BAŞKAN'DAN

DEİK BAŞKANI NAİL OLPAK: “İSTİHDAM SAĞLIĞINI DA KORUMAMIZ LAZIM”
DEİK BAŞKANI NAİL OLPAK: "İSTİHDAM SAĞLIĞINI DA KORUMAMIZ LAZIM"
 
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Başkanı Nail Olpak, Kovid-19 salgını sürecinde çok konuşulan istihdam konusuyla ilgili; istihdam sağlığı korunmazsa zincirin önemli bir halkasının kırılacağının altını çizdi.
 
Olpak şunları kaydetti: 
 
"DEİK olarak, bizim de önceliğimiz şüphesiz ki insanımızın sağlığı. Bu amaçla alınan ve alınacak tüm tedbirlerin destekçisi olduğumuzu belirtmek isteriz. Bununla birlikte, Kovid-19 sürecinin başından beri "önce sağlığımız, sonra da işletmelerimizin sağlığı" dedik. Ve istihdamımızı korumamız gerektiğini özellikle vurguladık. Sağlığımızla birlikte işletmelerimizin ve istihdamımızın sağlığını korumak önceliğimiz olmalı. Özellikle istihdamımızı koruyamazsak zincirin önemli bir halkasını kırmış oluruz. Ekonomik faaliyetlerimizi optimal düzeyde sürdürerek hem mevcut istihdamımızı hem çalışanımızın sağlığını korursak, Kovid-19'a karşı ulusal mücadelemizi daha güçlü yürütebiliriz."
DÜNYACA ÜNLÜ İKİ TÜRK BİLİM İNSANI KORONAVİRÜSÜ VE KÜRESEL EKONOMİYE ETKİLERİNİ DEĞERLENDİRDİ

DTİK, Prof. Gökhan Hotamışlıgil ve Prof. Daron Acemoğlu'nun katılımlarıyla Koronavirüs ve Küresel Ekonomiye Etkileri konulu online seminer düzenledi.

DÜNYACA ÜNLÜ İKİ TÜRK BİLİM İNSANI KORONAVİRÜSÜ VE KÜRESEL EKONOMİYE ETKİLERİNİ DEĞERLENDİRDİ

Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) tarafından düzenlenen ve DEİK/DTİK Başkanı Nail Olpak, Harvard Üniversitesi JS Simmons Genetik ve Metabolizma Profesörü Prof. Gökhan Hotamışlıgil ile Massachusetts Teknoloji Enstitüsü İktisat Profesörü Prof. Daron Acemoğlu'nun katıldığı "Koronavirüs ve Küresel Ekonomiye Etkileri" temalı online seminer yoğun ilgi gördü. 500 kişinin izlediği online seminerde, Prof. Gökhan Hotamışlıgil Covid-19 virüsünün bireyler ve toplum sağlığı üzerindeki etkilerini aktarırken, Prof. Daron Acemoğlu ise koronavirüsün küresel ekonomiye ve devletlere olan etkisini tüm boyutlarıyla ele aldı.

Programın ev sahipliğini yapan DEİK-DTİK Başkanı Nail Olpak, online seminerin açılışında yaptığı konuşmasında, önümüzdeki dönemde başta tüketici refleksleri ve çalışma alışkanlıkları olmak üzere günlük yaşamın pek çok alanında değişim yaşanacağına dikkat çekti. Bu davranış ve alışkanlık değişikliklerinin, öncelikle yatırım alanlarını etkileyeceğini belirten Olpak, sabit getirilerin öngörülebilir olduğu bir dönemden, hemen hemen tüm fiyatlamaların karmaşıklaştığı, faiz ile kur oranlarının tahmin edilemez olduğu ve başta altın olmak üzere emtia fiyatlarının belirsizleştiği yeni bir döneme girildiğini ifade etti. Bu süreçte enflasyonun öneminin de  sorgulanması gerektiğini dile getiren DEİK-DTİK Bakşkanı Nail Olpak, e-ticaret ve lojistiğin de ticaret hayatında ağırlığının artacağını söyledi.

Gökhan Hotamışlıgil: "Bir virüs, askeri savaş araçlarından çok daha etkili olabilir. Artık dünyada en fazla askeri cihazlar değil, tıbbi cihazlar üretilebilir"

Covid-19'un daha önce karşılaşılmayan yeni tip bir virüs olmasından dolayı, tüm dünyanın bu salgın karşısında yetersiz  ve çaresiz kaldığını belirten Prof. Gökhan Hotamışlıgil, "Bir problem ne kadar küresel boyutlu ise, çözümü de bir o kadar küresel olmak zorunda. Artık hiçbir devletin halk sağlığını ihmal etme lüksü yok. Önümüzdeki dönemde bu konuda bir patlama yaşanacaktır. Dünya genelinde askeri cihaz üretimi, liderliği tıbbi cihaz üretimine bırakabileceğini düşünüyorum. Çünkü artık bir virüsün, askeri savaş araçlarından çok daha etkili olduğunu tüm dünyanın gördü." dedi.

Prof. Hotamışlıgil, bilginin hızının muazzamlığına da ayrıca dikkat çekti. Virüsün genetik haritasının rekor hızda çıkartıldığına dikkat çeken Hotamışlıgil, aşı bulunmasının çok önemli olmasına karşın, güvenlik konusundaki çalışmaların uzun bir zaman aldığını belirtti. Ardından etkinlik ve koruyuculuk çalışmalarının tamamlanması gerektiğini söyleyen Hotamışlıgil, bu sonuçları almadan, geniş kitlelerle paylaşılmak üzere aşının piyasaya sürülemeyeceğini belirtti.

Hotamışlıgil: "Virüs kaçacak, biz kovalayacağız"

Temel olarak 2 senaryo olduğunu belirten Hotamışlıgil, ilk senaryonun ise virüsün yayılmasında birinci dalgayı şiddetle baskılamak olduğunu ifade etti. Prof Gökhan Hotamışlıgil, pandemi varken kalp krizlerinin, kanserlerin durmadığını ve sürü bağışıklığı uygulanmaya çalışılırsa bunu kaldıracak sağlık kapasitesinin hiçbir ülkede olmadığını belirtti. Bu sürecin 1 ila 1,5 yıl sürmesini öngördüğünü belirten Hotamışlıgil, "İlacın bulunması her şeyi değiştirebilir. Bu süreci ne kadar iyi kontrol edebilirsek, gelecekte o kadar radikal önlemler almamıza gerek kalmayabilir. Şu an olabildiğince fazla test yapılması gerekiyor" dedi.

Serolojik testlerin önemine vurgu yapan Hotamışlıgil, serolojik testin yaygınlaştırılarak, bunu atlatmış ama atlattığını bilmeyen kişilerin normal yaşamlarına geri dönmelerinin önemine dikkat çekti ve ne kadar çok serolojik test yapılırsa, o kadar fazla insanın iş gücüne geri dönebileceğini söyledi.

Prof. Gökhan Hotamışlıgil, Türkiye'nin acil olarak atması gereken adımları ise şöyle sıraladı:

  1. Sağlık sisteminin güçlendirilmesi,
  2. Can kaybının kontrolü,
  3. Bunun için de sağlık kapasitesinin arttırılması ve doktorların korunması,
  4. İzolasyonun sosyalden sorumlulukta, zorunluya doğru kaydırılarak, tedbirlerin artırılması gerektiğini,
  5. Test sayısının arttırılması,
  6. Türkiye'nin, bilime ve yetkinliğe yaptığı yatırımı çok üst seviyeye çıkarması,
  7. Salgın hastalıklarla mücadele edecek merkezlerin kurulması, personellerin yetiştirilmesi.

Daron Acemoğlu: "Bu dönemi doğru değerlendirirsek çok daha iyi bir sağlık sistemi kurabilir ve daha iyi bir refah devleti inşa edebiliriz"

Prof. Daron Acemoğlu, salgının ekonomi üzerinde çok derin ve uzun sürekli etkileri olacağını belirtirken, şu anda ABD'nin %50'sinin ekonomiye katkıda bulunamadığını belirtti. Bunun da ekonomik faaliyetlerin %30'a yakın azaldığı anlamına geldiğini ifade eden Acemoğlu, ABD tarihindeki normal bir resesyonda bile firmaların %3'ünün iflas ettiğine dikkat çekerek, pandeminin tüm dünyaya yayıldığını ve bunun ekonomi üzerindeki etkiyi derinleştirdiğini belirtti.

Çin, Güney Kore, Singapur ve Tayvan'da olduğu gibi devlet ve sivil toplum arasında yeni teknolojilerle sosyal önlemler artırılarak alınırsa, ekonominin de düzelerek geri döneme hızının rahatlatılabileceğini belirten Acemoğlu, Çin'in pek çok hata yapsa da bunu tepeden inme bir şekilde yaptığını ve sonuç aldığını ifade etti.

Prof. Acemoğlu, zor bir dönemden geçsek de sosyal ve politik olarak umut olduğunun altını çizdi. Dünya'nın küresel sosyal ve politik sisteminin değişmemesinin mümkün olmadığını belirtti.

Ekonomist Friedrich Hayek'in "devletin ekonomik gücünü artırırsa, demokrasinin zayıflayacağı" tezinin yanlışlanabilir olduğunu, İsveç örneği vererek belirten Acemoğlu, bu dönemi doğru bir şekilde değerlendirilirse, çok daha iyi bir refah devleti kurmanın, çok daha iyi bir sağlık sistemi kurmanın mümkün olacağını ifade etti. Bunun kolay olmadığını belirtirken hala umudun yüksek olduğunu vurguladı. Tüm dönemlerde olduğu gibi her şeyin insanların elinde olduğunun altını çizdi.

Acemoğlu, tedarik zincirlerinin kuvvetli bir şekilde desteklenmesi gerektiğini belirtti. Sosyal mesafe politikalarının ve önlemlerin en azından 1-2 yıl daha alınmaya devam etmesi gerektiğini, bir gün işe dönsek bile, uzun bir süre lokantalara dönemeyeceğimizi ifade etti. Zira, salgının Afrika'ya ve bazı başka bölgelere daha yeni yeni geçtiğini söylerken, Amerika ve Avrupa'da şu an durdurulsa dahi, başka bölgelerde ikinci bir dalga olarak tekrar gelebileceğini ve tedbirli olmak gerektiğini ifade etti.

