BAŞKAN'DAN

EBRD BAŞKANI CHAKRABARTİ: "TÜRKİYE'NİN BÖLGE VE ÖTESİNDE GÜÇ MERKEZİ OLACAĞINA İNANIYORUM"

DEİK, EU Talks kapsamında,  "Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ve Türkiye: İleriye Doğru" konulu webinarını DEİK Yönetim Kurulu Üyesi ve Limak Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir moderatörlüğünde, DEİK Başkanı Nail Olpak ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Başkanı Suma Chakrabarti ve'in katılımıyla 17 Haziran 2020 tarihinde gerçekleştirdi.

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Başkanı Suma Chakrabarti, Türkiye'nin kendi bölgesinde ve ötesinde bir ekonomik güç merkezi olabileceğine dair mutlak inancının devam ettiğini belirterek, yaşanılan sıkıntılı zamanlara rağmen, Türkiye'ye ve geleceğine güvendiğini söyledi. Türkiye'ye güveninin, EBRD olarak, Türkiye'de yaptıkları on yıllık yatırımdan öğrendikleri her şeyden kaynaklandığını dile getiren Chakrabarti, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisinin etkisinin EBRD bölgelerinde ciddi sorunlara yol açtığını aktardı.

Birçok ekonomik faaliyetin askıya alındığı ve işletmeler potansiyel iflasla mücadele ettiği için değer yıkımının hala büyük bir tehdit olduğuna işaret eden Chakrabarti, "Kriz ayrıca ülkelerimizin güvence altına aldığı zor kazanılan başarıların çoğunun rayından çıkma riskini de beraberinde getiriyor" dedi.

Kovid-19 salgının iş dünyası, kapitalizm, küreselleşme, tedarik zincirleri, ticaret, uluslararası seyahat ve modern şehri değiştiriyormuş gibi hissettiğini vurgulayan Chakrabarti, "EBRD, Kovid-19 pandemisi, büyük ayaklanmalara ne kadar hızlı tepki verebileceğimizi bir kez daha kanıtladı. Mart ortasına kadar acil bir kriz yanıtı başlatan ilk çok taraflı kalkınma bankası olduk. Kovid-19 Dayanışma Paketimiz mevcut müşterilere acil likidite sağlamaya odaklandı. Birkaç hafta sonra hissedarlarımız, ilk pakete dayanmak üzere kapsamlı bir dizi ilave müdahale ve geri kazanım tedbirini onayladılar" dedi.

"Türkiye'nin EBRD bölgelerinde örnek olma ve ilham verme gücü abartılmıyor"

Salgının etkisine karşı koyarak ekonomik iyileşmeyi desteklemenin yanında olacaklarına dikkati çeken Chakrabarti, bunun finansal açıdan 21 milyar avro tutarında olacağına değindi. Türk kurumsal sektörünün ve bankacılık sisteminin ihtiyaçlarına anında ve güçlü bir şekilde yanıt verdiklerini anımsatan Chakrabarti, "Bunu ağırlıklı olarak bankalar aracılığıyla yapıyoruz, aynı zamanda altyapı, sanayi, ticaret, tarım işletmeleri ve enerji sektörlerindeki müşteriler için bir likidite ve işletme sermayesi tesisi aracılığıyla yapıyoruz. Salgının başlangıcından bu yana, özel sektöre verilen kredileri artırmak için kilit Türk bankalarına yarım milyar dolar aktardık." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin EBRD bölgelerinde örnek olma ve ilham verme gücünün abartılmadığını dile getiren Chakrabarti, şunları kaydetti: "Türkiye, sadece konumu nedeniyle değil, kendi bilgisi ve başarılı geçiş deneyimi nedeniyle Doğu ile Batı'yı birbirine bağlamak için çok önemlidir. Türkiye'nin bölgesel ticaret ağlarına daha fazla entegre olması ve finansal ve ticari uzmanlığını daha geniş bir şekilde paylaşmasına yardımcı olmak için yaptıklarımızdan gurur duyuyoruz. Türkiye, EBRD'nin iş modelinin ve özel sektöre odaklanmasının birçok farklı ülkede değişiklik sağlayabileceğini kanıtlamıştır. Türkiye, Orta Asya veya Sahra altı Afrika'da yeni yatırım ve bilgi birikimine ihtiyaç duyan daha zor pazarlara açılmaktan korkmuyor."

Olpak: "Türkiye Doğu ile Batı arasında her zaman önemli bir geçit oldu"

DEİK Başkanı Nail Olpak, Türkiye'nin kültürel ve endüstriyel bir merkez olarak Doğu ile Batı arasında her zaman önemli bir geçit olduğunu bunun öneminin şimdi daha iyi anlaşıldığını söyledi. Olpak, devam eden salgının yol açtığı ayaklanmanın, küresel ekonominin kırılganlığını ve bağlı olduğu tedarik zincirlerini zayıflattığını ve bunun piyasa üzerinde yarattığı muazzam etkiden kurtulmanın uzun zaman alacağını aktardı. EBRD'nin, Türkiye'de bugüne kadar 310'dan fazla proje yürüterek 12 milyar avrodan fazla yatırım yaptığını anımsatan Olpak, "Bu yatırımların, özellikle Türkiye ile AB arasındaki ekonomik ilişkilerde olumlu bir çarpan etkisi olduğundan, EBRD yatırımlarındaki ortaklığın arttığını ve Türkiye'nin EBRD yatırımlarındaki paylarının arttığını görmekten memnuniyet duyacağız" dedi.

Kritik sektörler ve KOBİ'lerin istikrarlı ve büyümelerine yardımcı olmak için yatırım ve kredilerin esas alınacağına dikkati çeken Olpak, "Kovid-19 önemli yatırımları gözden kaçırmamızı sağlayamaz, yenilenebilir enerji, Ar-Ge, sağlık, ulaşım altyapısı ekonomik büyümemizin önemli özellikleri olmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı.  Türkiye'nin, coğrafi konumunun dünya ticaretinin kesişme noktasında olması nedeniyle iki büyük avantaj sunduğunu vurgulayan Olpak, sözlerine şöyle devam etti: "Birinci olarak, üretim faktörü donanımındaki çeşitliliğimiz ve uzun yıllara dayanan endüstriyel tecrübemiz sayesinde Türk üretiminin kalitesi. Gelişmiş ve zengin üretim yelpazemiz, önemli bir yatırım merkezi haline gelebilmemiz için rakiplerimizin bir adım önünde olmamızı sağlayacaktır. İkincisi ise Türk politika yapıcıları Türkiye'deki yatırım ortamını iyileştirmek istiyor. Türkiye'nin eylem planları uzun vadeli sürdürülebilir ekonomik büyümeye dayanmaktadır ve bu nedenle tüm ekonomik reform programları artan üretim, Ar-Ge ve ihracata dayanmaktadır."

Özdemir: "Türk şirketleri, Kovid-19 sonrası küresel tedarik zincirlerindeki boşlukları doldurdu"

DEİK Yönetim Kurulu Üyesi ve Limak Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir ise, EBRD'nin Türkiye özel sektöründeki şirketlerin sadece diğer ülkeler ve küresel finansal kuruluşlar ile arasındaki bağını derinleştirmediğini aynı zamanda Türk şirketlere yurt dışındaki kapıların açılmasını sağladığını belirtti. Özdemir, dünya neredeyse tanınmayacak kadar değiştiğini dile getirerek, küresel ekonominin büyük bir mücadeleye girdiğini, bu pandeminin "benzeri olmayan bir krize" sebep olduğunu aktardı. Kovid-19 sürecinde yeni çalışma yolları, yeni iletişim yolları, yeni öğrenme yolları elde ettiklerini dile getierek, "Yeni normale"  tanık olunduğunu ve şimdi ise toparlanmaya şahit olunacağını belirtti.  Ticari rutinlerin derinden etkilendiğini ve değiştiğini aktaran Özdemir, şu ifadeleri kullandı: "Kovid sonrası manzaradaki değişikliklerin farkında olmadan "ileriye doğruyu" tartışmanın imkansız olduğuna inanıyorum. Gelecekte zor zamanlar olduğunu bilsem de Türkiye'nin bu küresel salgından nasıl çıkacağı konusunda da iyimserim. Türkiye ve Türk şirketlerinin Kovid-19 krizinin bir sonucu olarak küresel tedarik zincirlerindeki bazı boşlukları doldurduğunu gördük."

Açılış konuşmalarının ardından toplantı, soru cevap bölümü ile devam etti.

 

OLPAK: “ÖNCE TOPARLANACAĞIZ SONRA POZİTİF BÜYÜYECEĞİZ”
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2020 yılı ilk çeyrek büyüme verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
"Türkiye ekonomisi, 2019 yılının son çeyreğinde yüzde 6'lık bir büyüme yakalamasının ardından, 2020 yılına da yüzde 4,5'lik bir büyüme ile güçlü ve pozitif bir başlangıç yaptı. Ocak ve Şubat aylarındaki verilere baktığımızda ise Mart ayında başlayan koronavirüs pandemisi yaşanmasaydı, ülke ekonomimizin çok daha yüksek bir büyüme potansiyeli olduğunu da bir kez daha görmüş olduk. İlk çeyrekte gösterdiğimiz yüzde 4,5'lik büyüme başarısının, ekonomi yönetimimizin aldığı isabetli kararlar ve ekonomi alanındaki reel sektör ve finans sektörü dahil tüm paydaşların bunu destekleyen proaktif adımlarının bir göstergesi olduğunu görüyoruz. Pek çok gelişmiş dünya ekonomisinin dahi ciddi küçülme yaşadığı, daralma riski ile karşı karşıya olduğu bir küresel krizi yaşarken, Türkiye'nin gösterdiği bu performans oldukça umut verici bir tabloyu ortaya koyuyor.
 
Pandemi etkisiyle birlikte 2020'nin ikinci çeyreğinde, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye ekonomisinde de bir ekonomik daralma beklentisi var. Ancak hükümetimizin açıkladığı Ekonomik İstikrar Kalkanı Paketi, İşe Devam Kredisi ve diğer çok doğru desteklerle, bu zorlu süreci en az hasarla atlatacağımızı görüyoruz. Adım adım normalleşme kapsamında, Haziran ayı itibarıyla ekonomimizin tekrar canlanmaya başlamasını bekliyoruz. Bununla birlikte, önümüzdeki süreçte salgının seyrine göre üçüncü çeyrekte daha hızlı bir toparlanma yaşayacağımızı öngörüyoruz. Dolayısıyla, son çeyrekte yeniden pozitif bir büyüme trendi yakalayarak, Türkiye ekonomisinin 2020 yılını küçülme öngörülerinin aksine, pozitif bir büyüme ile tamamlayacağını düşünüyoruz."
SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI MUSTAFA VARANK DEİK TALKS PROGRAMINDA İŞ DÜNYASININ SORULARINI YANITLADI

T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu'nun (DEİK) video konferans ile 20 Mayıs 2020 tarihinde düzenlediği DEİK Talks programları kapsamında, DEİK Başkanı Nail Olpak ve DEİK üyelerinin sorularını yanıtladı.

