyaretleri kapsamında, T.C. Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından Türk iş insanları heyeti ziyareti ve Türkiye-Kırgızistan İş Forumu Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te 1-2 Eylül 2018 tarihlerinde gerçekleştirildi.

DEİK Başkanı Nail Olpak'ın özel sektör heyeti başkanlığında gerçekleşen İş Forumuna, T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov, T.C. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Kırgızistan Ekonomi Bakanı Oleg Pankratov, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Kırgızistan İş Konseyi Başkanı Ahmet Kaya, Kırgızistan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Marat Şarşekeyev, Kırgızistan Yatırımları Teşvik ve Koruma Ajansı Direktörü Şumkarbek Adilbek Uulu ve iki ülkeden yaklaşık 300 iş dünyası temsilcileri katıldı.

Türkiye- Kırgızistan İş Forumu'nda iki ülkenin iş dünyası temsilcilerine hitap eden T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ile Kırgızistan arasındakiekonomik ve ticari ilişkilerin alınan mesafeye rağmen hala arzu edilen seviyelerin çok çok gerisinde olduğunu söyledi. Kırgızistan'da çeşitli sektörlerde 300 civarında Türk sermayeli firmanın faaliyet gösterdiğini ve bu firmaların da 5 bini aşkın Kırgız vatandaşına istihdam sağladığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk müteahhitlerin Kırgızistan'da bugüne kadar yatırım bedeli 700 milyon dolara yakın 67 projeyi üstlendiklerini belirterek, "Bu projelerle firmalarımız, Kırgızistan'ın bağımsızlığından itibaren hayata geçirdiği kalkınma hamlesine destek verdi. Türkiye olarak firmalarımızın buradaki yatırımlarından şüphesiz ki daima gurur duyuyoruz" dedi.

İki ülkenin iş insanlarına hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her iki ülke iş insanlarının bu toplantı vesilesiyle yeni ortaklıkların kapılarını aralamalarını özellikle temenni ediyorum. Buradan öncelikle Türk iş insanlarına sesleniyorum, Kırgızistan dost ve kardeş bir ülkedir. Yatırımlarınızda gelin bu ülkeye öncelik verin. Kırgızistan'a yapacağınız yatırımlarda sadece Kırgızistan pazarını göz önünde bulundurmayın. Buraya yapılan yatırımlar Avrasya Gümrük Birliği sebebiyle Kazakistan, Rusya ve Beyaz Rusya pazarlarına da hitap edecektir. Hatta Çin pazarı da göz ardı edilmemelidir" dedi.

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov İş Forumu'nda gerçekleştirdiği konuşmasında,Başkan Erdoğan'a ziyareti için teşekkür etti. Ceenbekov, "Sizin ziyaretiniz Türk yatırımcısını umutlandırdı. Bu foruma, gerçek emekleriyle kazanarak ülkelerinin kalkınmasına büyük katkı sağlayanlar katılıyor" dedi. Kırgızistan-Türkiye İş Forumu'nun iki ülke ekonomisinin kalkınmasına vesile olacağına inandığını belirten Ceenbekov, iki ülkenin arasında güven ortamının mevcut olduğunu ve ikili ilişkilerin çok güzel geliştiğini söyledi.  Kırgızistan'ın Türkiye'ye ihracatını artırmak istediğini vurgulayan Ceenbekov, "Türkiye'ye ekolojik tarım ürünleri ihraç etme arzusundayız" dedi. İki ülke arasındaki ticaret hacminin son 25 yılda yüzde 18 arttığını belirten Ceenbekov, iki ülkenin potansiyelini tamamını kullanmadığını ve ticaret hacmini 1 milyar dolara çıkarmak için gayret gösterilmesi gerektiğini söyledi.

T.C. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, İş Forumu'na katılımlarından dolayı memnuniyetini dile getirerek, Türkiye ile Kırgızistan arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri artırmayı istediklerini söyledi. Pekcan, Türkiye ile Kırgızistan arasında 2017 yılının sonunda 487 milyon dolar olan ticaret hacmini 1 milyar dolara artırmayı amaçladıklarını ve 720 milyon dolar olan müteahhitlik projelerinin de birkaç katına çıkarılmasının hedeflendiğini ifade etti. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, "Önümüzdeki dönemde imza atacağımız projelerle Avrupa'nın en dinamik ülkesi ile Atayurt'un stratejik ülkesi arasındaki ticaret hacmini bu yıl sonuna kadar 1 milyar doların üzerine çıkaracağız" dedi.