DEİK’TEN CUMHURBAŞKANINA MEKTUP: “MEVCUT ŞARTLARDA ÇARKLAR DURMAMALI”

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Kovid-19 salgını süreciyle ilgili, önceliğin insan sağlığı olduğu vurgusuyla, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a mevcut şartlarda faaliyetlerin durmaması gerektiğini ve sokağa çıkma yasağının kimseye faydası olmayacağını anlatan bir mektup gönderdi.

DEİK Başkanı Nail Olpak imzalı mektupta şu ifadelere yer verildi:

"DEİK olarak, bizim de önceliğimiz şüphesiz ki insanımızın sağlığı. Bu amaçla alınan ve alınacak tüm tedbirlerin destekçisi olduğumuzu belirtmek isteriz.

Bunu unutmadan, ekonomik faaliyetlerimizi de optimal düzeyde sürdürmek gibi çok önemli ve vazgeçilemez bir sorumluluğumuz daha var. İşte bu sorumlulukla ve sağlığımızın yanında işlerimizin de sağlığını korumamız gerektiği inancıyla; "Tedbirlere Uyuyoruz", "Sağlığımızı Koruyoruz" ve "İşlerimizi Askıya Almıyoruz" prensibiyle, duruma hızlı bir adaptasyon sağladık.

Çarkların optimal seviyede dönmesi gerekiyor

Tüm dünyayı saran virüsün, ülkemize vereceği zararları en aza indirme çabaları sürerken, ülkesini seven ve ona inanan iş insanları olarak, ekonomi alanındaki çarkların da optimal seviyede dönmesi gerektiği kanaatindeyiz.

Tüm faaliyetlerin durdurulması veya genel sokağa çıkma yasağı kimsenin yararına olmayacak

Virüs salgınının ülkemizdeki etkisinin bugünkü durumunu bizim elimizdeki verilerle değerlendirdiğimizde; geçtiğimiz günlerde farklı şekillerde gündeme getirilen; tüm işletmelerin faaliyetlerinin durdurulması veya genel bir sokağa çıkma yasağı uygulamasının, ne insanımızın yararına, ne işletmelerimizin yararına, ne de bunların sonucu olarak ülkemizin yararına bir tavır olmayacağına inanıyoruz. Bu görüşümüz, yukarıda izah etmeye çalıştığımız, geniş çerçevede yürüttüğümüz ve yürüteceğimiz istişarelerimizin sonundaki ortak kanaatimizdir.

Gerekli durumlarda her karara saygılıyız

Elbette, ilerleyen süreçlerde, sizlerin elinde bulunan çok daha detaylı verilere bağlı farklı adımlar atılması gerekirse, o kararlar çerçevesinde ve onlara uyarak hareket etmemiz gerektiği de aşikardır.

Şüphesiz ki, uzun soluklu bir mücadele dönemindeyiz ama sonunda bu virüs saldırısını en az hasarla atlatacak, bu küresel soruna karşı yürüttüğümüz mücadeleyi kazanacağız. Bugün bize düşen, milletimizin o başarı gününü düşünerek çalışmaktır. Hayatın normale döneceği o günlere toplum olarak sağlıklı, mutlu ve müreffeh şekilde ulaşmak için dualarımızı ve çalışmalarımızı eksik etmeyeceğiz."

DEİK; PEKİN, SEUL, ROMA BÜYÜKELÇİLERİ İLE "KOVİD-19 TECRÜBELERİ” ONLİNE SEMİNERİNİ GERÇEKLEŞTİRDİ

DEİK ev sahipliğinde, "Kovid-19 Tecrübeleri: Pekin, Seul, Roma Büyükelçilerimizle Güncel Gelişmelerin Değerlendirilmesi" başlıklı bir online semineri 30 Mart 2020 tarihinde gerçekleştirdi. DEİK Başkanı Nail Olpak moderatörlüğünde gerçekleşen seminere, Türkiye'nin Pekin Büyükelçisi Emin Önen, Seul Büyükelçisi Ersin Erçin ve Roma Büyükelçisi Murat Salim Esenli katıldı. Büyükelçiler, bu zorlu sürecin görev yaptıkları ülkelerde ne şekilde ele alındığına dair bilgi aktarıp, firmaların sorun ve görüşlerine yönelik değerlendirmelerde bulundu.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, DEİK olarak önce fiziki olarak toplantıları askıya aldıklarını, sonra 1 nöbetçi çalışanı ofiste tutup çalışanlarını mobil hale getirip evlerinden çalışır hale getirdiklerini söyledi. Olpak, salgın sürecinde farklı kazanımlarının olduğunu, 146 iş konseyi ile her gün onlarca video konferans yaptıklarını ifade ederek, karşılıklı değerlendirmelerden oluşan soru ve önerileri gerek büyükelçiliklere, müşavirlere gerekse bakanlıklara hızlı bir şekilde ilettikleri önemli bir veri tabanlarının olduğunu kaydetti.

Doğru çözümler izlendiğinde doğru sonuca ulaşılabildiğine işaret eden Olpak, "Salgın sonrası bir milat olacak. Kovid-19 öncesi ve sonrasında, yemek yeme alışkanlıklarımızdan, tatil yapma, eğlenme, teknoloji kullanma, aile ilişkilerimizden, yatırım alışkanlıklarımıza kadar yenilik olacağı görülüyor. İş dünyamız açısından bakarsak, önce insanımızın sağlığı, onun yanında da işletmelerimizin faaliyetlerinin sürdürülmesine gayret edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Önen: "Çin'in ilk çeyrekte yaşadığını dünya ikinci çeyrekte yaşayacak" 

Türkiye'nin Pekin Büyükelçisi Abdülkadir Emin Önen ise Çin'in bir ülke olarak değil, bir kıta olarak anlaşılması gerektiğini, Hubey eyaletinin 60 milyon nüfusa sahip olduğunu ve Wuhan şehrinin etrafıyla beraber 15 milyonun üzerinde bir şehir olduğunu anımsattı. Önen, Hubey eyaletinin ülke olarak sayıldığında, dünyada G-20 ülkelerinden sonra, 21'inci ülke olarak geldiğini aktararak, "Arjantin'den, Belçika'dan, Güney Afrika'dan, İran'dan daha büyük bir ülkeden bahsediyoruz aslında. Çin ekonomisinin yüzde 4'ü Wuhan'da. Böyle baktığımızda, alınan karantina tedbirlerini de doğru anlarız. Hubey'i bir ülke olarak kabul edin. Ülkeyi anında kapattılar. Hiçbir şekilde giriş ve çıkışa izin verilmedi. Devletin aldığı tedbirlere bütün Çinliler riayet etti." dedi.

Salgın sürecinde Çin'de iki defa ibrenin değiştiğine dikkati çeken Önen, şunları kaydetti:

"Birincisi, herkes dünyada Çin'e olan uçuş yasaklarını başlattı. Çin çok kaygılı olmaya, salgın bütün ülkede yayılmaya başlandı. Tedbirler alındıkça burası güvenli hale geliyor gibi gözükmeye başlandı. Bir haftadır Çin'den kaynaklanan herhangi bir vaka yok, oluşan vakalar ithal vakalar. Çin ibreyi kendi tarafına döndürmeye başladı. Kendisi artık yabancı vatandaş almamaya başladı ve kapılarını kapattı. Ocak-şubat aylarında, üretim durduğu için dünyadan aldıkları siparişleri yerine ulaştıramadılar. Bundan dolayı ülke ciddi bir dar boğaza girdi. Birçok derecelendirme kuruluşunda da takip ettiğimiz gibi, Çin'de ilk çeyreği yüzde -4 ila -10 arasında tahmin ediyorlar. Böyle olunca ciddi bir daralma var. Ama bunun yanında ibre tekrar Çin'den yana döndü. Üretimini tekrardan yüzde 90'lara çıkardı. Ama ürettiği malı alacak müşterisi kalmadı. Avrupa, Amerika bütün siparişlerini iptal etti. Orta ve bazı büyük ölçekli şirketler şimdi iflas ile karşı karşıya. Hizmet sektörü çok ciddi zarar gördü. Otomotiv sektörü yüzde 80 küçüldü." 

Önen, Çin'de Merkez Bankası aracılığıyla piyasaya likidite sağlandığını dile getirerek, "İlk önce 43 milyar dolar olarak açıklandı. Daha sonra 114 milyar dolara kadar bu rakam çıktı. Merkez Bankası politika faizlerini iki defa düşürdü. Bu da kredi faizlerinde yüzde 50 bir sübvansiyon anlamına geliyor. Enerji tüketimi çok yüksek olmayan Yap-İşlet olan işletmelere elektrik giderleri ile ilgili yüzde 5 indirim yapıldı. Hükümet ayrıca sosyal sigortalardan feragat ederek sadece şubat ayında ülke çapındaki tüm şirketlere toplan 17,7 milyar dolarlık bir sosyal güvenlik prim indirimi yani muafiyeti verildi.

İşsizler içinde yaklaşık 900 milyon dolar bir işsizlik sigortası paketi açıklandı. Ocak ve şubat ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre, Çin'in ihracatı yüzde 17,2 düştü, ithalatı yüzde 4,2 düştü, toplamda ekonomik anlamda yüzde 11'lik bir küçülme oldu. Çin'in ilk çeyrekte yaşadığını dünya ikinci çeyrekte yaşayacak. Bunun yansımaları yıl sonuna kadar gidecek." değerlendirmesinde bulundu.
Erçin: "Güney Kore, nüfusuna oranla dünyada en çok test yapan ülke konumunda" 

Türkiye'nin Seul Büyükelçisi Ersin Erçin de SARS ve MERS salgınlarından gerekli dersleri çıkartan ve hazırlıkları yapan Kore hükümetinin, ilk çıkışından itibaren hastalığın kontrol altına alınması ve yayılmanın önüne geçilmesine yönelik kapsamlı bir stratejiyi hayata geçirdiğini aktardı. Erçin, Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon Jae-in'in, daha ilk günden itibaren 4 ilaç firmasına hızla test kiti üretimi talimatı verdiğini ifade ederek, "Sağlık bakanlığının onaylanmasının önündeki bütün bürokratik engelleri kaldırdı. Çok yaygın ve çok hızlı test uygulaması mücadelenin kilit unsurunu oluşturdu. Güney Kore, günde 20 bini bulan, bugün itibariyle toplamda 400 bini geçen test sayısıyla nüfusuna oranla dünyada en çok test yapan ülke konumunda. Hastalık belirtisi göstersin göstermesin isteyen herkese ücretsiz olarak test yapılmaya başlandı. 96 sağlık merkezinde bu testler dakikalar için sonuçlandırılıyor." açıklamasında bulundu. 