T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, büyümenin öncü göstergelerini düzenli bir şekilde takip ettiklerini belirterek, sanayi üretimini, kapasite kullanım oranlarını, imalat siparişlerini ve sanayideki elektrik tüketimi verilerini anlık izlediklerini söyledi. En temel önceliklerinin; "Üretim cephesinde kalıcı bir toparlanmayı sağlamak" olduğunu dile getiren Varank, son iki haftalık dönemde, reel sektörden normalleşmeye ilişkin olumlu sinyallerin geldiğini anlattı. OSB'lerdeki elektrik tüketiminin mayıs başından itibaren artmaya başladığını ifade eden Varank, "Otomotiv ana fabrikalarının tümü çalışıyor. Tekstilde de toparlanmalar var. Gıda, kimya, ilaç ve ambalaj sanayi, salgınla birlikte gücüne güç kattı. Düzenli olarak sektör temsilcileri ve OSB yönetimleriyle bir araya geliyorum. Benim edindiğim izlenim şu: Reel sektörün beklentileri iyileşmeye başladı. Pek çok üretici yatırımdan, ihracat imkânlarından söz ediyor. Tabii biz de Bakanlık olarak, bu potansiyeli hayata geçirecek adımlara odaklanıyoruz. Şundan lütfen emin olun: Sanayimizi her türlü şoka karşı daha dayanıklı hale getirecek ve her durumda ayakta tutacağız" dedi.

Varank: "Mayıs sonuna kadar tüm OSB'lerde Kovid-19 tarama sistemini başlatmak istiyoruz"

Varank, normalleşme sürecinin bir diğer kritik politikasını Organize Sanayi Bölgeleri'nde başlattıkları Kovid-19 testlerinin oluşturduğunu belirterek, Gebze ve Ankara'da düzenli olarak testlerin yapıldığını söyledi. Varank, "Gönül rahatlığıyla ifade edeyim, vaka oranları çok çok düşük seviyelerde. İstanbul, Bursa, Tekirdağ, Manisa ve Gaziantep'te de tarama testlerini yakında başlatıyoruz. Mayıs sonuna kadar artık tüm OSB'lerde bu sistemi devreye almak istiyoruz" dedi. 

Herkesi aynı anda etkileyen olağan üstü zamanlardan geçildiğine işaret eden Varank, pek çok uluslararası kuruluşun, küresel ekonominin bu seneyi en az yüzde 3 küçülmeyle kapatacağını tahmin ettiğini hatırlattı.  Geçmişte yaşanan pandemilerde bazı ekonomilerin büyüdüğünü anlatan Varank, şunları kaydetti:  "Tabi o dönemin ekonomik modeli, savaştan besleniyordu. Bugüne baktığımızda, bambaşka bir ekonomik modelle karşı karşıyayız. Neoliberal düzen sorgulanmaya başladı. En temel sağlık ekipmanlarının üretiminde bile, ülkelerin nasıl çıkmaza girdiğini gördük. Salgının yayılımını engellemek için fabrikalar kapatıldı. En gelişmiş ekonomiler, oldukça sert makro problemlerle karşılaştı. Örneğin, Amerika'da işsizlik oranı sadece 1 ay içinde, yüzde 4'ler seviyesinden yüzde 14'ün üzerine sıçradı. Küresel tedarik zincirleri çökerken, uluslararası ticaret, sermaye akımları ve turizm durma noktasına geldi. Ve tüm bunlarla mücadelede ülkeler, daha önce örneğini görmediğimiz para ve maliye politikaları uygulamaya başladı. 2020 yılına girerken, sanırım hiçbirimizin aklına bu senaryo gelmezdi."

Varank: "Türkiye, bu küresel krizde hem emsallerine hem de gelişmiş ülkelere göre başarılı bir sınav veriyor"

Türkiye'nin virüsün ekonomik etkilerini nisan ayından itibaren yoğun bir şekilde hissetmeye başladığını belirten Varank, Avrupa Birliği başta olmak üzere neredeyse tüm büyük pazarlarda talebin durma noktasına geldiğini söyledi. Halk sağlığını korumak için alınan tedbirlerin doğal olarak iç talebi etkilediğine dikkat çeken Varank, "Ancak şunu çok net bir biçimde görmek gerekiyor. Türkiye, bu küresel krizde hem emsallerine hem de gelişmiş ülkelere göre başarılı bir sınav veriyor. İnşallah bundan sonra da vermeye devam edecek. Bu süreç bizlere, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin de ne kadar etkin işlediğini tekrar gösterdi. İlk günden itibaren, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yerinde ve zamanında adımlar attık. 

Dinamik, sonuç-odaklı ve bütüncül bir kamu yönetimi yaklaşımı izliyoruz. Sağlık tedbirlerinin yanı sıra, ekonomik sürdürülebilirliği de dikkate alıyoruz. Gerek salgının seyri, gerekse reel sektörden gelen talepler doğrultusunda üretimi tamamen durdurmadık" dedi.

İstihdamın sürekliliği için kısa çalışma ödeneğinden faydalanma şartlarını kolaylaştırdıklarını belirten Varank, şimdiye kadar 3 milyondan fazla çalışanın hesaplarına 5 milyar liraya yakın kısa çalışma ödeneği yatırıldığını, bu imkandan faydalanamayanlar için nakdi ücret desteği sisteminin başlatıldığını dile getirdi. Yapılan yardımlar, destekler ve çalışmalar hakkında bilgi veren Varank, bu dönemde işsizlik ödeneğinden yapılan ödemelerin 730 milyon lirayı bulduğuna dikkati çekti. Varank, "Yani 10 milyon haneyi sosyal koruma kalkanı şemsiyesi altına alarak nakit desteklerle destekledik. Kamu bankalarımız sektör ayrımı olmaksızın işe devam kredileri açtı ve finansman destekleriyle şirketlerimizin, esnafımızın yanında durdu." ifadelerini kullandı.

Varank: "Hassas bir dengeyi gözetmek durumundayız"

İçinden geçilen ayların en kritik zamanlar olduğuna dikkati çeken Varank, "Hassas bir dengeyi gözetmek durumundayız. Bir taraftan salgında ikinci dalgayla karşılaşmamak için tedbirlere azami seviyede uyulması şart. Diğer taraftan, değişen küresel dengeleri de dikkate alarak yeni normale en iyi şekilde hazırlanmak gerekiyor. Bu manada sizlerin en temel önceliği, çalışanlarınızın sağlığını güvence altına almak olmalı." değerlendirmesinde bulundu. Üretim öncesi ve sonrasını en ince detayına kadar planlamak gerektiğine işaret eden Varank, sanayiciye yol göstermesi için Türk Standarları Enstitüsü ile hazırladıkları kılavuz hakkında bilgi verdi. Yeni normale geçişte iş güvenliğinin yanı sıra, üretim kabiliyetlerinin geliştirilmesinin de son derece kritik olduğunu dile getiren Varank, salgının, kendi kendine yetmenin ne kadar önemli olduğunu hatırlattığı değerlendirmesinde bulundu.

Varank, "Ham maddeyi ve ara-malını yurt içi kaynaklardan karşıladığınızda, dış şoklara karşı daha dirençli oluyorsunuz. Geçen sene Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı'nı başlattık. Uçtan uca bir destek mekanizması tasarladık. Alıcı ve satıcıyı aynı anda destekliyoruz. Makine sektöründe açtığımız çağrıyı yakında sonuçlandıracağız. Önümüzdeki aylarda, diğer öncelikli sektörler için de Hamle Programı devrede olacak. Açacağımız çağrılara yerli ya da yabancı ortaklarınızla başvurmanızı bekliyoruz. Biliyorsunuz küresel şirketler, üretim merkezlerini yeniden yapılandırma yönünde bir arayış içine girdi. Muhtemelen önümüzdeki dönemde üretimde, tek kutuplu dünya düzeninden, çok kutuplu dünya düzenine doğru geçiş olacak. Yeni merkezler ortaya çıkacak, güç dengeleri değişecek. Dolayısıyla bu bölüşümden yüksek pay almaya odaklanmamız gerekiyor" dedi.

Varank: "Türkiye, yeni dönemde dünyanın sayılı bölgesel tedarik merkezlerinden biri olabilir"

Türkiye'nin yeni düzende çok sayıda artısı olduğunu belirten Varank, savunma sanayi, otomotiv, tekstil ve beyaz eşyada sahip olunan üstünlükleri, daha fazla sektöre yaymak istediklerini söyledi. Türkiye'nin yeni dönemde dünyanın sayılı bölgesel tedarik merkezlerinden biri olabileceğini dile getiren Varank, yol haritasını paydaşlarla birlikte şekillendireceklerini, aktif bir ekonomi diplomasisi izleyeceklerini aktardı.

Hükümet olarak sanayicinin yanında olduklarını vurgulayan Varank, "Faaliyetini çeşitlendirmek isteyen, üretken yatırımlara odaklanan ve istihdam oluşturan herkesin yanında olmaya da devam edeceğiz. Sizlerden beklentimiz tedarikçilerinize sahip çıkmanız ve dijital dönüşüme hızla adapte olmanız. Birlikte çalıştığınız KOBİ'lere de lütfen destek olun. Talep canlandığında, onların yetkinliği size güç katacak. Esnek yapıları ve inovatif iş görme tarzlarıyla startuplar'dan en iyi şekilde faydalanın. Gelecek vadeden çok parlak genç girişimler var. Dijitalleşmeye yatırım yapmanızı şiddetle öneriyorum. Başarının anahtarı, sizlerin teknolojik değişime ayak uydurma kabiliyetinizle doğrudan ilişkili. Üretimde, tedarikte ve satışta dijital imkanlardan yararlandıkça, benzeri salgınlara karşı işletmelerinizi daha dayanıklı hale getirmiş olacaksınız" dedi.

DEİK Başkanı Olpak: "Yeni dönemin kazananları, muhataplarına güven verenler olacak"

DEİK Başkanı Nail Olpak, koronavirüs sürecinde DEİK olarak yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.  Olpak, salgının ilk gününden itibaren, "İşlerimizi askıya almıyoruz", "İşletmelerimizin ve çalışanlarımızın sağlığını ve istihdamını koruyoruz." dediklerini belirtti. Olpak, "İşlerimizi askıya almıyoruz ifademize vurgu yapmak istiyorum. Çünkü, DEİK olarak bu süreçte anlamlı bir tavır sergiledik ve bu tavrımızın vurgulanması önemli. ‘Kimilerinin bütün iş yerlerini uzun süre komple kapatmayı konuştuğu, ‘kimilerinin her yerde uzun süreli sokağa çıkma yasağını konuştuğu' süreçte, uzun soluklu bir mücadele gerektiren bu salgınla, her yerde kontak kapatarak sonuç almak mümkün değildi. Sadece işletmeleri değil, bizzat hane halkını da etkileyecek bir kaos ortamını doğurabilirdi. Devletimizin destekleriyle, iş dünyamızla, finans dünyamızla, çalışanımızla, ekonominin çarklarını durdurmadık. Biliyoruz ki, yeni dönemin kazananları, tedarik ve arz zincirini kopartmadan muhataplarına güven vererek süreci yönetebilenler olacak" dedi. 