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, Kırgızistan'ın liberal ekonomisi ve yatırımcı dostu mevzuatıyla, Türk iş dünyasının hedef ülkelerinden biri haline geldiğini söyledi. Kırgızistan'ın ayrıca Avrasya Ekonomik Birliği üyesi olması ve yaklaşık 200 milyon nüfuslu bir pazara erişim imkânı sunmasıyla da, Türk yatırımcılar için cazibe odağı olmaya devam edeceğini belirten Olpak, "Kırgızistan; hidroelektrik kaynakları, turizm ve otelcilik, altyapı ve konut inşaatı, tarım ve gıda, madencilik, inşaat malzemeleri, perakende, tekstil ve hazır giyim ile makine yedek parça ve ekipmanları sektörlerinde önemli iş ve yatırım fırsatları sunuyor. Türkiye'nin oldukça güçlü olduğu alanlardan olan telekomünikasyon sektörü de Kırgızistan'da, yüksek bir potansiyel vadediyor, ortak işbirliği ve yatırım fırsatları sunuyor. Türk müteahhitlik firmaları, Kırgızistan'da şimdiye kadar 690 milyon dolar değerinde 65 proje üstlendiler ve teslim ettiler" dedi.

Türkiye'nin Kırgızistan'ın en büyük ithalat partnerleri arasında ilk 5'te yer aldığını; fakat iki ülke arasında 2017 yılı sonunda 483 milyon dolar ticaret hacmi bulunduğunu belirten DEİK Başkanı Olpak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu hacim, Kırgızistan'ın vadettiği potansiyelin çok altında. Kırgızistan'da 300 civarında Türk sermayeli firma, 304 milyon dolar sermaye ile faaliyet gösteriyor. İki kardeş ülke el ele vererek, gerek Kırgızistan ticaretini daha çok çeşitlendirebilir ve büyütebilir, gerekse birlikte yeni yatırım ve işbirliği projeleri hayata geçirerek gelecek nesillerimize istihdam alanları oluşturabiliriz."

Forumda 3 İşbirliği Anlaşması imzalandı

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve Kırgızistan Ekonomi Bakanı Oleg Pankratov'un başkanlığında forumun açılış konuşmalarının ardından, DEİK ile Kırgızistan Yatırımları Teşvik ve Koruma Ajansı arasında İşbirliği Anlaşması, TOBB ile Kırgızistan Ticaret ve Sanayi Odası arasında İşbirliği Anlaşması ve Gata Havayolları ve Taşımacılık A.Ş. ile Manas Uluslararası Havalimanı arasında İşbirliği Anlaşması imzalandı.

Kırgızistan, Dünya Ticaret Örgütü'ne kabul edilen ilk ülke

BDT coğrafyasında Dünya Ticaret Örgütü'ne kabul edilen ilk ülke olan Kırgızistan, her türlü iktisadi faaliyetin rahatlıkla yapılabildiği ve dünyanın en liberal ve yatırımcı dostu mevzuatlarından birisine sahip. Son 10 yıllık dönemde ülkenin dış ticaret hacminin GSYİH'dan fazla olması ekonominin dışa açıklık oranının çok yüksek olduğunun göstergesi olarak kabul ediliyor. Hidroelektrik enerjisi ve yenilenebilir enerji, turizm ve otelcilik, altyapı ve konut inşaatı, tarım ve gıda, madencilik, inşaat malzemeleri üretimi, perakende ticaret, tekstil ve hazır giyim başta olmak üzere birçok sektörde önemli iş fırsatları sunan Kırgızistan, aynı zamanda Avrasya Ekonomik Birliği üyesi ve yaklaşık 200 milyon nüfusa sahip bir pazara erişim imkânı sunuyor.

Türkiye-Kırgızistan Ticaret Rakamları (TÜİK-2017)

Toplam dış ticaret hacmi:  487.3 milyon ABD Doları

Türkiye'den Kırgızistan'a yapılan ihracat: 343.6 milyon ABD Doları

Başlıca ihracat kalemleri:Halı, ziynet eşyaları, tekstil mamulleri, karayolu taşıtları için aksam, parça ve aksesuarlar.