Kore hükümetinin, küçük ve orta ölçekli işletmelere öncelik vererek, büyük şirketleri ve holdingleri kapsayacak şekilde tedbirler aldığını vurgulayan Erçin, şöyle devam etti: "Ekonomin canlanması da dahil hedeflerin gerçekleşmesi için 3 paket açıldı. Bu 3 paketin toplamı 100 milyar dolar tutuyor. Hükümet, kısa süreli stok satışlarına 6 aylık yasaklama dahil, finans ve forex piyasalarında kriz yönetimine odaklandı. Turizm ile alakalı ulaşım, eğlence, konaklama sektörlerine destek taahhüdünde bulundu."

Türkiye'nin Roma Büyükelçisi Murat Salim Esenli de İtalya'nın salgın sürecinin başında Kovid-19 ile mevsimsel grip arasındaki farkı tam olarak anlayamadığını belirterek, "8 Mart'ta kapsamlı bir bakanlar kurulu kararı çıkmak üzereydi. Bu karar, İtalya'da krizin başlangıç noktası olarak gösterilen Lombardiya'da katı karantina uygulamasıydı; fakat bu bilgi basına sızdı. Bununla birlikte İtalya'nın güneyinde ailesi bulunan insanlar, güneye doğru göç ettiler. Bu tam yağmurdan kaçarken doluya tutulmak gibi durumu beraberinde getirdi. Bugünkü rakamlar, maalesef ölüm sayısında 11 bine yaklaşıldığını ve vaka sayısında 100 bini aşacağını gösteriyor." şeklinde konuştu.

NAİL OLPAK: “ASLOLAN ÖNCE İNSAN SAĞLIĞIMIZ SONRA DA İŞLETMELERİMİZİN SAĞLIĞI”

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı Ekonomik İstikrar Kalkanı paketi ile ilgili yazılı bir değerlendirme yaptı.

Olpak değerlendirmesinde şunları kaydetti:

"İş dünyası olarak koronavirüs salgını sürecinde taleplerimizi ilgili bakanlıklarımıza iletmiştik. Bugün, Cumhurbaşkanımızın başkanlığında yaptığımız toplantıda da taleplerimizi dile getirdik. Toplantı sonrası açıklanan önlem ve desteklere baktığımızda hemen hemen bütün taleplerimizin karşılığını bulduğunu görüyoruz. Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan Ekonomik İstikrar Kalkanı paketi bütüncül bir yaklaşımla ele alınan, hem arzı hem de talebi desteklemeye yönelik bir paket. Desteklerden yararlanmanın ön şartı olarak istihdamın korunması, bizim için de çok önemli. Hepimiz için aslolan önce insan sağlığı sonrasında da işletmelerimizin sağlığı. El ele vererek bu zor süreci daha az hasarla atlatacağımıza inancımız tam. Hem sağlık hem de ekonomik boyutuyla bu sürecin iyi yönetildiğinin kanaatindeyim.

NAİL OLPAK: “TCMB’NİN ADIMLARI İŞ DÜNYASINA NEFES ALDIRACAK”

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın faiz indirim kararı ve tedbir paketi ile ilgili yazılı bir değerlendirme yaptı.

Olpak değerlendirmesinde şunları kaydetti:

"TCMB Para Politikası Kurulu'nun, tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınının ekonomik ve finansal etkilerini değerlendirmek üzere 19 Mart'taki toplantısını iki gün öne çekerek, hızla aksiyon aldığını görüyoruz. Bu kapsamda, piyasaların ve reel sektörün beklentileriyle uyumlu olarak politika faizinin 100 baz puanlık bir indirimle yüzde 10,75'ten yüzde 9,75'e düşmesini son derece yerinde bir karar olarak değerlendiriyoruz. Koronavirüs etkisiyle küresel ekonomide yaşanan daralma, reel sektörün likidite ihtiyacını da artırıyor. Dolayısıyla sanayicinin, üreticinin ve vatandaşımızın üzerindeki faiz yükünün hafifletilmesi büyük önem taşıyor. Merkez Bankası'nın aynı zamanda zorunlu karşılıklarda yaptığı indirimle, reel kredi büyüme koşullarını sağlayan bankalara yaklaşık 5.1 milyar dolar karşılığı döviz ve altın cinsi likidite verilmesinin önünün açmasını da ayrıca önemsiyoruz. Özetle, ek likidite imkanlarının devreye alınmasıyla, reel sektörün ihtiyacı olan kredi akışının sağlanmasının ve küresel boyutta yaşanan sorun nedeniyle ihracatçımızın da sıkıntı yaşamaması adına kolaylık sağlayacak tedbirler alınmasının iş dünyasının tüm paydaşlarına nefes aldıracağını düşünüyoruz. 

Hazine ve Maliye Bakanlığımız da bugün aldığı kararla, yıllık gelir vergisi beyannamelerinin verilme ve ödeme sürelerini 30 Nisan tarihine kadar uzattı. Bu da ekonomi yönetimimizin ortak akılla hareket ederek, eş zamanlı ve çok katmanlı bir aksiyon planını hayata geçirdiğini gösteriyor. Siyasi İradenin ve Ekonomi Yönetimimizin, hızlı karar alma mekanizmasıyla, önümüzdeki günlerde de Sanayicilerimizi, KOBİ'lerimizi ve iş dünyasını rahatlatan adımlar atmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Birlikte her zamanki gibi elele vererek ve en önemlisi "öncelikle sağlık" diyerek bu zor günleri atlacağımıza inanıyoruz."

DEİK VE YTB, ULUSLARARASI TİCARET İLİŞKİLERİNİ GELİŞTİRECEK İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALADI

DEİK VE YTB, ULUSLARARASI TİCARET İLİŞKİLERİNİ GELİŞTİRECEK İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALADI

Türkiye'de eğitim gören uluslararası öğrenciler iş dünyasına fırsat olacak

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ile T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) arasında iş birliği protokolü imzalandı.  Yapılan iş birliğiyle, Türkiye'de eğitim gören uluslararası öğrencilerin ve Türkiye mezunlarının, Türk iş dünyası ile irtibatlarının kurulması ile ülkeler arasındaki ekonomik ve ticari iş birliğinin geliştirilmesine katkı sağlanması amaçlanıyor.

Türkiye, son dönemde; üniversite sayısı, araştırma merkezi sayısı, akademisyen sayısı ve uluslararasılaşma boyutlarıyla birlikte yükseköğretim alanında büyük bir değişim yaşıyor. Son 10 yılda,  ülkemizdeki yükseköğretim kurumlarında okuyan uluslararası öğrenci sayısında büyük bir artış kaydedildi ve güncel rakamlara göre Türkiye, 25 bini burslu olmak üzere yaklaşık 172 bin uluslararası öğrencisiyle, bu alanda dünyanın en fazla uluslararası öğrenci ağırlayan ülkelerinden biri hâline geldi. Türkiye, 2023 yılında 250 bin uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapmayı hedefliyor.

139 ülke bazlı, 5 sektörel ve 2 özel amaçlı olmak üzere 146 iş konseyiyle ticari diplomasi faaliyetleri yürüten DEİK ile 2019 yılında 167 ülkeden 146.600 burs başvurusu alan YTB arasında imzalanan iş birliği protokolüyle,  hem Türkiye'de eğitim gören uluslararası öğrencilere iş imkanı hem de dünyaya açılan Türk iş dünyasına Türkiye'yi yakından tanıyan çalışan bulma fırsatı sağlayacak. DEİK Başkanı Nail Olpak ve YTB Başkanı Abdullah Eren tarafından İstanbul'da imzalanan iş birliği protokolüyle, iki kurum tarafından kararlaştırılacak ülkelerde Türkiye'de öğrenim gören uluslararası öğrencilere ve yurt dışında yaşayan Türkiye mezunlarına yönelik sektörel iş ve kariyer fuarları düzenlenmesi ile mevcut fuarlara ortak katılım sağlanması gibi pek çok konuda iş birliği yapılmasını kapsıyor.

İş birliği ile ilgili bilgi veren DEİK Başkanı Nail Olpak, "DEİK olarak, YTB ile yaptığımız iş birliği kapsamında, Türkiye Bursları ile Türkiye'de okuyan öğrencilere staj imkânı verilmesi ve dış ticaret gibi konularda eğitim programları düzenlenmesi için ortak çalışma yapacağız. DEİK İş Konseylerimiz ile düzenleyeceğimiz faaliyetlerde YTB iş birliği ile Türkiye Burslusu uluslararası öğrencileri bir araya getireceğiz. Dünya Türk İş Konseyi'mizin (DTİK) ve YTB'nin ayrı ayrı gerçekleştirdiği Diaspora Buluşmalarına patner olarak katılım sağlayacağız. DEİK olarak düzenleyeceğimiz ticaret heyetlerine ve alım heyetlerine ilgili ülkede ticaret yapan Türkiye Mezunu iş insanlarının da katılımını sağlamak üzere YTB ile birlikte hareket edeceğiz. Bu kapsamda yapılan iş birliği protokolümüzün dış ticaretimizde ülkelerimiz arasındaki ekonomik ilişkilere katkı sağlayacağına inanıyoruz. İş birliği kapsamında, İş Konseylerimiz'le koordinasyon sağlayarak, hangi ülkeden hangi alanda çalışana ihtiyaç varsa buna göre hedef odaklı burslandırmalar yapılacak. YTB ile yaptığımız iş birliği geliştikçe hem Türkiye'de eğitim gören uluslararası öğrencilere iş imkanı hem de dünyaya açılan Türk iş dünyasına Türkiye'yi yakından tanıyan ve uzmanlaşmış çalışan bulma fırsatı sağlayacak." dedi.