Olpak: "Saha takımının etkili bir oyuncusu olan iş dünyası olarak, ülkemiz için daha fazla çalışacağız"

Türkiye'nin bu dönemde her yönüyle güzel bir performans sergilediğine işaret eden Olpak, bu süreçte her gün video konferans sistemiyle sayısız İş Konseyi toplantıları gerçekleştirdiklerini, buralardan elde ettikleri taze ve güvenilir bilgileri, çıkan sonuç, sorun ve önerileri, ilgili kurumlara ve bakanlıklara ilettiklerini söyledi. Olpak, "Üyelerimizle birlikte, büyükelçilerimiz ve ticaret müşavirlerimizin de katıldığı 150'nin üstünde online toplantı ve webinar gerçekleştirdik. Bundan sonraki adım adım normalleşme sürecinde, saha takımının etkili bir oyuncusu olan iş dünyası olarak, ülkemiz için daha fazla çalışmaya devam edeceğiz" dedi.

Açılış konuşmalarının ardından Bakan Varank, DEİK üyelerinin katıldığı video konferansta soruları yanıtladı.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU DEİK TALKS PROGRAMINDA İŞ DÜNYASININ SORULARINI YANITLADI

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu'nun (DEİK) video konferans ile düzenlediği DEİK Talks programları kapsamında, DEİK Başkanı Nail Olpak ve DEİK üyelerinin sorularını yanıtladı.

 

14 Mayıs 2020 tarihinde gerçekleştirilen DEİK Talks programında DEİK üyeleriyle online olarak bir araya gelen T.C. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadelede Türkiye'nin sergilediği uluslararası dayanışmanın dünyada çok olumlu karşılandığını belirterek, "Bu zor dönemde sergilediğimiz güçlü dayanışma, dünyada güçlü ve güvenilir Türkiye algısını pekiştirdi" dedi. 

DEİK üyelerine hitap etmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Çavuşoğlu, DEİK Başkanı Nail Olpak'a daveti için teşekkür ederek, dünyanın içinden geçtiği zor döneme işaret ederek, pandeminin hayatın her alanında hissedilen olumsuz etkilerine dikkati çekti. Uluslararası anlamda eşi benzeri görülmemiş bir krizden geçildiğini söyleyen Çavuşoğlu, Türkiye'de ve yurt dışında hayatını kaybeden Türk vatandaşları için taziyelerini sundu.

Yurt dışındaki Türk vatandaşlarını Türkiye'ye getirmek için düzenlenen uçuşlar olduğunu anımsatan Çavuşoğlu, yaşamını yitiren vatandaşların cenazesini de Türkiye'ye getirmek için çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Kovid-19 salgınının ekonomilerde kaçınılmaz olarak ciddi tahribata yol açtığını kaydeden Çavuşoğlu, bunu da en iyi hisseden kesimin iş dünyası olduğunu dile getirdi. Pandemi krizinin 2008'deki ekonomik krizden daha ciddi sonuçlara yol açtığının altını çizen Çavuşoğlu, Dünya Ticaret Örgütünün bu yıl küresel ekonominin yüzde 2,5-9, küresel ticaret hacminin ise yüzde 13-32 oranında küçüleceği tahmininde bulunduğunu aktardı. Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olan Avrupa Birliği (AB) ve ABD gibi büyük ekonomilerin de Kovid-19 salgınının yol açtığı ekonomik zararlarla mücadele edeceği değerlendirmesinde bulunan Çavuşoğlu, "Hedefimiz, sizlerin ve ülkemizin bu süreçten en az zararla çıkmasıdır" diye konuştu. Çavuşoğlu, daha önce karşılaşılan zorluklardan güçlenerek çıktıklarına işaret ederek, şimdi de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde devlet-millet dayanışmasıyla bu krizi fırsata çevirecek ekonomik adımları attıklarına değindi.

Çavuşoğlu: "Tedarik zinciri ve kargo trafiğinin gereksiz yere engellenmemesi için uluslarası platformlarda öncülük ediyoruz"

Bu süreçte serbest ticareti kesintisiz sürdürmenin önemine vurgu yapan Çavuşoğlu, Türkiye olarak çok taraflı ticaret sistemine desteklerinin sürdüğünü ifade etti. Çavuşoğlu, tedarik zinciri ve kargo trafiğinin gereksiz yere engellenmemesi için çaba sarf ettiklerini söyleyerek, Birleşmiş Milletler (BM), G-20, MIKTA (Türkiye, Meksika, Endonezya, Güney Kore, Avustralya) Grubu ve Uluslararası Koordinasyon Grubu gibi çok taraflı platformlarda bu yönde kararlar alınmasına öncülük ettiklerini anlattı. Pandemi sonrası ekonomik toparlanma sürecinde turizmin taşıdığı önemin altını çizen Çavuşoğlu, Türkiye'nin mevcut durumda uluslararası turizmden azami payı alabilmesi için Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile yakın diyalog halinde olduklarını aktardı. 

Çavuşoğlu: "Türkiye, yurt dışındaki Türk yatırımcı ve girişimcilere destek veriyor"

Türkiye'nin yurt dışı misyonlarının bulunduğu ülkelerdeki Türk yatırımcı ve girişimcilerine her türlü desteği verdiğini kaydeden Çavuşoğlu, Bakanlık bünyesindeki tüm büyükelçi ve başkonsoloslara bu konudaki çalışmalarını yoğunlaştırmaları yönünde gerekli hatırlatmaları yaptıklarını bildirdi. AB ile gümrük birliği güncellemesi ve vize serbestisi gibi konulara duyulan ihtiyacın daha da artmasını beklediklerini aktaran Çavuşoğlu, gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, gerekse kendinin AB'li muhataplarıyla bu konuyu görüştüğünü dile getirdi. Çavuşoğlu, gelecek döneme ilişkin strateji belirlemeleri gerektiğine değinerek, "Kovid-19 sonrası dönem eskisiyle aynı olmayacak ve bu yeni dünyaya kendimizi adapte etmemiz lazım. Güç dengelerinde ve merkezlerinde ekonomik ve ticari ilişkilerde, çok taraflı uluslararası sistemde değişiklikler kaçınılmaz" değerlendirmesinde bulundu. ABD-Çin ticaret savaşları gibi faktörlerin küresel tedarik zincirlerinde baskı oluşturduğunu anlatan Çavuşoğlu, pandemiye dünyanın tüm bu olumsuz şartlar altında girdiğini anımsattı.


Bakan Çavuşoğlu, salgın sonrası dönemde üretimin sadece belirli bölgelere yoğunlaşma ihtimalinin ciddi riskler barındırdığına işaret ederek, birçok ülke ve devlet için maliyet kadar, tedarik kaynağının yakın coğrafyalarda yer almasının önemli hale geldiğini gördüklerini kaydetti.

Türkiye'nin yakın coğrafyalardaki tedarik zincirlerine entegre olmasının öncelikli olarak benimsenmesi gerektiğini vurgulayan Çavuşoğlu, gelecek süreçte yeni yatırımlar çekmek için de DEİK ile birlikte çalışmaya hazır olduklarını duyurdu.

Krizin beraberinde fırsatlar da getirdiğini belirten Çavuşoğlu, "Çin'e yönelik farklı yaklaşımların üretim sektöründe, İtalya, İspanya ve Fransa'nın aldığı ağır darbelerin turizm sektöründe açtığı yeni alanları değerlendirmeliyiz. Bu ülkelerin bu hale gelmesini ya da Çin'in başka türlü sorgulanmasını arzu ettiğimizden söylemiyoruz ama bunlar elimizde olmayan gelişmeler. Dolayısıyla bizim de bunları olumlu anlamda değerlendirmemiz lazım."

Çavuşoğlu: "Bu zor dönemde sergilediğimiz güçlü dayanışma, dünyada güçlü ve güvenilir Türkiye algısını pekiştirdi

Türkiye'nin "Girişimci ve İnsani Dış Politika" inisiyatifine vurgu yapan Çavuşoğlu, "Koronavirüs diplomasisinin faydalarını da şimdiden görüyoruz. Dünyadaki ülkelerin üçte ikisinden fazlası bu süreçte Türkiye'den tıbbi malzeme talebinde bulundu. Bu da ülkemize olan güvenin göstergesidir. Bunlardan 80'ine destekte bulunduk. Bu zor dönemde sergilediğimiz güçlü dayanışma, dünyada güçlü ve güvenilir Türkiye algısını pekiştirdi" dedi. Batı ülkeleri başta olmak üzere Türkiye'ye yönelik dezenformasyonun neden olduğu yanlış algıların da kırılmaya başladığının altını çizen Çavuşoğlu, "İlk defa ülkemizle ilgili basında bu kadar olumlu haber çıktı. Tüm bunlarla her şey çözüldü demiyoruz ama olumlu bir atmosferin olduğunu söyleyebiliriz" dedi. Salgının kontrol altına alınmasıyla Türkiye ekonomisinin hızlı şekilde toparlanacağına olan inancını ifade eden Çavuşoğlu, gelecek dönemde kamu ve özel sektör arasındaki iş birliğinin öneminin daha da artacağını sözlerine ekledi.

DEİK Başkanı Nail Olpak: "Türkiye COVID-19 krizine karşı her alanda başarılı bir performans gösterdi"

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, "Devletimizin destekleriyle, iş dünyamızla, finans dünyamızla, çalışanımızla, ekonominin çarklarını durdurmadık. Biliyoruz ki, yeni dönemin kazananları, tedarik ve arz zincirini kopartmadan muhataplarına güven vererek süreci yönetebilenler olacak. Türkiye bu dönemde her yönüyle güzel bir performans sergiledi" dedi. Olpak, "İçinde bulunduğumuz koronavirüs sürecinde, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, iş dünyasını istişare sürecine dahil ettikleri için bakanlarımıza ve bugün bizimle birlikte olduğu için Dışişleri Bakanımıza DEİK ailesi adına teşekkür ederim." diye konuştu. 

Salgının ilk gününden itibaren, "İşlerimizi askıya almıyoruz", "İşletmelerimizin ve çalışanlarımızın sağlığını ve istihdamını koruyoruz" dediklerini anımsatan Olpak, sözlerini şöyle sürdürdü: "İşlerimizi askıya almıyoruz' ifademiz önemliydi. Kafalar karışıktı, işyerlerinin uzun süre kapatılacağı, uzun süreli sokağa çıkma yasağı konuşuluyordu. Böylesi bir durum sadece işletmeleri değil, bizzat hane halkını da etkileyen bambaşka olumsuzluklara yol açabilirdi. Devletimizin destekleriyle, iş dünyamızla, finans dünyamızla, çalışanımızla, ekonominin çarklarını durdurmadık. Biliyoruz ki yeni dönemin kazananları, tedarik ve arz zincirini kopartmadan muhataplarına güven vererek süreci yönetebilenler olacak. Türkiye bu dönemde her yönüyle güzel bir performans sergiledi."