Türkiye'nin Kırgızistan'dan  yaptığı  ithalat:143.7 milyon ABD Doları

Başlıca ithalat kalemleri: Altın, pamuk, kuru baklagiller, bakır alaşımları.

Dış ticaret dengesi: 199.8 milyon ABD Doları

İlgili Resimler

NAİL OLPAK: “ZOR GÜNLER, AMA UMUTLU VE KARARLIYIZ"

NAİL OLPAK: "ZOR GÜNLER, AMA UMUTLU VE KARARLIYIZ.

DEİK, Ticari Diplomasinin tüm unsurlarını kullanacak

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler ile ilgili DEİK Yönetim Kurulu adına yazılı bir açıklama yaptı.

Yaşanan sıkıntılı süreci atlatmak için önce Yönetim Kuruluyla toplandıklarını, Çarşamba günü de; Büyükelçiler, DEİK İş Konseyi Başkanları ve TİM İhracatçı Birlik Başkanları'yla bir araya gelerek süreci değerlendireceklerini ve bu istişarelerin devam edeceğiniifade edenOlpak, ticari diplomasinin tüm enstrümanlarını kullanacaklarını belirtti ve açıklamasında şunları kaydetti;

"Dün, zor bir haftaya, umut ve kararlılıkla başladık. Finansal piyasalarda yaşanan ve makroekonomik temellerimizi hiç yansıtmayan gelişmeler, tablonun daha net anlaşılmasını sağladı. Uluslararası piyasalar açılmadan yaşanan bu gelişmelerin, ekonomimiz üzerinde olumsuz etkileri olacak, ama kalıcı hasara dönüşebilecek yıkıcı etkisi olmayacaktır.

Cuma günü Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Berat Albayrak tarafından açıklanan ‘'Yeni Ekonomi Yaklaşımı'' kararlı bir yol haritası ortaya koymuştu. Pazar gecesi itibariyle ekonomimize karşı başlatılan ikincil atağa karşı, ekonomi yönetimi ile finans sektörünün koordineli bir süreç yönettiğini görmek, iş dünyasının güvenini artırdı. Cumhurbaşkanımızın başkanlığında, ekonomi yönetimimiz, Merkez Bankası, BDDK ve SPK'nın attığı yerinde adımlarla, bu olumsuzlukları aşacak bir yol haritası hızla uygulamaya konulması son derece önemli. Ekonomi yönetimimizin, sadece orta vadede değil kısa vade için de aksiyon planının hazır olduğunu ve hemen uygulamaya koyduğunu görmek piyasaların güvenini arttırdı. Reel sektör olarak, finansal piyasaların istikrarı için atılan her adımı destekliyoruz. Aynı kararlı adımların, reel sektör için de hızla uygulamaya konulması, önümüzdeki süreçteki önemli önceliklerimizdendir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın bu alanda başlattığı adımı memnuniyetle karşılıyoruz.

Türkiye, daha ağır yapısal sorunlarla karşı kaşıya olduğu 1994, 2001 dönemlerini ve 2008 dünya ekonomik krizinin etkilerini başarılı bir şekilde atlatabilmiş güçlü bir ülke. Biz, o dönemleri, piyasaların içinde bilfiil yaşamış nesilleriz. Bugün yaşadığımız, temelinde yapısal bir sorundan kaynaklanmayan, ancak sonuçları itibarıyla piyasalarımıza zarar veren bir gelişme.

Ekonomimizi güvenle geleceğe taşıyacak enstrümanlara sahip ve hareket kabiliyeti yüksek bir ülke olarak, milletimizle birlikte bu durumu da en az hasarla atlatacağımıza gönülden inanıyoruz.

Bu süreçte hepimizin üzerine düşen sorumluluklar var. Vatandaşımızın endişelerini de anlıyoruz. Onlardan beklentimiz, panik havası içine girmemeleri, dedikodu kanallarından gelen haberlere itibar etmemeleri, biraz sabredip, yetkililerin yapacağı açıklamalarla hareket etmeleridir. Nitekim ekonomi yönetimimiz ve Cumhurbaşkanımız, dedikodu ve manipülasyonlara karşı, döviz ve banka mevduatlarıyla ilgili gerekli net açıklamaları yaptı.