Yapılan iş birliğinin özellikle Türkiye'de öğrenim gören uluslararası öğrencilere ve yurt dışında yaşayan Türkiye mezunlarına yönelik olduğunu belirten YTB Başkanı Abdullah Eren, "YTB olarak, dünya genelinden yılda ortalama 150 bin civarında burs başvurusu alıyoruz. Bugüne kadar yaklaşık 150 bin öğrencimiz mezun oldu. Dünyanın dört bir tarafından burslandırdığımız uluslararası öğrencilerimizi Türkiye'nin ihracat hedefleri ve dış ticaret potansiyeli ile uyumlu hale getirmek adına DEİK ile kıymetli bir protokolü imzalamış olduk.. Protokol kapsamında DEİK iş konseyleriyle bilhassa hem sektörel bazda hem ülke bazında öğrencilerimizi buluşturacağız. Bunun yanında yine protokol bağlamında hem daha hedefe odaklı öğrenci burslandırmaları yapmayı hem de mezun olduktan sonra da öğrencilerimizin şirketlerimizde istihdamını sağlamayı amaçlıyoruz. İmzaladığımız bu protokolün hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi.

DEİK BAŞKANI NAİL OLPAK, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ'NE (TSK) YÖNELİK İDLİB’DE YAŞANAN HAVA SALDIRISIYLA İLGİLİ OLARAK BİR AÇIKLAMA YAPTI

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne (TSK) yönelik İdlib'de yaşanan hava saldırısıyla ilgili olarak bir açıklama yaptı.

Olpak açıklamasında şunları ifade etti:

"İdlib'de rejim güçleri tarafından Türk Silahlı Kuvvetlerimize karşı gerçekleştirilen alçak saldırıyla kahraman askerlerimizin şehit düştüğü haberleri yüreklerimizi yakmaya devam ediyor. Şehit olan kahraman Mehmetçiklerimize Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize baş sağlığı, yaralı Mehmetçiklerimize de acil şifalar diliyorum. Başta milletimizin gururu Mehmetçiklerimiz olmak üzere açıkça ülkemizi hedef alan bu hain saldırıları şiddetle kınıyoruz. DEİK olarak, ülkemizin ve milletimizin menfaatlerine kasteden her unsura karşı, sonuna kadar devletimizin yanında olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyoruz.

Dünyanın dört bir yanında yürüttüğümüz ticari diplomasi faaliyetleri kapsamında, ekonomi ve iş çevrelerine de sesimizi en yüksek şekilde duyurmaya devam edeceğiz. Ülkemizin çıkarlarını her platformda gözeterek, iş dünyasının tüm paydaşlarıyla tek vücut halinde birlik ve beraberliğimizi bir kez daha göstermemiz gereken bir süreçten geçiyoruz.

Sınır güvenliğimizi sağlamak, vatanımızı korumaya çalışmak bizim en doğal hakkımız. Bu nedenle, "Orada ne işiniz var?" diyenlerin bu soruyu sormadan önce bir kez daha düşünmeleri gerekiyor. Gün, birlik, beraberlik ve tam dayanışma günüdür."

NAİL OLPAK: “FAİZ İNDİRİMİ YATIRIMLARIN ARTMASI VE PİYASANIN CANLANMASI İÇİN KALDIRAÇ”

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın faiz indirim kararı ile ilgili yazılı bir değerlendirme yaptı.

Olpak değerlendirmesinde şunları kaydetti:

"TCMB Para Politikası Kurulunun, Şubat toplantısında politika faizini beklentilerle uyumlu olarak 50 baz puan indirerek %10,75 seviyesinde belirlemesini olumlu karşılıyoruz. Merkez Bankası'nın aralıksız olarak son 6 toplantıda, toplamda 13.25 puan indirime gitmesi, ülkemizin kalkınma stratejisini de destekler nitelikte. Faizlerin aşağıya çekilmesi, yatırımların ve istihdamın artması ve piyasanın canlanması noktasında önemli bir kaldıraç görevi görüyor. Özellikle ihracat yapan firmalarımızın kapasitelerini geliştirmek açısından da olanak oluşturuyor. DEİK olarak, Ekonomi Yönetimimizin,  iktisadi aktivitemizi güçlendirecek, ülkemizin ve ekonomimizin menfaati yönünde atacağı her adımı destekliyoruz.

Ekonomi yönetimimizin 2019'daki kararlı duruşu ve verilen sözlerin tutulması bizim 2020 yılının olumlu geçeceği yönelik sermayemiz. Yeniden büyüme patikasına giren ülkemiz için canla başla çalışmaya devam etmemiz gerekiyor.

Bu noktada; çok önemli bir görev de faiz indirimlerini aynı hızla yapması gereken finans sektörüne düşüyor."

DTİK, TÜRK DİASPORASINI PAKİSTAN’DA BULUŞTURDU

DEİK/Dünya Türk İş Konseyi (DTİK), dünyanın dört bir yanındaki Türk diaspora temsilcileriyle bir araya gelmeye devam ediyor. Pakistan'ın başkenti İslamabad'da gerçekleştirilen DTİK organizasyonunda, T.C. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, DEİK/DTİK Başkanı Nail Olpak, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Abdullah Eren, Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Birol Akgün ve TÜMSİAD Başkanı Yaşar Doğan'ın katılımlarıyla Türk diaspora temsilcileri bir araya geldi. 

Pekcan: "Türkiye, dünyada ihracatını en fazla artıran 7. ülke konumunda"

Dost ve kardeş ülke Pakistan'da, Türk diasporasının ilişkilere pozitif katkı sunmasından memnuniyet duyduğunu belirten T.C. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, "Türkiye'nin yurt dışındaki algısını pozitif yönde etkilemesi açısından, Dünya Türk İş Konseyi-DTİK ve yurt dışında yaşayan Türk diaspora temsilcilerimizin ortak paydada buluşması son derece önemli. Ülke sınırlarımız dışında yaşayan Türk vatandaşlarımızın yüksek bir potansiyele sahip olduklarını biliyoruz. Türk diaspora temsilcilerimizden, ticaret ve yatırım hacminin artırılması konusunda aktif çalışmalar bekliyoruz. Türkiye ile Pakistan arasındaki ticaret hacminin artırılması için de, Ticaret Bakanlığı olarak bu yönde atılacak ortak adımları bekliyoruz ve daima destekliyoruz. İş insanlarımız, Bakanlığımızın sunduğu hizmetlere dijital olarak da her an ulaşabiliyor ve bilgi alabiliyorlar. Türkiye, dinamik ekonomisiyle birlikte şu an dünyada ihracatını en fazla artıran 7. ülke konumunda. Bu başarıya, yurt dışındaki Türk iş insanlarımızın da büyük katkısı bulunuyor. Yurt dışından faaliyetlerini sürdüren DTİK, TİKA, Türkiye Maarif Vakfı, TRT gibi tüm kurumlarımızla koordineli çalışarak, Bakanlık olarak Türk ekonomisinin tanıdığı fırsatları dünyaya en iyi şekilde anlatmak için desteklerimizi sürdüreceğiz." dedi.

Olpak: "21-22 Mart tarihlerinde gerçekleştireceğimiz DTİK Kurultayı, Türk Diasporasını İstanbul'da bir araya getirecek"

DEİK'in tüm dünyaya yayılmış 146 iş konseyi ile ticari diplomasi misyonunu üstlenirken, Dünya Türk İş Konseyi-DTİK ile de diaspora faaliyetlerini sürdürdüğünü ifade eden DEİK Başkanı Nail Olpak, "2007 yılında kurulan Dünya Türk İş Konseyi – DTİK ile dünya çapında Türk diaspora mensuplarıyla ortak çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bu platformda, Türk iş dünyası temsilcileri olarak diasporamız ile aynı çatı altında buluşuyoruz. Küresel anlamda değerlendirdiğimizde ise Pakistan'ın da yurt dışında yaşayan 8.8 milyon vatandaşı ile güçlü bir diasporası olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla Orta Doğu ülkelerinden başlamak üzere Pakistan Diasporası ile ortak bir sinerji yakalayabileceğimizi düşünüyoruz. İki ülke arasındaki güçlü ilişkilerimizi, etkin lobicilik faaliyetleri ile destekleyerek, karşılıklı ticaret ve yatırım hedeflerimize ulaşmak istiyoruz. İş insanlarından sanatçılara, akademisyenlerden sporculara kadar STK'larımızın da yer aldığı geniş bir yapımız bulunuyor. Dört yılda bir gerçekleştirdiğimiz DTİK Kurultayımızı da, 21-22 Mart 2020 tarihlerinde, Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle İstanbul'da gerçekleştireceğiz." diye konuştu.

TÜRK VE SLOVEN İŞ DÜNYASINA ÜÇÜNCÜ ÜLKELERDE İŞ BİRLİĞİ ÇAĞRISI

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Slovenya İş Konseyi ve Slovenya Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği iş birliği ile düzenlenen Türkiye-Slovenya İş Forumu, 11 Şubat 2020 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi.

T.C. Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Slovenya Cumhuriyeti Dışişleri BakanıMiro Cerar, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Slovenya İş Konseyi Başkanı Fatih Canpolat ve GZS/Slovenya-Türkiye İş Konseyi Başkanı Željko Puljić'in katılımı ile gerçekleştirilen Türkiye-Slovenya İş Forumu'nda iki ülke arasındaki ticaret ve yatırım fırsatları ele alındı.