Olpak: "Koronavirüs sürecinde 150'ye yakın online toplantı ve webinar gerçekleştirdik"

Bu süreçte, üyeler, büyükelçiler, ticaret müşavirleri, karşı kanat kuruluşlarıyla, her gün sayısız İş Konseyi toplantılarını video konferans sistemiyle gerçekleştirdiklerini aktaran Olpak, "Buralardan çıkan sonuç, sorun ve önerileri, ilgili kurumlara, bazen anlık, bazen de belli aralıklarla iletiyoruz. Büyükelçilerimiz, başkonsoloslarımız ve ticaret müşavirlerimizin de katıldığı, 150'ye yakın online toplantı ve webinar gerçekleştirdik." dedi.  Büyükelçi ve konsolosların adeta DEİK'in üyeleri, İş Konseyi Başkanları gibi söz konusu toplantılara katıldığını anlatan Olpak, onların hem taze ve güvenilir bilgi verdiğini hem de talep ve öneriler için azami gayret gösterdiğini söyledi.  Olpak, böyle bir diplomasi ordusuna sahip olunduğu için bunun haklı gururunu da yaşayarak, DEİK Ailesi adına, Bakan Çavuşoğlu başta olmak üzere tüm Dışişleri camiasına teşekkürlerini iletti. 

Olpak, başkanı olduğu Dünya Türk İş Konseyi olarak da webinarlarla diasporaya tecrübe paylaşımları yaptıklarını belirterek, şunları kaydetti: "Diasporamızı, bir beyin göçü olarak değil, aksine, bir beyin kazanımı olarak görüyoruz. Desteğinizle, dost diasporalarla ortak lobi faaliyetleri de bir diğer hedefimiz. DTİK Başkanı olarak da Sayın Çavuşoğlu'na özel bir teşekkürüm var. Koronavirüs sürecinde yurt dışındaki vatandaşlarımızın yurda getirilmesi için başka ülkeleri kıskandıracak derecede seferber oldunuz. Hepimiz size minnettarız. Bundan sonraki adım adım normalleşme sürecinde, saha takımının etkili bir oyuncusu olan iş dünyası olarak, ülkemiz için daha fazla çalışmaya devam edeceğiz." şeklinde konuştu.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI BERAT ALBAYRAK DEİK TALKS PROGRAMINDA İŞ DÜNYASININ SORULARINI YANITLADI

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu'nun (DEİK) video konferans ile düzenlediği DEİK Talks programları kapsamında, DEİK Başkanı Nail Olpak ve DEİK üyelerinin sorularını 13 Mayıs 2020 tarihinde yanıtladı.  

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Türk özel sektörünün dış ticaret, uluslararası yatırımlar, hizmetler, müteahhitlik ve lojistik başta olmak üzere, dış ekonomik ilişkilerini yürütme, Türkiye'nin ihracatını artırmaya katkı sağlama ve uluslararası alanda iş geliştirme çalışmalarını koordine etmekle görevli DEİK ailesi ile bu toplantı vesilesi ile bir araya gelmiş olmaktan mutluluk duyduğunu belirtti. Tüm dünyayı etkisi altına alan ve küresel ekonomiye ciddi bir darbe vuran Covid-19 salgının ekonomiye ve küresel sürece etkilerini incelemek ve buna yönelik hazırlık yapmak için sahada adım adım yoğun bir mesai harcadıklarını ifade eden Albayrak, "İşte bu kapsamda ekonominin tüm paydaşlarıyla görüşmelerimizi ve istişarelerimizi sürdürüyoruz. Bugün de DEİK ailesi ile gerek salgının ekonomimize etkilerini gidermenin yollarını, gerekse Türkiye ekonomisi için yeni sürecin potansiyelini en iyi şekilde değerlendirmek için atılacak adımları konuşalım istedik. Salgınla mücadelemizi beş temel hedef üzerine inşa ettik. Vatandaşlarımızı salgından korumak ve hastalananları en iyi koşullarda tedavi etmek. Salgından ekonomik anlamda olumsuz etkilenenlere maddi destek vermek. Ekonomik katma değer oluşturan firmalarımızın geçici likidite sıkışıklığı nedeniyle kepenk kapatmasının önüne geçmek. İstihdamı ve hane halkı gelirini korumak, sağlık, gıda üretim ve dağıtımı, elektrik, su ve doğal gaz gibi temel hizmetlerin kesintisiz sürdürülmesi için gereken tedbirleri almak" dedi. 

KGF paketli İş'e devam paketi kapsamında 190 bin 453 firmamıza yaklaşık 137 milyar TL'nin üzerinde finansman sağlandığını belirten Albayrak, buradaki şirketlerin yüzde 97'sini KOBİ'lerin oluşturduğunu söyledi. 1 milyon 16 bin 600 esnafa 23 milyar TL'nin üzerinde finansman desteği sağladıklarını aktaran Albayrak, tüm başvurularda yüzde 85'in üzerinde, dünyada eşi benzeri olmayan bir geri dönüşle, finansman sağlama oranı yakaladıklarını, bankacıların bunun ne kadar önemli detay olduğunun farkında olduğunu söyledi. Albayrak, eksiklerin olabileceği; ancak devamlı olarak sahadan talepleri toplamaya, gereken ilave tedbirleri almaya devam ettiklerini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:  "Yapılanları en iyi siz iş insanlarımız biliyorsunuz. Covid-19 pandemisi ile mücadelede devreye aldığımız Ekonomik İstikrar Kalkanı adımlarımızın maddi tutarı 240 milyar TL'ye ulaştı. Bu miktar, milli gelirin yüzde 5'i civarındadır. Biz sadece devreye alınan adımların maddi tutarını dile getirmekteyiz. Eğer bazı ülkeler gibi ekonomik büyüklüğünü çarpan etkisiyle ifade etmemiz gerekirse, bu rakam 525 milyar TL'yi bulmaktadır. Bu da milli gelirin yaklaşık yüzde 11'ine denk gelmektedir. İster maddi tutarı ister ekonomik büyüklüğü dikkate alın, Türkiye salgın kapsamında destek/milli gelir oranında dünyadaki çok iyi konumda olan ülkelerden biridir. Mali önlemlerin milli gelire oranında Fransa yüzde 5, Almanya yüzde 4,9, Çekya yüzde 4,7, İtalya yüzde 1,4 seviyesinde kalmıştır. Her zaman bu sürecin dinamik bir süreç olduğunu, gerekli tüm adımların ihtiyaç duyulan anda atılmaya devam edeceğini ifade ettik."

Albayrak: "Ülkemiz için ortaya çıkan potansiyeli sonuna kadar değerlendireceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın"

Bakan Albayrak, salgın süresinde olduğu gibi salgın sonrasında da arzu edilen toparlanmayı sağlamak ve ortaya çıkan potansiyeli değerlendirmek için yine tüm imkânlarla vatandaşın, esnafın ve iş dünyasının yanında olmaya devam edeceklerini vurguladı. Albayrak, Türkiye olarak Covid-19 salgınıyla, kur saldırılarının etkilerini gidermek ve ekonominin bağışıklık sistemini güçlendirmek adına yoğun bir mücadele verdikleri dengelenme sürecinin sonunda karşılaştıklarını belirterek, dengelenme döneminin kazanımlarını iş dünyasının yakından bildiğini dile getirdi. Albayrak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yüzde 24 olan politika faizlerinin yüzde 8,75'e düştüğü, yüzde 35-40'lara çıkmış piyasa faizlerinin yüzde 7-8'lere düştüğü, enflasyonda tek haneleri gördüğümüz ve o yönde yol aldığımız bir başarı dönemi yakaladık. Bugün de Covid-19 salgının ekonomimize etkilerini gidereceğimizden, ülkemiz için ortaya çıkan potansiyeli sonuna kadar değerlendireceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın. Siyasi ve tabanı olmayan tartışmalarla oluyor. Şahsım özelinde konuşuyorum; hiçbir dönem bu enerji tüketen, ülkeye hiçbir faydası, katkısı olmayan dili ve içeriği muhatap almadan hedeflerimize odaklı şekilde emin adımlarla yürümeye devam ediyoruz."

Albayrak, "Türkiye sağlam bilançosu ile bu süreci en rahat atlatacak ülkelerden birisidir." diyerek, dünya ülkelerinin borçluluk durumuna bakıldığında, net borçluluğun milli gelire oranının bunun en önemli göstergesi olduğunu söyledi. Bundan sonraki süreçte de en iyi, en doğru politikaları uygulayacaklarını vurgulayan Bakan Albayrak, "Önümüzde çok ama çok umut verici bir dönem var. Benim hayat bakış açım bu. Bardağın hep dolu tarafını daha da artırarak pozitif ve güçlü bir gündemle yolumuza devam edeceğiz. Bu dönemi tüm dış ticaretimizi yeniden ele alacak kapsamlı bir bakış açısıyla kurgulayacağız. Hatta kurgulamaya başladık, yakında çok farklı adımları görmeye devam edeceğiz. Sağlık alanında ortaya koyduğumuz başarı, Türkiye'nin salgın süresince dünyanın tamamına uzattığı yardım eli, ülke sayısı 60'ı geçti, milletimizin sergilediği eşsiz dayanışma fotoğrafı her anlamda bir güven ülkesi olduğumuzu bir kez daha ispatladı" dedi. 

Albayrak: "Kearney raporu değerlendirmelerinin ötesinde fırsatlara ve potansiyele sahip olduğumuzu biliyoruz"

Uluslararası danışmanlık şirketi Kearney'nin Türkiye ile ilgili "Türkiye'yi Geleceğin Küresel Değer Zincirlerinde Konumlandırmak" adlı bir rapor yayınladığını anımsatan Albayrak, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye'nin Covid-19 sonrası değişimlerden en çok fayda sağlayacak ülkelerin başında geleceğini vurguluyor. Salgının etkisiyle tedarik zincirlerinin kısalacağını ve Avrupa ülkelerinin yakın yerlerde üretim yaptırmayı tercih edeceği öngören bu rapor, bu eğilimin Türkiye'nin yıldızının parlamasına yol açacağını ifade etti. Türkiye'nin toplam ihracatının salgın sonrası dönemde yıllık bazda 16 milyar dolar artış göstereceği tahmininde bulunan bu raporun değerlendirmelerinin ötesinde fırsatlara ve potansiyele sahip olduğumuzu biliyoruz. Özellikle dijitalleşme ve e-ticarette dünyanın en iyi ülkelerinden birisi durumundayız. Dünyanın bir kez daha önemini anladığı sağlık alanında gerek altyapımız gerek teknoloji üretim kapasitemizi daha iyi değerlendireceğiz."