DEİK olarak, Yönetim Kurulumuz ile birlikte yaptığımız toplantımızda; yönetim kurulumuz ve tüm dünyaya yayılmış 144 iş konseyimiz aracılığıyla, ticari diplomasinin tüm unsurlarını en etkili şekilde kullanmak için bir yol haritası ortaya koyduk.

Çarşamba günü de, Ticaret Bakanımız ve Dışişleri Bakanımızla birlikte, Büyükelçilerimiz, DEİK İş Konseyi Başkanlarımız ve TİM İhracatçı Birlik Başkanlarımızla bir araya getirerek süreci detaylarıyla değerlendirip, atılacak ilave adımları belirleyeceğiz.

Bu zor süreçte; mali disiplin, serbest piyasa kuralları, mali kurulların sağlıklı işleyişi, enflasyonla mücadele, üretim ve ihracatın aksatılmadan sürdürülmesi ve milletimizin inancı, sorunların çözümü için en önemli reçete olacaktır. Bizler de iş insanları olarak, bu konularda üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeye hazırız. 

YENİ EKONOMİ YAKLAŞIMI İŞ DÜNYASINA GÜVEN VERDİ

YENİ EKONOMİ YAKLAŞIMI İŞ DÜNYASINA GÜVEN VERDİ

Yeni Ekonomi Modeli'ne ilişkin DEİK'ten açıklama:

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından açıklanan Yeni Ekonomi Yaklaşımı'na ilişkin Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak yazılı bir açıklama yaptı.

Türkiye'nin yönetim sistemi değişikliğiyle birlikte ekonomi alanında da yeni bir yaklaşımla yol haritasının belirlendiğine dikkat çeken Nail Olpak şöyle konuştu:

"Sayın Bakanımız tarafından açıklanan Yeni Ekonomi Yaklaşımı, iş dünyamızın geleceğe güvenle bakmasını sağlayan önemli bir adımdır.

İlk olarak Merkez Bankası'nın bağımsızlığı, mali disiplin, enflasyonla mücadele, cari açığın düşürülmesi ve güven ortamının iyileştirilmesine yapılan ısrarlı vurgunun, istikrarı güçlendirmek adına çok önemli olduğunu düşünüyoruz.

Öte yandan Sayın Bakanımız yol haritası olarak çok katmanlı ve bütüncül bir yaklaşım sunmuştur. Stratejik büyüme alanlarının belirlenip beşeri sermayenin güçlendirilmesi, sermaye piyasalarının derinleşmesi, katma değerli üretimin teşviki ve insani gelişmişlik düzeyinin artırılması gibi hedefler, Türkiye'yi bir üst lige taşıyacaktır.

Bu yeni yaklaşımla ekonominin tüm paydaşlarının politika üretim süreçlerine interaktif katılımının arzulanması, politikaların hızla hayata geçirileceğinin de işaretidir. Bu yol haritasının nasıl uygulanacağına ilişkin detayları belirleyecek ve eylülde açıklanması öngörülen Orta Vadeli Plan'ı da merakla bekliyoruz.

Özellikle bugün itibarıyla döviz tarafındaki negatif gelişmelere baktığımızda zor bir dönemden geçtiğimizin farkındayız. Durumun zorluğuna rağmen, metanetimizin bozulmaması gerektiğine inanıyorum. Ekonomi yönetimimizin bu konuda da atacağı adımları olduğuna inanıyorum. İş dünyası olarak bu zor dönemde üzerimize düşen tüm görev ve sorumluluğu almaya hazırız.

Bu yeni ekonomik yaklaşımla birlikte ortaya konan güçlü yol haritasının ülkemiz için hayırlı olmasını diliyoruz."

DEİK BAŞKANI NAİL OLPAK: "100 GÜNLÜK İCRAAT PROGRAMI İŞ DÜNYASI İÇİN YEPYENİ BİR MOTİVASYON KAYNAĞI"

DEİK BAŞKANI NAİL OLPAK: "100 GÜNLÜK İCRAAT PROGRAMI İŞ DÜNYASI İÇİN YEPYENİ BİR MOTİVASYON KAYNAĞI"

Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan 100 Günlük İcraat Programı iş dünyası olarak bizlerin yeni döneme dair motivasyonunu oldukça yükseltti ve hepimizi oldukça heyecanlandırdı. Programda eğitimden sağlığa, sanayiden turizme, kırsal kalkınmaya varan geniş bir yelpazede 46 milyar TL bütçe ile hayata geçirilmesi hedeflenen 400 proje yer alıyor. Kamuda kaliteli hizmet anlayışından ödün vermeden tasarruflar ve bütçe disiplini noktasındaki sağlam duruşumuz devam ediyor. Başta Ticaret Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı olmak üzere tüm ilgili bakanlıkların iş dünyasının daha hızlı aksiyon almasını sağlamaya dönük eylem planları hazırlaması bizler için önem arz ediyor.