Kasapoğlu: "Türkiye ve Slovenya, lojistikte deniz yolu taşımacılığına ağırlık vermeli"

T.C. Gençlik ve Spor BakanıMehmet Muharrem Kasapoğlu, Türkiye ile Slovenya arasındaki ticari ilişkilerin güçlendirilmesi için Gümrük Birliği'nin güncellenmesine yönelik Avrupa Birliği ile ilişkilerin ve bu çerçevedeki resmi müzakerelerin hızlandırılması gerektiğine inandığını söyledi. Slovenya'nın bu konudaki desteğini de önemsediklerini belirten Kasapoğlu, Avrupa Birliği tarafından çelik ürünleri ithalatına yönelik alınan koruma önlemlerinin ülkemizin çelik sektörünü olumsuz bir şekilde etkilediğini dile getirdi. Hem Türkiye ve Avusturya'yı hem de Slovenya ve Avusturya'yı birbirine bağlayan 8 kilometrelik Karavanke otoyolu tünelinin ikinci tüpü ihalesinin bir Türk firması tarafından kazanıldığını belirten Kasapoğlu, "Bu anlaşma iki ülkemizin inşaat, müteahhitlik sektörlerindeki iş birliği ve potansiyelleri açısından çok büyük katkılar sağlayacaktır. Ayrıca, Slovenya'ya ihracatımızın yüzde 80'i ithalatımızın ise yüzde 25'i deniz yoluyla gerçekleşiyor. Slovenya'nın tek kargo limanı olan Koper Limanı idaresi ile ülkemizin belli başlı liman idareleri arasındaki iş birliği potansiyeli olduğunu değerlendiriyoruz. İki ülke arasındaki denizyolu taşımacılığının lojistik ağırlığının artırılması önemli ve stratejik bir açılım olacaktır" dedi.

Cerar: "Türkiye ve Slovenya arasındaki ticaret hacmi giderek artıyor"

İki ülke arasındaki stratejik iş birliğinin Mart 2011'den beri ilerlediğini ve ticaret hacminin giderek arttığını söyleyen Slovenya Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Miro Cerar, "İki ülke arasındaki dostane ilişkiler, ikili ilişkilerin daha ileriye taşınmasına yardımcı olmuştur. Ben inanıyorum ki birtakım zorluklar yaşanıyor olsa da makro ekonomik ve jeopolitik açılardan pozitif trend devam edecektir. Ortak fırsatlardan faydalanmak iki ülkenin de ortak amacı. Enerji, lojistik, inşaat, çevre mühendisliği, bilgi ve iletişim teknolojileri, turizm, spor, bilimsel ve teknolojik iş birliği ve devamında diğer alanlarda Türkiye ile iş birliğimiz devam ediyor. Bugünkü iş forumu aramızdaki güçlü bağları daha da geliştirecektir. Türk ve Slovenyalı firmalar arasındaki yakın ilişki ve iletişim bu iş forumu ile daha da güçlenecektir. Slovenya ve Türkiye olarak, üçüncü ülke pazarlarında da fırsatlar elde edilebiliriz. İki ülke olarak doğru yoldayız ve doğru yolda ilerliyoruz. Türk ve Slovenya firmalarına yapıcı ve başarılı çalışmalar diliyorum" dedi.

Olpak: "Altyapı yatırımları ve üçüncü ülkelerde iş birliği fırsatları var"

Slovenya'ya kendisinin de aşina olduğunu ve Slovenya için altyapının öneminin farkında olduğunu belirten DEİK Başkanı Nail Olpak, "Slovenya, ekonomik iş birliği açısından önemli bir ortak. Slovenya'da özellikle Avrupa koridorları kapsamında önemli otoyol ve demiryolu yatırımları yapılması planlanıyor. Geçen günlerde bir Türk firmamız Sloven devlet otoyol şirketiyle Karavanke tüneli inşaatında yer aldı. Bunu önemsiyoruz. Otomotiv yan sanayinde oldukça gelişen Slovenya ile iş birliğine yönelme imkânı mevcut olması dolayısıyla Türk firmalarımızın bu projelerde yer almasını arzuluyoruz. Özellikle sağlık turizmi de işaret etmek istediğim başka bir alan. Türkiye bu alanda Avrupa'da ve farklı alanlardaki coğrafyalara güzel fırsatlar sunuyor. Son bir yılı aşkın süreden beri Almanya, Fransa, Japonya ve Macaristan tarafından üçüncü ülkelerle iş birliği konusunda Afrika yoğun olmak üzere Türkiye ile iş birliği yapılmasıyla ilgili ciddi çalışmalar var. Kalitemiz, hızımız ve rekabetçiliğimiz olmazsa olmazlarımız. O pazarlardaki ülkemizin algısının önemli olduğunu Sloven dostlarımıza hatırlatmak istiyorum. Güneydoğu Avrupa ülkeleri başta olmak üzere üçüncü ülke pazarlarına yönelik yatırımlarda firmalarımızın Sloven firmalar ile ortaklık kurmaları, onlara önemli bir avantaj sağlayacaktır. Özellikle müteahhitlik hizmetleri alanında iki ülke arasındaki iş birliğinin artırılması ve üçüncü ülkelerde ortak iş imkânlarının tespit edilmesi faydalı olacaktır" dedi.

Olpak: "Geçiş kotaları iş insanlarımızın önemli sorunlarından biri"

Slovenya tarafından beklentileri dile getiren Olpak, Türkiye'nin ihracatının yüzde 50'sinin Avrupa'ya gerçekleştirildiğini, bu noktada geçiş kotalarının iş insanlarının önemli sorunlarından biri olduğuna dikkat çekerek, ekonomik ilişkileri daha fazla artırmak için karşılıklı oturma ve çalışma izin süreçlerinde kolaylık gösterilmesinin en çok iletilen dilekler arasında olduğunu dile getirdi.

DEİK/Türkiye-Slovenya İş Konseyi Başkanı Fatih Canpolat ise, 2019 yılında ikili ticaretin bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 20 oranında artış gösterdiğini söyleyerek, "İkili ticaretimiz 2 milyar doların üzerine çıktı. Firmalarımızın yatırımlar bakımından Slovenya'ya olan ilgisi her geçen gün artıyor. İkili ekonomik ilişkilerin, özel sektör temsilcilerinin değerli destekleri sonucunda artırılabileceğine inanıyoruz" dedi. Türkiye ve Slovenya arasında çeşitli sektörlerde kayda değer bir potansiyelin mevcut olduğuna değinen Canpolat, "Altyapı, müteahhitlik, turizm, otomotiv, lojistik, sağlık turizmi gibi geleneksel sektörlerin yanı sıra, medikal, biyoteknoloji, bilişim teknolojileri, yeni teknolojiler alanlarında önemli potansiyeller görüyoruz. Sloven ve Türk firmaları ortak yatırımlar yapabilirler ve çevre ülke pazarlarını üçüncü pazarlar olarak değerlendirebilirler. Slovenya'nın AB pazarı ile yakın ticari bağlarının, AB pazarına girmek isteyen Türk firmaları için bir diğer avantaj olduğunu vurgulamak isterim" diye konuştu.

GZS/Slovenya-Türkiye İş Konseyi BaşkanıŽeljko Puljić, iki ülke arasında iş birliği fırsatları olduğunu dile getirerek,"Bugünbu fırsattan istifade ederek, mevcut iş birliğimizi daha da artırabiliriz ve bunu da ortak bir yaklaşımla üçüncü pazarlara yönelerek geliştirebiliriz." Slovenya'nın özellikle altyapı yatırımlarını yoğunlaştırdığını ifade eden Puljić, "Geçmişe kıyasla ortak çalışmalar yapmak için fırsatlar söz konusu. İki ülkenin elinde bulundurduğu potansiyel düşünüldüğünde, çabalar ortaklaşa sürdürülürse başarılı olunacağına inanıyorum" dedi.

İş Forumu'nun açış bölümünün ardından, iki ülke iş insanları ikili iş görüşmelerini gerçekleştirdi.

LİTVANYA İLE TİCARET HACMİ HEDEFİ 1 MİLYAR DOLAR

Litvanya-Türkiye İş Forumu, T.C. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Litvanya Cumhuriyeti Enerji Bakanı Zygimantas Vaiciunas, DEİK Başkanı Nail Olpak, Türkiye-Litvanya İş Konseyi Başkanı Gökhan Yavuzer ve Enterprise Lithuania Yönetici Direktörü Daina Kleponė'nin katılımları ile 31 Ocak 2020 tarihinde Litvanya'nın başkenti Vilnius'da gerçekleşti.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Türkiye'de genç ve iyi eğitilmiş iş gücünün bulunduğunu dile getirerek,  "Litvanya ile toplam ticaret hacmimiz 562 milyon dolar, gerçekten çok az. Bunu ilk aşamada 1 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Daha sonra da limitleri iki ülke iş insanları arasındaki ortak çalışmalar belirleyecek" dedi. Türkiye ile Litvanya arasındaki ilk Ekonomi ve Ticaret Ortak Komitesi Protokolü'ne (JETCO) imza attıklarına dikkat çeken Pekcan, anlaşmanın ve iş forumunun Türkiye ve Litvanya arasındaki ticari ve ekonomik ilişkiler açısından bir basamak olduğunu söyledi.  Her iki ülkenin de yüksek büyüme ve inovasyon kapasitesine sahip olduğunu belirten Pekcan, küresel ekonominin içinde bulunduğu koşullarda iki ülkenin ortak projelerde iş birliği yapmasını son derece önemli gördüklerini söyledi.