Albayrak: "Tüm ilişkili olduğu ülkelere, networklerine Türkiye'nin fırsatlarını anlatma noktasında etkin kullanmalıyız"

Şimdiden küresel alanda kayan yatırımlar için öncelikli tercih ülkesi sinyallerini almaya başladıklarını belirten Albayrak, "Özellikle DEİK ailesine çok önemli bir iş düşüyor. Bunu sizlerle birlikte en iyi şekilde değerlendireceğiz. Turizmde, güçlü sağlık sisteminde ve Korona sertifikası uygulamaları ile önce iç turizmde ardından dış turizmde güven verecek ve canlanmayı sağlayacak adımları atmaya başladık." İfadesini kullandı. Bu dönemi bir kuluçka bir tohum atma dönemi olarak değerlendirdiğini belirten Albayrak, "DEİK'in tüm ülke bazlı iş konseyleri bu dönem durmadan interaktif bir politika, diplomasi, ekopolitik, ekodiplomasi yürütmeli. Tüm ilişkili olduğu ülkelere, networklerine Türkiye'nin fırsatlarını anlatma noktasında etkin kullanmalıyız. İş bazlı konseyleri yeni yatırım alanlarını, yeni ihracat alanlarını çok iyi araştırmalılar. Biz sizden gelen her teklife açığız. Türkiye yakın zamanda çok daha iyi bir noktaya gelecek." şeklinde konuştu. 

Olpak: "Doğru tedariki sağlayabilecek ülkenin Türkiye olduğu düşüncemiz tescilleniyor" 

DEİK Başkanı Nail Olpak, Türkiye'nin yeni dönemde, kendine yetebilmesinin yanında diğer ülkelere de yardım ulaştırmasıyla, güzel bir performans sergilediğini belirterek, "Daha önce de Çin ile Avrupa arasında doğru tedariki sağlayabilecek ülkenin Türkiye olduğunu ifade ediyorduk, zannederim bu düşüncemiz tescilleniyor." dedi. Olpak, yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgınında kafaların karışık olduğu ilk günden itibaren, "İşlerimizi askıya almıyoruz", "İşletmelerimizin ve çalışanlarımızın sağlığını ve istihdamını koruyoruz" prensipleriyle hareket ettiklerini söyledi. Olpak, "İşlerimizi askıya almıyoruz" ifadesine vurgu yapmak istediğini belirterek, "Kimilerinin bütün iş yerlerini uzun süreli kapatmayı konuştuğu, kimilerinin her yerde uzun süreli sokağa çıkma yasağını konuştuğu bir süreçte, uzun soluklu bir mücadele gerektiren bu salgında, her yerde kontak kapatarak sonuç almak mümkün ve doğru değildi." şeklinde konuştu. Çarkların optimal seviyede dönmesinin, zincirin halkalarını koruyacağını dile getiren Olpak, "Aksi davranış, sonucu sadece işletmeleri değil bizzat hane halkını da etkileyecek bir kaos ortamını doğurabilirdi. Desteklerinizle, ertelemelerinizle, iş dünyamızla, finans dünyamızla, çalışanımızla, ekonominin çarklarını durdurmadık" dedi. Sorunların olduğunu ama onlara güzel sorunlar dediğini belirten Olpak, "Çünkü biz bugün, 'tedarik zinciri koptu, üretemiyoruz', 'üretsek ne olacak ki lojistik mi var, nasıl sevk edeceğiz', 'sipariş alamadık ki ne üretelim' sorularına da cevap arayabilirdik." ifadelerini kullandı. 

Olpak: "Yeni dönemin kazananı, tedarik ve arz zincirini kopartmadan süreci yönetebilenler olacak"

Yeni dönemin kazananın, tedarik ve arz zincirini kopartmadan, muhataplarına güven vererek süreci yönetebilenlerin olacağını dile getiren Olpak, Türkiye'nin yeni dönemde, kendine yetebilmesinin yanında, diğer ülkelere de yardım ulaştırmasıyla, güzel bir performans sergilediğine dikkat çekti. Olpak, "Daha önce de Çin ile Avrupa arasında doğru tedariki sağlayabilecek ülkenin Türkiye olduğunu ifade ediyorduk, zannederim bu düşüncemiz tescilleniyor" dedi. DEİK olarak Kovid-19 sürecinde etkili bir iletişim stratejisi uyguladıklarını, uzmanlarla iş dünyasının nabzını tuttuklarını aktaran Olpak, "Büyükelçilerimiz, ticaret müşavirlerimiz, karşı kanat kuruluşlarımızla, her gün sayısız iş konseyi toplantıları gerçekleştiriyoruz. Bu toplantılar, günlük ve güvenilir, sahadan gelen veri kaynağımız. Toplantılarımızı video konferans sistemiyle gerçekleştiriyor, çıkan sonuç, sorun ve önerileri, ilgili kurumlara ve sizlere, bazen anlık, bazen de belli aralıklarla iletiyoruz. Bundan sonraki normalleşmenin saha takımının etkili oyuncusu olan iş dünyası olarak da gerekeni yapmak için hazırız" dedi. 

Açılış konuşmalarının ardından Bakan Albayrak, DEİK üyelerinden 550 iş insanının katıldığı video konferansta soruları yanıtladı.

DEİK İLE TÜRK KIZILAY’I, RAMAZAN YARDIMI VE AREFE ÇİÇEKLERİ İÇİN İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALADI

DEİK ile Türk Kızılay'ı ihtiyaç sahiplerine yardım eli uzatıyor

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türk Kızılay'ın "Dertler Paylaştıkça Bitecek, Yeter ki İnan Buna" mottosuyla başlattığı Ramazan kampanyasına katıldı. DEİK Başkanı Nail Olpak ve Türk Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık tarafından online olarak imzalanan iş birliği protokolü ile tüm DEİK üyeleri adına hazırlanan yardım kolileri, Türk Kızılay'ı tarafından Ramazan ayında ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak.

Ramazan Bayramı için çocukları da unutmayan DEİK, Arefe Çiçekleri geleneğini bu yıl da sürdürecek. Türk Kızılay'ı ile imzalanan protokol kapsamında, DEİK'in her bir üyesi adına ihtiyaç sahibi yüzlerce çocuğun bayramlık kıyafetleri alınacak.


Olpak: "El ele vererek ve paylaşarak tüm zorlukların üstesinden geleceğiz"

Ramazan ayının yardımlaşma ve dayanışma için en nadide zaman olduğunu ifade eden DEİK Başkanı Nail Olpak, "DEİK Ailesi olarak, her zaman olduğu gibi koronavirüs sürecinde de tüm zorlukları el ele vererek aşacağımızı biliyoruz. Mübarek Ramazan ayı, bereketiyle gelen ve paylaştıkça güzelleşen nadide bir zaman. Biz de DEİK olarak, tüm üyelerimiz adına ihtiyaç sahiplerine el uzatmak ve ihtiyaç sahiplerimizin yüzlerinde bir tebessüm olmayı arzuluyoruz. Asırlık çınarımız Türk Kızılay'ı ile imzaladığımız iş birliği protokolü kapsamında da; Ramazan ayı vesilesiyle hazırlanan gıda yardımı kolileriyle ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın yanında olacağız. Ne mutlu ki, köklü geleneğimiz Arefe Çiçeklerini de yaşatmaya devam edeceğiz. Ramazan bayramında, ihtiyaç sahibi çocuklarımızın yüzünü güldürecek ve her bir üyemiz adına çocuklarımızın bayramlık kıyafetlerini Türk Kızılay ile ulaştıracağız. Başta Genel Başkanı Kerem Kınık olmak üzere tüm Türk Kızılay Ailesine, iş birlikleri için teşekkürlerimi sunuyorum. Milletimizin benzersiz yardımlaşma ve dayanışma kültürü ile ülkemizin güzel yarınlarına hep birlikte adım atacağımıza inanıyorum." dedi.


Koronavirüs salgını sebebiyle zor bir dönemden geçerken, Türkiye'nin imkanlarını birbiriyle paylaşarak örnek bir dayanışmaya imza attığını belirten Türk Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık, "Zor zamanlar yaşadığımız bu Ramazan ikliminde DEİK'in, Türk Kızılay ile ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza yardım elini uzatması ve örnek bir dayanışma göstermesi, bizi son derece mutlu ediyor. DEİK'in her bir üyesi adına hazırlayacağımız gıda yardım kolileri ve çocuklarımızla buluşturacağımız bayramlıklarla, Ramazan ayında ihtiyaç sahibi insanlarımızın destekçisi olacağız. Burdur, Isparta ve Eskişehir illerimizdeki 13 ilçemize bu anlamlı yardımları sahiplerine ulaştıracağız. İş dünyasının da kıymetli destekleriyle, herkesin elindeki imkanı paylaştığı ve aynı gemide olduğumuz bir süreci yaşıyoruz. DEİK Başkanı Sayın Nail Olpak ve DEİK Ailesinin tüm üyelerine ayrı ayrı teşekkür ediyor, kendilerine şükranlarımı sunuyorum. Zor günleri paylaşarak geride bırakacağız." diye konuştu. 

DEİK BAŞKANI NAİL OLPAK: “İSTİHDAM SAĞLIĞINI DA KORUMAMIZ LAZIM”
DEİK BAŞKANI NAİL OLPAK: "İSTİHDAM SAĞLIĞINI DA KORUMAMIZ LAZIM"
 
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Başkanı Nail Olpak, Kovid-19 salgını sürecinde çok konuşulan istihdam konusuyla ilgili; istihdam sağlığı korunmazsa zincirin önemli bir halkasının kırılacağının altını çizdi.
 
Olpak şunları kaydetti: 
 
"DEİK olarak, bizim de önceliğimiz şüphesiz ki insanımızın sağlığı. Bu amaçla alınan ve alınacak tüm tedbirlerin destekçisi olduğumuzu belirtmek isteriz. Bununla birlikte, Kovid-19 sürecinin başından beri "önce sağlığımız, sonra da işletmelerimizin sağlığı" dedik. Ve istihdamımızı korumamız gerektiğini özellikle vurguladık. Sağlığımızla birlikte işletmelerimizin ve istihdamımızın sağlığını korumak önceliğimiz olmalı. Özellikle istihdamımızı koruyamazsak zincirin önemli bir halkasını kırmış oluruz. Ekonomik faaliyetlerimizi optimal düzeyde sürdürerek hem mevcut istihdamımızı hem çalışanımızın sağlığını korursak, Kovid-19'a karşı ulusal mücadelemizi daha güçlü yürütebiliriz."
DÜNYACA ÜNLÜ İKİ TÜRK BİLİM İNSANI KORONAVİRÜSÜ VE KÜRESEL EKONOMİYE ETKİLERİNİ DEĞERLENDİRDİ

DTİK, Prof. Gökhan Hotamışlıgil ve Prof. Daron Acemoğlu'nun katılımlarıyla Koronavirüs ve Küresel Ekonomiye Etkileri konulu online seminer düzenledi.