Diğer yandan da başta İstanbul'da yeni havalimanın faaliyete geçmesi ve Kanal İstanbul Projesi olmak üzere ülkemizin dört bir yanında "kalkınma" odaklı büyük yatırımlara imza atılması planlanıyor. Aynı zamanda, çağın gereksinimlerini yakalayabilmek adına eğitim, sanayi, enerji, tarım ve hatta adalet sistemi dahil olmak üzere birçok alanda bir dijital dönüşüm seferberliğinin başlatıldığı, e-ihale gibi iş dünyası açısından bürokrasinin azaltıldığı önemli bir kavşaktan geçiyoruz. Ülkemizin güçlü ve dengeli büyüme performansını sürdürebilmesi için ihracatın ve yatırımların önemini her platformda vurguluyoruz. Söz konusu programda ihracatımıza verilecek desteklerin artırılması ve Gümrük Birliği'nin genişletilmesine ek olarak dış pazarların çeşitlendirilmesi vurgusu da Türkiye'nin uluslararası arenada güçlü bir ekonomik aktör olarak varlığını pekiştireceğine inanıyoruz. Ticaret Bakanlığımızın ev sahipliğinde DEİK olarak düzenleyeceğimiz 2'nci Türkiye ve Afrika Ekonomi ve İş Forumu'nun da bu yaklaşım doğrultusunda Türkiye için kıymetli çıktıları olmasını hedefliyoruz. Yine savunma sanayi gibi Türkiye'nin son beş yılda rekabetçilik konusunda ciddi bir avantaj yakaladığı ve kar marjı yüksek bir sektörün ihracatta öne çıkarılması yönündeki vurgu da Türkiye'nin kısa dönem hedeflerinin, uzun dönem hedefleri için aslında bir işaret fişeği olduğunu gösteriyor.

Bunların yanısıra yeni Orta Vadeli Plan'ın Ağustos sonunda, 2019 – 2023 dönemine ilişkin belirlenecek stratejinin planlamasının da Kasım 2018'de duyurulması hedefleniyor. Bu da planlamalar da hem yabancı yatırımcı hem de Türkiye iş dünyası için yepyeni bir yol haritasi anlamına geliyor ki yılın son çeyreğinde özellikle yatırım alanında bir hareketlilik yaratmasını ve ekonomide istikrarı güçlendirmesini bekliyoruz.

DEİK BAŞKANI NAİL OLPAK: ABD’NİN YAPTIRIM KARARINI KINIYORUZ

ABD'nin Rahip Brunson yaptırımına ilişkin DEİK'ten açıklama:

ABD'nin Rahip Andrew Brunson davası nedeniyle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül'e yaptırım kararı almasına ilişkin Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak yazılı bir açıklama yaptı.

Türkiye-ABD ilişkilerinde yeniden diplomasi dilinin hakim olması gerektiğine dikkat çeken Nail Olpak, "Uzun yıllardır dostumuz ve NATO'da müttefikimiz olan ABD'nin, Rahip Brunson davası karşısındaki yaptırım kararını kınıyoruz. Bu dayatmacı anlayışın, uluslararası hukuk normları ve yapılan anlaşmaları gölgeleyerek adalet ve saygınlık ilkelerini derinden sarstığını görüyoruz. Hukuki altyapısı olmayan ve tamamen rasyonellikten uzak bu karar neticesinde psikolojik sınırların aşılmış olması, tamiri zor yıkımlara neden olacaktır. ABD'nin bu kabul edilemez tutumunu bir an önce sonlandırarak, ilişkilerin normalleşmesini umuyoruz. Aksi takdirde siyaset, ekonomi ve askeri alandaki işbirliklerimizin zarar görmesinden endişe duyuyoruz" dedi.