Pekcan: "Litvanya'daki start-up programlarına 19 Türk firması başvurdu"

Hizmet ticareti ve yatırımlarda iş birliği imkanlarının çok fazla olduğunu vurgulayan Pekcan, "Litvanya, inovasyon, teknoloji, FinTech, iletişim ve bilgi teknolojilerine yatırım yapan ve başarılara imza atmış bir ülke. Bu anlamda söz konusu alanlardaki iş birliklerine son derece önem veriyoruz. Litvanya'daki start-up programlarına 19 Türk firması başvurdu. Bunlardan 10'u onaylanmış durumda. Bu konuda da Bakanlık olarak kendileriyle iş birliği yapmaya ve firmalarımızı desteklemeye hazırız" dedi. Litvanya ile turizm sektörü iş birliğinden son derece memnun olduklarını söyleyen Pekcan, burada sağlık turizminin de ön plana çıkması gerektiğini belirtti. Türkiye'nin sağlık alanında başarılı sonuçlar aldığını, oldukça rekabetçi fiyatlarla kaliteli sağlık hizmeti sunduğunu ifade eden Pekcan, "Litvanyalı temsilcilerin sağlık problemleri olsun istemeyiz ama olursa en kolay ve hızlı çözümün Türkiye'de olduğunun altını çizmek isteriz" ifadelerini kullandı.  Pekcan, Türkiye açısından Litvanya'nın, gıda ve perakende sektörlerinde Baltık ülkelerine girişte bir hub, giriş kapısı olarak görülebileceğini dile getirerek, bu açıdan da büyük fırsatlar bulunduğunu söyledi. Ticaret Bakanlığı olarak Litvanya iş dünyasına her zaman kapılarının açık olduğunu ifade eden Pekcan, iki ülke iş hacminin artırılması için iş konseylerinin lokomotif görevi göreceğine inandığını vurguladı.

Vaiciunas: "Litvanya, Türk şirketleri için Baltık ülkelerine daha geniş alanlara yayılabilmek için bir sıçrama tahtası"

Litvanya Enerji Bakanı ve JETCO Eşbaşkanı Zygimantas Vaiciunas ise, Litvanya ve Türkiye'nin hızlı büyüyen ekonomiler olduğuna dikkati çekerek, firmalar için iş dostu bir yatırım ortamı sunduklarını söyledi. Yeni iş birliği fırsatlarını araştırmak istediklerinin altını çizen Vaiciunas, FinTech ve start-up alanlarında başarı hikayelerine imza attıklarını söyledi. İş ortamında esnek olabilmek için önemli adımlar attıklarını dile getiren Vaiciunas, "Litvanya, Türk şirketleri için Baltık ülkelerine daha geniş alanlara yayılabilmek için bir sıçrama tahtası, Türk şirketleri için açılan bir kapı olabilir. Türkiye de Litvanya için Asya ülkelerine açılan bir kapı olabilir. Aslında bu aradaki açığı kapatmak istiyoruz." şeklinde konuştu.

Olpak: "İki ülke ekonomi dünyasının birbirini daha da tanımaya ihtiyacı var"

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, iki ülke ekonomi dünyasının birbirini daha da tanımaya ihtiyacı olduğunu ifade ederek, Litvanya'nın finansal teknolojiler anlamında Avrupa'nın önde gelen bir ülkesi olduğunu söyledi. Litvanya'nın Ar-Ge altyapısı ve bilişim vadilerine de önemli yatırımlar yaptıklarını dile getiren Olpak, bu potansiyelin Türk iş insanlarınca değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.  Olpak, "Litvanya'da ülkemize karşı gösterilen sıcak ilginin bir sebebinin de, Türkiye'nin Sovyet İşgalini hiç tanımamış olması, bizim için güzel bir gurur kaynağı. Diplomatik ilişkilerimizin 90'uncu yılında bir başka ortak başlığımız da, burada yaşayan Tatar nüfus.  Litvanya, gerek yatırım ve ticaret ortamı gerekse yaşam standartları ve maliyet-kalite dengesi ile Türk ihracatçılarımız ve yatırımcılarımıza fırsatlar sunan bir ülke" dedi.

Olpak: "Hem Litvanya'da, hem de çevre ülkelerde birlikte iş yapabiliriz"

İş birliklerin nasıl büyütebileceğine değinen Olpak, "öncelikle, farkındalık sorunumuzu aşmamız, pazarlarımızı daha iyi tanımamız ve birbirimiz için önemli ticari partnerler olduğumuzu keşfedebilmemiz için, daha çok temas kurmamız gerektiğine inanıyorum. Türk müteahhitlik sektörü, uluslararası alandaki tecrübesiyle kendisini kanıtlamış durumda. Ayrıca, bugüne kadar 100 milyar dolarlık alt yapı projelerini Kamu Özel Ortaklığı ve Yap-İşlet-Devret modeliyle gerçekleştirmiş bir tecrübeye de sahibiz. Hem Litvanya'da, hem de çevre ülkelerde birlikte iş yapabiliriz. Finansal teknolojiler anlamında Avrupa'nın önde gelen ülkelerinden biri olan Litvanya pazarında, Türk fintech firmalarının da yer alması, bir başka başlık. Litvanya'nın, 2006-2013 yılları arasında AR-GE altyapısı ve bilim vadilerine, 411 milyon Euro yatırım yapmasını ve yatırımlarına devam etmesini takdir ediyoruz. Kalifiye iş gücü ve güçlü sanayi-üniversite iş birliğiyle, inovasyon gerektiren sektörlerde, Litvanya'nın önemli bir potansiyeli bulunuyor. Bu alanda da, karşılıklı iş birliği imkanımız var. Bir başka fırsat alanının da, gıda ve tekstil sektöründe olduğunu görüyoruz. Türk yatırımcılarımızın, bu alanlardaki fırsatları değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.  İklim farkını ve ülkemizin güzelliklerini birlikte değerlendirdiğimizde, Türkiye, turizm açısından Litvanyalıların en çok ziyaret ettiği yerler arasında. Bu tabloyu bir adım öteye taşımalı, Türkiye'nin çok başarılı ve avantajlı olduğu sağlık turizmini de içine alarak, birlikte çalışmalıyız" ifadelerini kullandı.

Türkiye-Litvanya İş Konseyi Başkanı Gökhan Yavuzer ise,  Litvanya'nın Avrupa'nın en hızlı büyüyen ülkesi olduğuna dikkati çekerek, Türkiye için önemli fırsatlar sunduğunu söyledi.

Forumun açılış konuşmalarından sonra, DEİK ve Enterprise Lithuania arasında bir mutabakat zaptı imzalandı.

SENEGAL İLE ORTA VADEDE 1 MİLYAR DOLAR TİCARET HACMİ HEDEFİ

Senegal-Türkiye İş Forumu, T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Senegal Cumhuriyeti Devlet Başkanı Macky Sall, T.C. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, DEİK Başkanı Nail Olpak, Türkiye- Senegal İş Konseyi Başkanı İhsan Şahin, Dakar Sanayi, Tarım ve Ticaret Odası (CCIAD) Başkanı Abdoulaye  Sow ve Türk ve Senegalli iş insanlarının katılımları ile 28 Ocak 2020 tarihinde Senegal'in başkenti Dakar'da gerçekleştirildi. Foruma inşaat, enerji, tekstil, tarım ve demir-çelik sektörleri başta olmak üzere farklı sektörlerden 85 Türk ile 172 Senegalli iş insanı katıldı.

T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iş insanlarının destek vermediği ve öncülük etmediği bir kalkınma hamlesinin hedefine ulaşma şansı olmadığını söyledi. Siyaset ile iş dünyasının el ele verdiği, hedef ve gaye birliği yaptığı durumlarda ise başarının muhakkak olduğunu belirten Erdoğan, "Türkiye'nin 17 yılda ekonomide yazdığı başarı destanında siyasetçiler ile beraber çalışan, risk alan, mücadele eden iş adamlarının çok büyük payı bulunur" dedi.  Türkiye'nin dünya ekonomisi sıralamasında, satın alma paritesine göre, 18'incilikten 13'üncülüğe yükseldiğini söyleyen Erdoğan, "Türkiye için hem önemli bir ortak hem de değerli bir dost olan Senegal ile ilişkilerimizi geliştirmeye önem atfediyoruz" dedi.

Erdoğan: "İkili ticari ilişkilerimizi kazan-kazan temelinde, dengeli bir biçimde geliştirmek istiyoruz"

Senegal Cumhurbaşkanı Sall ile ikili ticaret hacmimizi yükseltmeye yönelik bazı hedefler tayin ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İlk olarak 250 milyon dolar hedefini belirledik ve bunu gerçekleştirdik. 2018 yılı mart ayındaki ziyaretim sırasında 400 milyon doları hedefledik. Hamdolsun aynı yıl bu hedefe ulaşmayı başardık. Türkiye ile Senegal arasındaki ticaret hacmini 2007 yılındaki 66 milyon dolar seviyesinden 2018 yılında 401 milyon dolar seviyesine taşıdık ancak bu rakamın 2019 yılında 300 milyon dolara gerilediğini görüyoruz. Hedefimiz, ticaret hacmimizi orta vadede bugün yaptığımız görüşmelerden sonra 1 milyar dolara çıkarmaktır" ifadelerini kullandı. Türkiye ile Senegal arasında belirlene ticaret hacmi hedefine ulaşılması için başta iş insanlarına çok önemli görevler düştüğünü vurgulayan Erdoğan, "Ticaretimizin büyük kısmı ülkemizin Senegal'e ihracatından oluşuyor. Biz ikili ticari ilişkilerimizi kazan-kazan temelinde, dengeli bir biçimde geliştirmek istiyoruz. Türk ekonomisi ile Senegal ekonomisi birbirini tamamlayıcı özelliklere sahiptir. G-20'nin üyesi ve bölgesinde önemli bir ekonomik güç olan Türkiye, Senegalli üreticiler için önemli bir pazardır" dedi. Senegal'in Türk iş dünyası için ciddi bir potansiyel barındırdığını ifade eden Erdoğan, "Ulaşım imkanlarının da ülkelerimiz arasında arttığını görüyoruz. Türk Hava Yolları'nın Senegal'e haftada 8 seferi bulunuyor. THY ayrıca haftada 4 defa kargo uçuşu düzenleyerek ekonomik ilişkilerimize katkı sağlıyor. Dakar'a yönelik yolcu seferlerini haftada 14'e, hatta mümkün olması halinde 21'e çıkarmayı hedefliyoruz. Türk müteahhitleri, Senegal'de birçok başarılı projeye imza atıyorlar. İnşallah yakın zamanda büyükelçilik binamız için de sağ olsun Sayın Başkan bizlere 10 dönümlük gayet güzel bir yeri tahsis etti. Orada da bizler yerli, milli mimariyle inşallah muhteşem bir eseri hayata geçireceğiz. Bunu da inşallah yine içimizden iş insanı arkadaşlarımız üstleniyorlar, şimdi açıklamayım, bitirince açıklarız.