DÜNYACA ÜNLÜ İKİ TÜRK BİLİM İNSANI KORONAVİRÜSÜ VE KÜRESEL EKONOMİYE ETKİLERİNİ DEĞERLENDİRDİ

Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) tarafından düzenlenen ve DEİK/DTİK Başkanı Nail Olpak, Harvard Üniversitesi JS Simmons Genetik ve Metabolizma Profesörü Prof. Gökhan Hotamışlıgil ile Massachusetts Teknoloji Enstitüsü İktisat Profesörü Prof. Daron Acemoğlu'nun katıldığı "Koronavirüs ve Küresel Ekonomiye Etkileri" temalı online seminer yoğun ilgi gördü. 500 kişinin izlediği online seminerde, Prof. Gökhan Hotamışlıgil Covid-19 virüsünün bireyler ve toplum sağlığı üzerindeki etkilerini aktarırken, Prof. Daron Acemoğlu ise koronavirüsün küresel ekonomiye ve devletlere olan etkisini tüm boyutlarıyla ele aldı.

Programın ev sahipliğini yapan DEİK-DTİK Başkanı Nail Olpak, online seminerin açılışında yaptığı konuşmasında, önümüzdeki dönemde başta tüketici refleksleri ve çalışma alışkanlıkları olmak üzere günlük yaşamın pek çok alanında değişim yaşanacağına dikkat çekti. Bu davranış ve alışkanlık değişikliklerinin, öncelikle yatırım alanlarını etkileyeceğini belirten Olpak, sabit getirilerin öngörülebilir olduğu bir dönemden, hemen hemen tüm fiyatlamaların karmaşıklaştığı, faiz ile kur oranlarının tahmin edilemez olduğu ve başta altın olmak üzere emtia fiyatlarının belirsizleştiği yeni bir döneme girildiğini ifade etti. Bu süreçte enflasyonun öneminin de  sorgulanması gerektiğini dile getiren DEİK-DTİK Bakşkanı Nail Olpak, e-ticaret ve lojistiğin de ticaret hayatında ağırlığının artacağını söyledi.

Gökhan Hotamışlıgil: "Bir virüs, askeri savaş araçlarından çok daha etkili olabilir. Artık dünyada en fazla askeri cihazlar değil, tıbbi cihazlar üretilebilir"

Covid-19'un daha önce karşılaşılmayan yeni tip bir virüs olmasından dolayı, tüm dünyanın bu salgın karşısında yetersiz  ve çaresiz kaldığını belirten Prof. Gökhan Hotamışlıgil, "Bir problem ne kadar küresel boyutlu ise, çözümü de bir o kadar küresel olmak zorunda. Artık hiçbir devletin halk sağlığını ihmal etme lüksü yok. Önümüzdeki dönemde bu konuda bir patlama yaşanacaktır. Dünya genelinde askeri cihaz üretimi, liderliği tıbbi cihaz üretimine bırakabileceğini düşünüyorum. Çünkü artık bir virüsün, askeri savaş araçlarından çok daha etkili olduğunu tüm dünyanın gördü." dedi.

Prof. Hotamışlıgil, bilginin hızının muazzamlığına da ayrıca dikkat çekti. Virüsün genetik haritasının rekor hızda çıkartıldığına dikkat çeken Hotamışlıgil, aşı bulunmasının çok önemli olmasına karşın, güvenlik konusundaki çalışmaların uzun bir zaman aldığını belirtti. Ardından etkinlik ve koruyuculuk çalışmalarının tamamlanması gerektiğini söyleyen Hotamışlıgil, bu sonuçları almadan, geniş kitlelerle paylaşılmak üzere aşının piyasaya sürülemeyeceğini belirtti.

Hotamışlıgil: "Virüs kaçacak, biz kovalayacağız"

Temel olarak 2 senaryo olduğunu belirten Hotamışlıgil, ilk senaryonun ise virüsün yayılmasında birinci dalgayı şiddetle baskılamak olduğunu ifade etti. Prof Gökhan Hotamışlıgil, pandemi varken kalp krizlerinin, kanserlerin durmadığını ve sürü bağışıklığı uygulanmaya çalışılırsa bunu kaldıracak sağlık kapasitesinin hiçbir ülkede olmadığını belirtti. Bu sürecin 1 ila 1,5 yıl sürmesini öngördüğünü belirten Hotamışlıgil, "İlacın bulunması her şeyi değiştirebilir. Bu süreci ne kadar iyi kontrol edebilirsek, gelecekte o kadar radikal önlemler almamıza gerek kalmayabilir. Şu an olabildiğince fazla test yapılması gerekiyor" dedi.

Serolojik testlerin önemine vurgu yapan Hotamışlıgil, serolojik testin yaygınlaştırılarak, bunu atlatmış ama atlattığını bilmeyen kişilerin normal yaşamlarına geri dönmelerinin önemine dikkat çekti ve ne kadar çok serolojik test yapılırsa, o kadar fazla insanın iş gücüne geri dönebileceğini söyledi.

Prof. Gökhan Hotamışlıgil, Türkiye'nin acil olarak atması gereken adımları ise şöyle sıraladı:

  1. Sağlık sisteminin güçlendirilmesi,
  2. Can kaybının kontrolü,
  3. Bunun için de sağlık kapasitesinin arttırılması ve doktorların korunması,
  4. İzolasyonun sosyalden sorumlulukta, zorunluya doğru kaydırılarak, tedbirlerin artırılması gerektiğini,
  5. Test sayısının arttırılması,
  6. Türkiye'nin, bilime ve yetkinliğe yaptığı yatırımı çok üst seviyeye çıkarması,
  7. Salgın hastalıklarla mücadele edecek merkezlerin kurulması, personellerin yetiştirilmesi.

Daron Acemoğlu: "Bu dönemi doğru değerlendirirsek çok daha iyi bir sağlık sistemi kurabilir ve daha iyi bir refah devleti inşa edebiliriz"

Prof. Daron Acemoğlu, salgının ekonomi üzerinde çok derin ve uzun sürekli etkileri olacağını belirtirken, şu anda ABD'nin %50'sinin ekonomiye katkıda bulunamadığını belirtti. Bunun da ekonomik faaliyetlerin %30'a yakın azaldığı anlamına geldiğini ifade eden Acemoğlu, ABD tarihindeki normal bir resesyonda bile firmaların %3'ünün iflas ettiğine dikkat çekerek, pandeminin tüm dünyaya yayıldığını ve bunun ekonomi üzerindeki etkiyi derinleştirdiğini belirtti.

Çin, Güney Kore, Singapur ve Tayvan'da olduğu gibi devlet ve sivil toplum arasında yeni teknolojilerle sosyal önlemler artırılarak alınırsa, ekonominin de düzelerek geri döneme hızının rahatlatılabileceğini belirten Acemoğlu, Çin'in pek çok hata yapsa da bunu tepeden inme bir şekilde yaptığını ve sonuç aldığını ifade etti.

Prof. Acemoğlu, zor bir dönemden geçsek de sosyal ve politik olarak umut olduğunun altını çizdi. Dünya'nın küresel sosyal ve politik sisteminin değişmemesinin mümkün olmadığını belirtti.

Ekonomist Friedrich Hayek'in "devletin ekonomik gücünü artırırsa, demokrasinin zayıflayacağı" tezinin yanlışlanabilir olduğunu, İsveç örneği vererek belirten Acemoğlu, bu dönemi doğru bir şekilde değerlendirilirse, çok daha iyi bir refah devleti kurmanın, çok daha iyi bir sağlık sistemi kurmanın mümkün olacağını ifade etti. Bunun kolay olmadığını belirtirken hala umudun yüksek olduğunu vurguladı. Tüm dönemlerde olduğu gibi her şeyin insanların elinde olduğunun altını çizdi.

Acemoğlu, tedarik zincirlerinin kuvvetli bir şekilde desteklenmesi gerektiğini belirtti. Sosyal mesafe politikalarının ve önlemlerin en azından 1-2 yıl daha alınmaya devam etmesi gerektiğini, bir gün işe dönsek bile, uzun bir süre lokantalara dönemeyeceğimizi ifade etti. Zira, salgının Afrika'ya ve bazı başka bölgelere daha yeni yeni geçtiğini söylerken, Amerika ve Avrupa'da şu an durdurulsa dahi, başka bölgelerde ikinci bir dalga olarak tekrar gelebileceğini ve tedbirli olmak gerektiğini ifade etti.

DEİK’TEN CUMHURBAŞKANINA MEKTUP: “MEVCUT ŞARTLARDA ÇARKLAR DURMAMALI”

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Kovid-19 salgını süreciyle ilgili, önceliğin insan sağlığı olduğu vurgusuyla, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a mevcut şartlarda faaliyetlerin durmaması gerektiğini ve sokağa çıkma yasağının kimseye faydası olmayacağını anlatan bir mektup gönderdi.

DEİK Başkanı Nail Olpak imzalı mektupta şu ifadelere yer verildi:

"DEİK olarak, bizim de önceliğimiz şüphesiz ki insanımızın sağlığı. Bu amaçla alınan ve alınacak tüm tedbirlerin destekçisi olduğumuzu belirtmek isteriz.

Bunu unutmadan, ekonomik faaliyetlerimizi de optimal düzeyde sürdürmek gibi çok önemli ve vazgeçilemez bir sorumluluğumuz daha var. İşte bu sorumlulukla ve sağlığımızın yanında işlerimizin de sağlığını korumamız gerektiği inancıyla; "Tedbirlere Uyuyoruz", "Sağlığımızı Koruyoruz" ve "İşlerimizi Askıya Almıyoruz" prensibiyle, duruma hızlı bir adaptasyon sağladık.

Çarkların optimal seviyede dönmesi gerekiyor

Tüm dünyayı saran virüsün, ülkemize vereceği zararları en aza indirme çabaları sürerken, ülkesini seven ve ona inanan iş insanları olarak, ekonomi alanındaki çarkların da optimal seviyede dönmesi gerektiği kanaatindeyiz.

Tüm faaliyetlerin durdurulması veya genel sokağa çıkma yasağı kimsenin yararına olmayacak

Virüs salgınının ülkemizdeki etkisinin bugünkü durumunu bizim elimizdeki verilerle değerlendirdiğimizde; geçtiğimiz günlerde farklı şekillerde gündeme getirilen; tüm işletmelerin faaliyetlerinin durdurulması veya genel bir sokağa çıkma yasağı uygulamasının, ne insanımızın yararına, ne işletmelerimizin yararına, ne de bunların sonucu olarak ülkemizin yararına bir tavır olmayacağına inanıyoruz. Bu görüşümüz, yukarıda izah etmeye çalıştığımız, geniş çerçevede yürüttüğümüz ve yürüteceğimiz istişarelerimizin sonundaki ortak kanaatimizdir.

Gerekli durumlarda her karara saygılıyız

Elbette, ilerleyen süreçlerde, sizlerin elinde bulunan çok daha detaylı verilere bağlı farklı adımlar atılması gerekirse, o kararlar çerçevesinde ve onlara uyarak hareket etmemiz gerektiği de aşikardır.