ABD'nin Rahip Brunson davası hakkında bağımsız Türk yargısının hukuksal temellere dayanarak almış olduğu bir karar neticesinde, bakanlarımız nezdinde böyle bir yaptırım uygulaması kabul edilemez bir tutumdur. Türkiye ile ABD asırlara dayanan ilişkileri çerçevesinde her zaman dost ve müttefik ülkeler olarak, diplomasiyi ön planda tutan devlet kültürlerine sahiptirler. Ancak son ABD hükümetiyle birlikte üzülerek görüyoruz ki diplomasinin gereklerinden uzaklaşılan, inişli çıkışlı seyir izleyen ilişkilerimiz gitgide daha istikrarsız bir hal almaktadır.

NATO Zirvesinde Cumhurbaşkanları düzeyinde gösterilen olumlu ve ılımlı tablonun ardından ABD Hazine Bakanlığı'nın almış olduğu bu ağır yaptırım kararının iki ülkenin ekonomik ve ticari ilişkilerine de olumsuz yansımaları olacağını düşünüyoruz. Biz iş dünyasının temsilcileri olarak, 20 milyar dolarlık bir ticaret hacmimiz olan ABD gibi kıymetli bir partnerimizle yaşanan bu gerilimin gerek siyasi gerek ticari diplomasi kanallarının kullanılmasıyla bir an önce son bulmasını umuyoruz. Aksi takdirde ABD ve Türkiye'nin yanı sıra bölge ülkeleri de, bu iki güçlü ülke arasında yaşanan siyasi gerginlikten dolayı ekonomi ve ticaret alanında da büyük zarar görecektir.

Ekonomik anlamda baktığımızda görüyoruz ki; 2018 yılı Haziran ayı itibarıyla yabancı yatırımcılar arasında ABD'de yerleşik yatırımcılar, Borsa İstanbul'da en yüksek portföy değerine sahiptir. 2002-2017 döneminde ise Türk yatırımcılar ABD'ye yaklaşık 5 milyar dolar doğrudan yatırım yapmışlardır. Hatta geçtiğimiz yıl yaşanan siyasi gerilimlere rağmen ABD'ye ihracatımız yüzde 31 oranında bir artış gösterdi.

Dolayısıyla bizim iki ülke ilişkilerinde ekonomik olarak da çok kuvvetli bir bağımız bulunuyor. Bu olumlu tabloyu göz ardı etmeden, daima sağduyulu bir diplomasi ile hareket edilmesi her iki ülkenin de menfaatine olacaktır. Ticaret daima dengeleri gözetir ve bu bağlamda her zaman alternatif çözümler geliştirilebilir. Ancak ikili ilişkilerde alınacak ağır ve derin yaraların tamiri, ticari ilişkilerin telafisinden çok daha zor olur. Devlet ilişiklerinde duygusallık değil, rasyonellik vardır. Bizim medeniyetimiz, haklının güçlü olduğu değerini esas alır, güçlünün haklı olduğu esasını değil.

Unutulmamalıdır ki Türkiye'nin de FETÖ elebaşıyla ilgili talepleri karşılanmamıştır. Bu durumu tüm ikili anlaşmalara rağmen bağımsız yargıyla açıklayan ABD makamları aldıkları yaptırım kararıyla kendilerini yalanlamaktadırlar.

ABD'nin almış olduğu ve uluslararası hukuk kurallarına uymayan bu talihsiz karardan bir an önce geri dönmesi gerekiyor. Türkiye- ABD ilişkilerinin sağlam bir zeminde ilerlemesi iki ülke kadar bölgemizdeki istikrar için de son derece önemlidir. Bu gerçeklik ortadayken atılacak her türlü riskli adım iki ülkenin bölgesel işbirliğine ve ortak çıkarlarına zarar verecektir.

İki ülkenin karşılıklı anlayışa dayalı ve yapıcı bir atmosferde görüşmelerini sürdüreceğine ve geçmişten gelen güçlü bağları ile stratejik işbirliğini koruyacağına inanıyoruz. ABD'nin karşılığı olmayan yaptırım kararından bir an önce vazgeçeceğine ve bu durumun diyalogla çözülerek, ekonomik ilişkilerimize yansımayacağını temenni ediyoruz. ABD tarafının da benzer görüşte olduğuna inanmak istiyoruz. DEİK olarak, bundan sonraki sürecin iki ülkenin siyasi ve ticari çıkarlarına zarar vermeyecek şekilde ilerlemesini umuyoruz.