Sall: "Türkiye ile hidrokarbon alanında ortak çalışabiliriz"

Senegal Cumhuriyeti Devlet BaşkanıMacky Sall,  daha istikrarlı iş birliğine imza atmak istediklerini dile getirerek, "Bu anlamdaki performansımız 2013 yılından bu yana bunun göstergesidir" dedi. Türk şirketlerinin Senegal'de havalimanı, spor salonu, alışveriş merkezi, otel, fuar ve kongre merkezi ile demir yolu gibi önemli inşaat ve altyapı projelerini hayata geçirdiğini hatırlatan Sall,  "Senegal, bizimle çalışmak isteyen herkese kapısını açmış durumdadır. Kazan-kazan ve karşılıklı saygı ilkesi içerisinde çalışmak isteyen herkese kapımız açıktır" dedi. Senegal-Türkiye İş Forumuna büyük önem verdiklerini, iş forumunun yatırımları artıracağına inandığını ifade eden Sall, kamu iş birliğinin dışında özel sektörün birlikte çalışmasını teşvik ettiklerini, güç birliğine giderek çeşitli alanlarda bilgi ve tecrübe paylaşımında bulunmalarını arzu ettiklerini vurguladı. Sall, "Özel sektör ticaret, yatırım ve ortaklıklar aracılığıyla daha yoğunlaştırılmış ve çeşitlendirilmiş ilişkiler elde edilmesini sağlayacaktır. Senegal'in kalkınma planı da bu hedef doğrultusunda sürmektedir. Başka iş birliği ufuklarında, hidrokarbon alanında birlikte çalışabiliriz. Senegal önemli bir gaz ve petrol üreticisi olacaktır" dedi. Türkiye'de başarılı şekilde uygulanan yap-işlet-devret modelinin Senegal'de sağlık ve diğer sektörlerde önemli bir model olacağını belirten Sall, Türk firmalarını bu modelle inşaat, çevre ve altyapı projeleri üstlenmek üzere Senegal'e davet etti.

Senegal'de bölgenin en büyük ve ilk teknoloji parkı kurulacak

Senegal-Türkiye İş Forumundan sonra değerlendirme yapan DEİK Başkanı Nail Olpak, Türk ve Senegalli iş insanları olarak ekonomik ilişkilerin geliştirilmek üzere önemli ortaklıklara imza atıldığını söyeyerek, "Senegal'in kalkınma planı çerçevesindeki Diamniadio Özel Ekonomik Bölgesi içerisinde havalimanı, kongre merkezi, spor arenası, ulusal kuru meyve sebze hali ve otel gibi birçok proje, Türk firmaları tarafından hayata geçirildi. Bununla birlikte, Dakar'ın belli başlı un, yem, içecek firmalarından bir kaçının Türk müteşebbisler tarafından kurulması, bir diğer örnek" dedi.  Türkiye ve Senegal arasındaki ortaklıkların daha ileriye taşıyacak birkaç konuyu dile getiren Olpak, "Dakar'da bir Türk Ticaret Merkezi'nin kurulmasını sağlayabilmek en önemli hedeflerimizden. Eğer bunu gerçekleştirebilirsek; gümrüksüz mal satışının mümkün olduğu Türk ürünlerinin Senegal'de yapılarak ve katma değer üreterek yaklaşık 13 Afrika ülkesine ve aralarındaki ticari anlaşmadan dolayı Amerika'ya gümrüksüz bir şekilde girmesini sağlayabiliriz. Bu hedefimiz için görüşmelerimiz devam ediyor. Senegal kalkınma planının ikinci safhasında tarım altyapı, enerji, dijital ekonomi, turizm ve maliye sektörlerine odaklanacaktır. Bu alanlarda Türk özel sektörü olarak, önemli projelere imza atabilir ve know-how paylaşımında bulunabiliriz. Ayrıca yeni sanayi merkezi haline gelen Diamniadio bölgesindeki iş birliklerimizi bir adım öteye taşıyabiliriz. Bölgede doğrudan 35.000 kişiye iş imkânı yaratacak, 25 hektar üzerine kurulacak, bölgenin en büyük ve ilk teknoloji parkının kurulacağı ve bunun Senegal Kalkınma Planı için çok önemli olduğu belirtiliyor. Bu kapsamda da iki ülkenin iş dünyaları için önemli fırsatlar keşfedilebilir" dedi.

Türkiye-Senegal İş Konseyi Başkanı İhsan Şahin, "Afrika Kıtasında güvenlik endişesi olmayan ve siyasi istikrara sahip olan ülkelerin başında gelen Senegal, özellikle enerji, altyapı, tarım, balıkçılık, turizm, tekstil ve bilgi teknolojisi alanlarındaki kamu ve özel sektör yatırımları ile, istikrarlı ekonomik genişlemenin temelini atmaya devam edecek" dedi. Türkiye ile Senegal arasında toplam ticaret hacmi 410 milyon dolar düzeyine ulaşmış durumda olduğunu belirten Şahin, "Senegal'in başkenti Dakar'da hizmet veren uluslararası havalimanı şu an Türk şirketleri tarafından işletiliyor. Üstelik havalimanına ulaşım sağlayan metronun inşaatı da bir Türk firmanın ortaklığı ile yürütülüyor. Dakar'da yaptırılan kongre merkezi, spor kompleksi ve ticaret merkezinde yine Türk firmalarının imzası mevcut" dedi.

Yeni seçilen (CCIAD) Başkanı Abdoulaye Sow ve 2020-2022 döneminde yeniden seçilen Türkiye-Senegal İş Konseyi Başkanı İhsan Şahin tarafından İş Konseyi Anlaşması imzalanarak yenilendi ve yakın iş birliği ile stratejik sektörlerde ortak çalışmalar konusunda mutabık kalındı.

GAMBİYA-TÜRKİYE İŞ FORUMU BANJUL’DA GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Gambiya-Türkiye İş Forumu, T.C. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Gambiya Ticaret, Sanayi, Bölgesel Entegrasyon ve İstihdam Bakanı Lamin Jobe, Deik Başkanı Nail Olpak, Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı ve DEİK Başkan Yardımcısı Mithat Yenigün, Türkiye-Afrika İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Berna Gözbaşı, Türkiye-Gambiya İş Konseyi Başkanı Şaban Dinç, Gambiya-Türkiye İş Konseyi Başkanı Alieu Secka, Gambiya Ticaret ve Sanayi Odası (GCCI) Başkanı Edrisa Mass Jobe'nin katılımları ile 27 Ocak 2020 tarihinde Gambiya'nın başkenti Banjul'da gerçekleştirildi. Foruma, inşaat, enerji, tekstil, tarım ve demir-çelik sektörleri başta olmak üzere farklı sektörlerden 50 Türk ile 148 Gambiyalı iş insanı katıldı.

T.C. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Gambiya'nın güzel ve fırsatlar ülkesi olduğunu belirterek, Türkiye'nin biraz geç kaldığın; fakat hiçbir zamanın da geç olmadığını söyledi. Türkiye ile Gambiya'nın ticaret hacminin az olduğuna değinen Pekcan,  yapılacak olan çalışmalarda ikili ilişkilerin sürdürülerek artmasını diledi.  İş Konseyi Başkanlarının ilişkileri geliştirmek için çalışmaya devam edeceğini belirten Pekcan, Türkiye'nin en çok turist alan 6'ncı ülke olduğunu vurgulayarak, Türkiye'nin Gambiya'nın turizm alt yapısı ve hizmet sektörlerinin gelişmesi için yardımcı olabileceğini ifade etti. Türk Hava Yollarının Gambiya'ya haftada 3 sefer düzenlediğini belirten Pekcan, Türk müteahhitlerinin Gambiya'da alt yapı ve üst yapı projelerini de hızlı ve ekonomik şekilde tamamlayabileceklerini vurgulayan Pekcan, Türk firmalarının Gambiya'daki fırsatlar için davet edilmesini istediklerini söyledi.

Elektrik ve enerji alt yapısının gelişmesi için Türk firmalarının hazır olduğunu ifade eden Pekcan, "Türk firmalarımız her sektörde iş birliği yapmaya hazırdır. Gambiya'da özel ekonomik yatırımların çekilmesinde de iş birliği yapılabilir. Türkiye'deki özel bölgelerdeki tecrübe de paylaşılabilir" dedi. Türkiye'de Gambiya'nın dostluk ve iş birliğinin ECOWAS ile iş birliğinin de söz konusu olduğunu belirten Pekcan, "ECOWAS'da Bakan Jobe'nin desteğini rica ettim. Hem Afrika ile hem de Gambiya üzerinden iş birliğini arttıracaktır. Afrika bizim için çok önemli. 2 senede bir Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu'nu gerçekleştiriyoruz. Sayın Bakan ve ekibi de 2018'deki foruma katıldı. 2020'nin Ekim ayında 3.  Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu'nu gerçekleştiriyoruz. Bakan Jobe'ye resmi davet göndereceğiz; fakat şimdiden davet etmek isterim" dedi.

Gambiya Ticaret, Sanayi, Bölgesel Entegrasyon ve İstihdam Bakanı Lamin Jobe, Gambiya ve Türkiye arasındaki ilişkilerin Osmanlı dönemine dayandığını ve iyi ilişkilerin olduğunu belirterek, ikili ilişkilere her geçen gün arttığını söyledi. Türkiye ile Gambiya arasındaki ticari ilişkilerin 90'larda olmadığını belirten Jobe, 2000'lerde ve 2018'de arttığını söyledi. Türkiye'nin tekstil konusunda dünyaya hakim olduğunu belirten Jobe, Gambiya'nın birinci sektörünün otomotiv, ikinci sektörünün de pamuk olduğunu söyledi. Gambiya'da ekilebilen alanlardan yüzde 35'inin pamuk olduğunu ve pamuk ihracatı yaptığını vurgulayan Jobe, pamuk sektörünü canlandırdıklarını ve uluslararası piyasada ticaret alanlarının pamuk olduğunu söyledi. Türkiye'nin bu alanda mesleki eğitimi ve teknolojisinin Gambiya'ya getirebileceğine değinen Jobe, Türkiye'nin her alanda kalkınma gösterdiğini söyledi. ECOWAS ve Afrika pazarının Türk delegasyonuna fırsatlar sunduğunu belirten Jobe, Gambiya Yatırım ve Teşvik Ajansı'nın Türk iş insanları ile iş birliği kurmaktan memnuniyet duyacağını söyledi.