Şüphesiz ki, uzun soluklu bir mücadele dönemindeyiz ama sonunda bu virüs saldırısını en az hasarla atlatacak, bu küresel soruna karşı yürüttüğümüz mücadeleyi kazanacağız. Bugün bize düşen, milletimizin o başarı gününü düşünerek çalışmaktır. Hayatın normale döneceği o günlere toplum olarak sağlıklı, mutlu ve müreffeh şekilde ulaşmak için dualarımızı ve çalışmalarımızı eksik etmeyeceğiz."

DEİK; PEKİN, SEUL, ROMA BÜYÜKELÇİLERİ İLE "KOVİD-19 TECRÜBELERİ” ONLİNE SEMİNERİNİ GERÇEKLEŞTİRDİ

DEİK ev sahipliğinde, "Kovid-19 Tecrübeleri: Pekin, Seul, Roma Büyükelçilerimizle Güncel Gelişmelerin Değerlendirilmesi" başlıklı bir online semineri 30 Mart 2020 tarihinde gerçekleştirdi. DEİK Başkanı Nail Olpak moderatörlüğünde gerçekleşen seminere, Türkiye'nin Pekin Büyükelçisi Emin Önen, Seul Büyükelçisi Ersin Erçin ve Roma Büyükelçisi Murat Salim Esenli katıldı. Büyükelçiler, bu zorlu sürecin görev yaptıkları ülkelerde ne şekilde ele alındığına dair bilgi aktarıp, firmaların sorun ve görüşlerine yönelik değerlendirmelerde bulundu.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, DEİK olarak önce fiziki olarak toplantıları askıya aldıklarını, sonra 1 nöbetçi çalışanı ofiste tutup çalışanlarını mobil hale getirip evlerinden çalışır hale getirdiklerini söyledi. Olpak, salgın sürecinde farklı kazanımlarının olduğunu, 146 iş konseyi ile her gün onlarca video konferans yaptıklarını ifade ederek, karşılıklı değerlendirmelerden oluşan soru ve önerileri gerek büyükelçiliklere, müşavirlere gerekse bakanlıklara hızlı bir şekilde ilettikleri önemli bir veri tabanlarının olduğunu kaydetti.

Doğru çözümler izlendiğinde doğru sonuca ulaşılabildiğine işaret eden Olpak, "Salgın sonrası bir milat olacak. Kovid-19 öncesi ve sonrasında, yemek yeme alışkanlıklarımızdan, tatil yapma, eğlenme, teknoloji kullanma, aile ilişkilerimizden, yatırım alışkanlıklarımıza kadar yenilik olacağı görülüyor. İş dünyamız açısından bakarsak, önce insanımızın sağlığı, onun yanında da işletmelerimizin faaliyetlerinin sürdürülmesine gayret edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Önen: "Çin'in ilk çeyrekte yaşadığını dünya ikinci çeyrekte yaşayacak" 

Türkiye'nin Pekin Büyükelçisi Abdülkadir Emin Önen ise Çin'in bir ülke olarak değil, bir kıta olarak anlaşılması gerektiğini, Hubey eyaletinin 60 milyon nüfusa sahip olduğunu ve Wuhan şehrinin etrafıyla beraber 15 milyonun üzerinde bir şehir olduğunu anımsattı. Önen, Hubey eyaletinin ülke olarak sayıldığında, dünyada G-20 ülkelerinden sonra, 21'inci ülke olarak geldiğini aktararak, "Arjantin'den, Belçika'dan, Güney Afrika'dan, İran'dan daha büyük bir ülkeden bahsediyoruz aslında. Çin ekonomisinin yüzde 4'ü Wuhan'da. Böyle baktığımızda, alınan karantina tedbirlerini de doğru anlarız. Hubey'i bir ülke olarak kabul edin. Ülkeyi anında kapattılar. Hiçbir şekilde giriş ve çıkışa izin verilmedi. Devletin aldığı tedbirlere bütün Çinliler riayet etti." dedi.

Salgın sürecinde Çin'de iki defa ibrenin değiştiğine dikkati çeken Önen, şunları kaydetti:

"Birincisi, herkes dünyada Çin'e olan uçuş yasaklarını başlattı. Çin çok kaygılı olmaya, salgın bütün ülkede yayılmaya başlandı. Tedbirler alındıkça burası güvenli hale geliyor gibi gözükmeye başlandı. Bir haftadır Çin'den kaynaklanan herhangi bir vaka yok, oluşan vakalar ithal vakalar. Çin ibreyi kendi tarafına döndürmeye başladı. Kendisi artık yabancı vatandaş almamaya başladı ve kapılarını kapattı. Ocak-şubat aylarında, üretim durduğu için dünyadan aldıkları siparişleri yerine ulaştıramadılar. Bundan dolayı ülke ciddi bir dar boğaza girdi. Birçok derecelendirme kuruluşunda da takip ettiğimiz gibi, Çin'de ilk çeyreği yüzde -4 ila -10 arasında tahmin ediyorlar. Böyle olunca ciddi bir daralma var. Ama bunun yanında ibre tekrar Çin'den yana döndü. Üretimini tekrardan yüzde 90'lara çıkardı. Ama ürettiği malı alacak müşterisi kalmadı. Avrupa, Amerika bütün siparişlerini iptal etti. Orta ve bazı büyük ölçekli şirketler şimdi iflas ile karşı karşıya. Hizmet sektörü çok ciddi zarar gördü. Otomotiv sektörü yüzde 80 küçüldü." 

Önen, Çin'de Merkez Bankası aracılığıyla piyasaya likidite sağlandığını dile getirerek, "İlk önce 43 milyar dolar olarak açıklandı. Daha sonra 114 milyar dolara kadar bu rakam çıktı. Merkez Bankası politika faizlerini iki defa düşürdü. Bu da kredi faizlerinde yüzde 50 bir sübvansiyon anlamına geliyor. Enerji tüketimi çok yüksek olmayan Yap-İşlet olan işletmelere elektrik giderleri ile ilgili yüzde 5 indirim yapıldı. Hükümet ayrıca sosyal sigortalardan feragat ederek sadece şubat ayında ülke çapındaki tüm şirketlere toplan 17,7 milyar dolarlık bir sosyal güvenlik prim indirimi yani muafiyeti verildi.

İşsizler içinde yaklaşık 900 milyon dolar bir işsizlik sigortası paketi açıklandı. Ocak ve şubat ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre, Çin'in ihracatı yüzde 17,2 düştü, ithalatı yüzde 4,2 düştü, toplamda ekonomik anlamda yüzde 11'lik bir küçülme oldu. Çin'in ilk çeyrekte yaşadığını dünya ikinci çeyrekte yaşayacak. Bunun yansımaları yıl sonuna kadar gidecek." değerlendirmesinde bulundu.
Erçin: "Güney Kore, nüfusuna oranla dünyada en çok test yapan ülke konumunda" 

Türkiye'nin Seul Büyükelçisi Ersin Erçin de SARS ve MERS salgınlarından gerekli dersleri çıkartan ve hazırlıkları yapan Kore hükümetinin, ilk çıkışından itibaren hastalığın kontrol altına alınması ve yayılmanın önüne geçilmesine yönelik kapsamlı bir stratejiyi hayata geçirdiğini aktardı. Erçin, Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon Jae-in'in, daha ilk günden itibaren 4 ilaç firmasına hızla test kiti üretimi talimatı verdiğini ifade ederek, "Sağlık bakanlığının onaylanmasının önündeki bütün bürokratik engelleri kaldırdı. Çok yaygın ve çok hızlı test uygulaması mücadelenin kilit unsurunu oluşturdu. Güney Kore, günde 20 bini bulan, bugün itibariyle toplamda 400 bini geçen test sayısıyla nüfusuna oranla dünyada en çok test yapan ülke konumunda. Hastalık belirtisi göstersin göstermesin isteyen herkese ücretsiz olarak test yapılmaya başlandı. 96 sağlık merkezinde bu testler dakikalar için sonuçlandırılıyor." açıklamasında bulundu. 

Kore hükümetinin, küçük ve orta ölçekli işletmelere öncelik vererek, büyük şirketleri ve holdingleri kapsayacak şekilde tedbirler aldığını vurgulayan Erçin, şöyle devam etti: "Ekonomin canlanması da dahil hedeflerin gerçekleşmesi için 3 paket açıldı. Bu 3 paketin toplamı 100 milyar dolar tutuyor. Hükümet, kısa süreli stok satışlarına 6 aylık yasaklama dahil, finans ve forex piyasalarında kriz yönetimine odaklandı. Turizm ile alakalı ulaşım, eğlence, konaklama sektörlerine destek taahhüdünde bulundu."

Türkiye'nin Roma Büyükelçisi Murat Salim Esenli de İtalya'nın salgın sürecinin başında Kovid-19 ile mevsimsel grip arasındaki farkı tam olarak anlayamadığını belirterek, "8 Mart'ta kapsamlı bir bakanlar kurulu kararı çıkmak üzereydi. Bu karar, İtalya'da krizin başlangıç noktası olarak gösterilen Lombardiya'da katı karantina uygulamasıydı; fakat bu bilgi basına sızdı. Bununla birlikte İtalya'nın güneyinde ailesi bulunan insanlar, güneye doğru göç ettiler. Bu tam yağmurdan kaçarken doluya tutulmak gibi durumu beraberinde getirdi. Bugünkü rakamlar, maalesef ölüm sayısında 11 bine yaklaşıldığını ve vaka sayısında 100 bini aşacağını gösteriyor." şeklinde konuştu.

NAİL OLPAK: “ASLOLAN ÖNCE İNSAN SAĞLIĞIMIZ SONRA DA İŞLETMELERİMİZİN SAĞLIĞI”

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı Ekonomik İstikrar Kalkanı paketi ile ilgili yazılı bir değerlendirme yaptı.

Olpak değerlendirmesinde şunları kaydetti:

"İş dünyası olarak koronavirüs salgını sürecinde taleplerimizi ilgili bakanlıklarımıza iletmiştik. Bugün, Cumhurbaşkanımızın başkanlığında yaptığımız toplantıda da taleplerimizi dile getirdik. Toplantı sonrası açıklanan önlem ve desteklere baktığımızda hemen hemen bütün taleplerimizin karşılığını bulduğunu görüyoruz. Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan Ekonomik İstikrar Kalkanı paketi bütüncül bir yaklaşımla ele alınan, hem arzı hem de talebi desteklemeye yönelik bir paket. Desteklerden yararlanmanın ön şartı olarak istihdamın korunması, bizim için de çok önemli. Hepimiz için aslolan önce insan sağlığı sonrasında da işletmelerimizin sağlığı. El ele vererek bu zor süreci daha az hasarla atlatacağımıza inancımız tam. Hem sağlık hem de ekonomik boyutuyla bu sürecin iyi yönetildiğinin kanaatindeyim.

NAİL OLPAK: “TCMB’NİN ADIMLARI İŞ DÜNYASINA NEFES ALDIRACAK”

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın faiz indirim kararı ve tedbir paketi ile ilgili yazılı bir değerlendirme yaptı.

Olpak değerlendirmesinde şunları kaydetti:

"TCMB Para Politikası Kurulu'nun, tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınının ekonomik ve finansal etkilerini değerlendirmek üzere 19 Mart'taki toplantısını iki gün öne çekerek, hızla aksiyon aldığını görüyoruz. Bu kapsamda, piyasaların ve reel sektörün beklentileriyle uyumlu olarak politika faizinin 100 baz puanlık bir indirimle yüzde 10,75'ten yüzde 9,75'e düşmesini son derece yerinde bir karar olarak değerlendiriyoruz. Koronavirüs etkisiyle küresel ekonomide yaşanan daralma, reel sektörün likidite ihtiyacını da artırıyor. Dolayısıyla sanayicinin, üreticinin ve vatandaşımızın üzerindeki faiz yükünün hafifletilmesi büyük önem taşıyor. Merkez Bankası'nın aynı zamanda zorunlu karşılıklarda yaptığı indirimle, reel kredi büyüme koşullarını sağlayan bankalara yaklaşık 5.1 milyar dolar karşılığı döviz ve altın cinsi likidite verilmesinin önünün açmasını da ayrıca önemsiyoruz. Özetle, ek likidite imkanlarının devreye alınmasıyla, reel sektörün ihtiyacı olan kredi akışının sağlanmasının ve küresel boyutta yaşanan sorun nedeniyle ihracatçımızın da sıkıntı yaşamaması adına kolaylık sağlayacak tedbirler alınmasının iş dünyasının tüm paydaşlarına nefes aldıracağını düşünüyoruz. 

Hazine ve Maliye Bakanlığımız da bugün aldığı kararla, yıllık gelir vergisi beyannamelerinin verilme ve ödeme sürelerini 30 Nisan tarihine kadar uzattı. Bu da ekonomi yönetimimizin ortak akılla hareket ederek, eş zamanlı ve çok katmanlı bir aksiyon planını hayata geçirdiğini gösteriyor. Siyasi İradenin ve Ekonomi Yönetimimizin, hızlı karar alma mekanizmasıyla, önümüzdeki günlerde de Sanayicilerimizi, KOBİ'lerimizi ve iş dünyasını rahatlatan adımlar atmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Birlikte her zamanki gibi elele vererek ve en önemlisi "öncelikle sağlık" diyerek bu zor günleri atlacağımıza inanıyoruz."

DEİK VE YTB, ULUSLARARASI TİCARET İLİŞKİLERİNİ GELİŞTİRECEK İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALADI

DEİK VE YTB, ULUSLARARASI TİCARET İLİŞKİLERİNİ GELİŞTİRECEK İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALADI

Türkiye'de eğitim gören uluslararası öğrenciler iş dünyasına fırsat olacak

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ile T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) arasında iş birliği protokolü imzalandı.  Yapılan iş birliğiyle, Türkiye'de eğitim gören uluslararası öğrencilerin ve Türkiye mezunlarının, Türk iş dünyası ile irtibatlarının kurulması ile ülkeler arasındaki ekonomik ve ticari iş birliğinin geliştirilmesine katkı sağlanması amaçlanıyor.

Türkiye, son dönemde; üniversite sayısı, araştırma merkezi sayısı, akademisyen sayısı ve uluslararasılaşma boyutlarıyla birlikte yükseköğretim alanında büyük bir değişim yaşıyor. Son 10 yılda,  ülkemizdeki yükseköğretim kurumlarında okuyan uluslararası öğrenci sayısında büyük bir artış kaydedildi ve güncel rakamlara göre Türkiye, 25 bini burslu olmak üzere yaklaşık 172 bin uluslararası öğrencisiyle, bu alanda dünyanın en fazla uluslararası öğrenci ağırlayan ülkelerinden biri hâline geldi. Türkiye, 2023 yılında 250 bin uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapmayı hedefliyor.

139 ülke bazlı, 5 sektörel ve 2 özel amaçlı olmak üzere 146 iş konseyiyle ticari diplomasi faaliyetleri yürüten DEİK ile 2019 yılında 167 ülkeden 146.600 burs başvurusu alan YTB arasında imzalanan iş birliği protokolüyle,  hem Türkiye'de eğitim gören uluslararası öğrencilere iş imkanı hem de dünyaya açılan Türk iş dünyasına Türkiye'yi yakından tanıyan çalışan bulma fırsatı sağlayacak. DEİK Başkanı Nail Olpak ve YTB Başkanı Abdullah Eren tarafından İstanbul'da imzalanan iş birliği protokolüyle, iki kurum tarafından kararlaştırılacak ülkelerde Türkiye'de öğrenim gören uluslararası öğrencilere ve yurt dışında yaşayan Türkiye mezunlarına yönelik sektörel iş ve kariyer fuarları düzenlenmesi ile mevcut fuarlara ortak katılım sağlanması gibi pek çok konuda iş birliği yapılmasını kapsıyor.

İş birliği ile ilgili bilgi veren DEİK Başkanı Nail Olpak, "DEİK olarak, YTB ile yaptığımız iş birliği kapsamında, Türkiye Bursları ile Türkiye'de okuyan öğrencilere staj imkânı verilmesi ve dış ticaret gibi konularda eğitim programları düzenlenmesi için ortak çalışma yapacağız. DEİK İş Konseylerimiz ile düzenleyeceğimiz faaliyetlerde YTB iş birliği ile Türkiye Burslusu uluslararası öğrencileri bir araya getireceğiz. Dünya Türk İş Konseyi'mizin (DTİK) ve YTB'nin ayrı ayrı gerçekleştirdiği Diaspora Buluşmalarına patner olarak katılım sağlayacağız. DEİK olarak düzenleyeceğimiz ticaret heyetlerine ve alım heyetlerine ilgili ülkede ticaret yapan Türkiye Mezunu iş insanlarının da katılımını sağlamak üzere YTB ile birlikte hareket edeceğiz. Bu kapsamda yapılan iş birliği protokolümüzün dış ticaretimizde ülkelerimiz arasındaki ekonomik ilişkilere katkı sağlayacağına inanıyoruz. İş birliği kapsamında, İş Konseylerimiz'le koordinasyon sağlayarak, hangi ülkeden hangi alanda çalışana ihtiyaç varsa buna göre hedef odaklı burslandırmalar yapılacak. YTB ile yaptığımız iş birliği geliştikçe hem Türkiye'de eğitim gören uluslararası öğrencilere iş imkanı hem de dünyaya açılan Türk iş dünyasına Türkiye'yi yakından tanıyan ve uzmanlaşmış çalışan bulma fırsatı sağlayacak." dedi.

Yapılan iş birliğinin özellikle Türkiye'de öğrenim gören uluslararası öğrencilere ve yurt dışında yaşayan Türkiye mezunlarına yönelik olduğunu belirten YTB Başkanı Abdullah Eren, "YTB olarak, dünya genelinden yılda ortalama 150 bin civarında burs başvurusu alıyoruz. Bugüne kadar yaklaşık 150 bin öğrencimiz mezun oldu. Dünyanın dört bir tarafından burslandırdığımız uluslararası öğrencilerimizi Türkiye'nin ihracat hedefleri ve dış ticaret potansiyeli ile uyumlu hale getirmek adına DEİK ile kıymetli bir protokolü imzalamış olduk.. Protokol kapsamında DEİK iş konseyleriyle bilhassa hem sektörel bazda hem ülke bazında öğrencilerimizi buluşturacağız. Bunun yanında yine protokol bağlamında hem daha hedefe odaklı öğrenci burslandırmaları yapmayı hem de mezun olduktan sonra da öğrencilerimizin şirketlerimizde istihdamını sağlamayı amaçlıyoruz. İmzaladığımız bu protokolün hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi.

DEİK BAŞKANI NAİL OLPAK, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ'NE (TSK) YÖNELİK İDLİB’DE YAŞANAN HAVA SALDIRISIYLA İLGİLİ OLARAK BİR AÇIKLAMA YAPTI

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne (TSK) yönelik İdlib'de yaşanan hava saldırısıyla ilgili olarak bir açıklama yaptı.

Olpak açıklamasında şunları ifade etti:

"İdlib'de rejim güçleri tarafından Türk Silahlı Kuvvetlerimize karşı gerçekleştirilen alçak saldırıyla kahraman askerlerimizin şehit düştüğü haberleri yüreklerimizi yakmaya devam ediyor. Şehit olan kahraman Mehmetçiklerimize Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize baş sağlığı, yaralı Mehmetçiklerimize de acil şifalar diliyorum. Başta milletimizin gururu Mehmetçiklerimiz olmak üzere açıkça ülkemizi hedef alan bu hain saldırıları şiddetle kınıyoruz. DEİK olarak, ülkemizin ve milletimizin menfaatlerine kasteden her unsura karşı, sonuna kadar devletimizin yanında olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyoruz.

Dünyanın dört bir yanında yürüttüğümüz ticari diplomasi faaliyetleri kapsamında, ekonomi ve iş çevrelerine de sesimizi en yüksek şekilde duyurmaya devam edeceğiz. Ülkemizin çıkarlarını her platformda gözeterek, iş dünyasının tüm paydaşlarıyla tek vücut halinde birlik ve beraberliğimizi bir kez daha göstermemiz gereken bir süreçten geçiyoruz.

Sınır güvenliğimizi sağlamak, vatanımızı korumaya çalışmak bizim en doğal hakkımız. Bu nedenle, "Orada ne işiniz var?" diyenlerin bu soruyu sormadan önce bir kez daha düşünmeleri gerekiyor. Gün, birlik, beraberlik ve tam dayanışma günüdür."

NAİL OLPAK: “FAİZ İNDİRİMİ YATIRIMLARIN ARTMASI VE PİYASANIN CANLANMASI İÇİN KALDIRAÇ”

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın faiz indirim kararı ile ilgili yazılı bir değerlendirme yaptı.

Olpak değerlendirmesinde şunları kaydetti:

"TCMB Para Politikası Kurulunun, Şubat toplantısında politika faizini beklentilerle uyumlu olarak 50 baz puan indirerek %10,75 seviyesinde belirlemesini olumlu karşılıyoruz. Merkez Bankası'nın aralıksız olarak son 6 toplantıda, toplamda 13.25 puan indirime gitmesi, ülkemizin kalkınma stratejisini de destekler nitelikte. Faizlerin aşağıya çekilmesi, yatırımların ve istihdamın artması ve piyasanın canlanması noktasında önemli bir kaldıraç görevi görüyor. Özellikle ihracat yapan firmalarımızın kapasitelerini geliştirmek açısından da olanak oluşturuyor. DEİK olarak, Ekonomi Yönetimimizin,  iktisadi aktivitemizi güçlendirecek, ülkemizin ve ekonomimizin menfaati yönünde atacağı her adımı destekliyoruz.

Ekonomi yönetimimizin 2019'daki kararlı duruşu ve verilen sözlerin tutulması bizim 2020 yılının olumlu geçeceği yönelik sermayemiz. Yeniden büyüme patikasına giren ülkemiz için canla başla çalışmaya devam etmemiz gerekiyor.

Bu noktada; çok önemli bir görev de faiz indirimlerini aynı hızla yapması gereken finans sektörüne düşüyor."