DEİK Başkanı Nail Olpak, Gambiya'nın "Dev pamuk ağaçları, minik tohumlardan çıkar." şeklinde, çok bilinen bir atasözü olduğunu belirterek, "Bugün dostluğumuz başta olmak üzere, ticari ve ekonomik ilişkilerimizi geliştirerek, bu minik tohumları ekmek için bir aradayız. Mevcut ekonomik veriler veya istatistikleri uzun uzun anlatmak yerine; iş birliklerimizi, tohum ve dev bir ağaç örneğinde olduğu gibi, nasıl büyütebileceğimize birkaç maddede değinmek istiyorum. 2022 yılında İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesine ev sahipliği yapması öngörülen Gambiya'nın gerekli altyapı çalışmalarımın bir an önce bitirilmesinde Türk firmaları kaliteli, hızlı ve uygun fiyatlı çözüm yollarıyla katkıda bulunabilir. Türk özel sektörümüz, Gambiya ile tüm alanlarda iş birliği kurarak ülkenin dışarıdan temin ettiği günlük tüketim ve sanayileşmesi için gereken tüm sanayi ürünlerini sağlayabilir. Bu yıl 50 milyondan fazla turisti ağırlaması beklenen Türkiye'nin, bu alanda sahip olduğu bilgi birikimi Gambiya ile paylaşabilir. Tarım ürünlerinin işlenmesi ve paketlenmesi, balık işleme tesislerinin geliştirilmesi ve artırılması konusunda ortak çalışmalar yapabilir. Ayrıca, Banjul Havaalanı'nın modernizasyonu ve yeni bir havaalanı inşası, Banjul Uluslararası Deniz Limanı'nın modernizasyonu, Banjul çevresinde otoyol inşası, Gambiya kıyı şeridi ile iç bölgeleri birbirine bağlayacak bir demiryolu inşası, Gambiya nehrini geçmek için kullanılan feribot sayısının arttırılması ve limanların modernizasyonu gibi ulaşım altyapısı projeleri ile termik santral inşası, güneş panellerinin yaygınlaştırılması gibi enerji sektöründeki projelerinin gerçekleştirilmesinde Türk firmalarının önemli katkıları olabilir. Bunlara ek olarak, ülkede açılan değirmenlerden dolayı getirilen yüksek ithalat vergilendirmesi sebebiyle un üreticisi firmaların Gambiya'ya ihracat yapamadığı biliniyor. Dolayısıyla, uygulanmakta olan un ithalat vergisinin kaldırılması veya daha düşük miktarlarda tutulması suretiyle yerel ve uluslararası rekabete açık tutulması son derece önemlidir" dedi.

Türkiye-Gambiya İş Konseyi Başkanı Şaban Dinç, "Türkiye-Gambiya İş Konseyi olarak kısa vadede iki ülke arasındaki ticaret hacminin 200 milyon dolar seviyesinin üzerine çıkarılması öncellikli hedeflerimizdir. Türk Havayolları'nın Gambiya'ya ilk direkt uçuşunu gerçekleştirmiş olması ve Gambiya'ya gerçekleşen ilk Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ziyaretinin bugün gerçekleşiyor olması hedeflerimizi gerçekleştireceğimize ne kadar yakın olduğumuzun bir göstergesidir" dedi. 2022 yılında ülkenizin ev sahipliğinde düzenlenecek İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi hazırlıkları kapsamında ihtiyaç olan altyapı projelerini Türk müteahhitlik şirketlerinin gerçekleştirebileceğini ifade eden Dinç, "Gıda, tarım, hayvancılık ve turizm sektörlerini de iki ülkenin iş birliği geliştirebileceği alanları olarak görüyoruz" dedi.

Forumun açılış oturum oturumunun ardından, Türk ve Gambiyalı iş insanları ikili iş görüşmelerini gerçekleştirdi.

ERDOĞAN: “CEZAYİR, TÜRKİYE'NİN KUZEY AFRİKA'DAKİ STRATEJİK ORTAKLARINDAN BİRİ”

T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın öncülüğünde Cezayir, Gambiya ve Senegal'e gerçekleştirilen resmi ziyaret kapsamında Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda DEİK'in organizasyonunda Türk iş dünyası temsilcilerinin katılımları ile 26-28 Ocak 2020 tarihlerinde gerçekleştiriiyor. Batı ve Kuzey Afrika ülkelerine düzenlenen resmi ziyaretlerin ilk durağı Cezayir oldu.

DEİK organizasyonunda düzenlenen Cezayir-Türkiye İş Forumu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Başbakanı Abdelaziz Djerad, T.C. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Cezayir Ticaret Bakanı Kamel Rezig, DEİK Başkanı Nail Olpak, Türkiye-Cezayir İş Konseyi Başkanı Fuat Tosyalı, Cezayir Ticaret ve Sanayi Odası (CACI) Başkanı Abdulkadir Gouri, Cezayir Yatırımların Geliştirilmesi Ajansı (ANDI) Genel Direktörü Mansouri Abdelkrim'in katılımları ile 26 Ocak 2020 tarihinde Cezayir'de gerçekleştirildi. Forumda, Türk ve Cezayirli iş dünyası temsilcileri, networking toplantısı ile iki ülkedeki yatırım ve iş birliği fırsatlarını değerlendirdi. Foruma, inşaat, enerji, tekstil, tarım ve demir-çelik sektörleri başta olmak üzere farklı sektörlerden 189 Türk ile 160 Cezayirli iş insanı katıldı.

Erdoğan: "Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki İş Konseyi sayısı 2015'te 30 iken 2019'da 45'e yükseldi"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ülkemizin bu topraklara bakışı asla tek taraflı bir kazanç hevesinin ürünü değildir, olmamıştır. Biz, birlikte üretmek, birlikte ilerlemek, birlikte zenginleşmek arzusundayız" dedi. İş insanlarımızın karşılaştıkları sıkıntılarının çözüme kavuşturulmasının her zaman ana gündem maddelerinden biri olduğunu belirten Erdoğan, "Ticari hedeflerimize ulaşabilmek için öncelikle sizlerin potansiyeline ket vuran bariyerlerin ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu kadar köklü ve güçlü bağlara sahip Türkiye ile Cezayir arasında, halen Serbest Ticaret Anlaşmasının bulunmaması ciddi bir eksikliktir" dedi. İş Forumu'nun Türk iş dünyası ve müteşebbisleri için yeni ortaklıklara, yeni açılımlara, yeni proje ve yatırımlara kapı aralamasını dilediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki İş Konseyi sayısının 2015'te 30 iken 2019'da 45'e yükseldiğini vurgulayarak, "22 Program Ofisiyle TİKA, kıta genelinde yeni ve özgün bir kalkınma modelinin sancaktarlığını yapıyor. Bayrak taşıyıcımız Türk Hava Yolları İstanbul'dan 38 Afrika ülkesindeki 58 noktaya uçuş düzenliyor. Türkiye Burslarıyla 4 bin 500 civarında Afrikalı öğrenciye lisans, yüksek lisans ve doktora alanında ücretsiz eğitim sağlıyoruz. İnşallah önümüzdeki dönem Kıta ile ilişkimizi daha da ilerleteceğiz" dedi. 

Erdoğan: "Ticaret Bakanlığı ve DEİK organizasyonunda İstanbul'da Türkiye-Afrika 3'üncü Ekonomi ve İş Forumu'nu gerçekleştirmeyi öngörüyoruz"

El ele, omuz omuza, gönül gönüle vererek Türkiye-Afrika ticaretini 50 milyar dolar seviyesine taşımayı hedeflediklerini söyleyen Erdoğan, Cezayir'i dost ve kardeş bir ülke olmanın ötesinde, Türkiye'nin Kuzey Afrika'daki stratejik ortaklarından biri olarak gördüklerini ifade etti. Ticari bakımdan Cezayir'in, Türkiye'nin mağrip ve Afrika'ya en önemli giriş kapılarından birisini oluşturduğunu vurgulayan Erdoğan, Ticaret Bakanlığı ve DEİK organizasyonunda İstanbul'da Türkiye-Afrika 3'üncü Ekonomi ve İş Forumu'nu gerçekleştirmeyi öngördüklerine söyledi. Türk şirketlerinin bugüne kadar Cezayir'de 16,1 milyar dolar değerinde 377 projeye imza attığını ifade eden Erdoğan, bu rakamlarla Cezayir'in Türkiye'nin en fazla müteahhitlik projesi üstlendiği 8'inci ülke olduğunu dile getirerek,  "Son dönemde teminat mektuplarında yaşadığınız sıkıntıyı da aştığımızda bu meblağın daha da artacağına inanıyorum." dedi.

Djerad: "Türk iş insanlarına ve Türk işlerine önem verecek öncelikli sektörler; modern teknoloji, tarım, turizm"

Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Başbakanı Abdelaziz Djerad, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun ile birlikte  iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesi güven niteliğini taşıdığını söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyaretinin her sektörde bir iş birliği anlaşması niteliği taşıdığını belirten Djerad, gerçekleştirilen ziyaret ile önemli anlaşmaların imzalandığını söyledi. İki ülke arasındaki Karma Ekonomik Komisyonu Toplantısı ve Cezayir'de bu yıl düzenleyeceğimiz teknik konulu toplantının da önemli bir iş birliği alanı olduğunu belirten Djerad, Yatırımların Korunması Anlaşması, Tüketiciyi Koruma Anlaşması, İstihdam Güvencesi Anlaşması, Bilimsel Teknolojik Anlaşmanın da imzalanan anlaşmalar arasında olduğunu söyledi. Ticari ilişkilerin daha ileri düzeye girmesi için bir çalıştay düzenlenmesini planladıklarını belirten Djerad, iki ülke arasındaki ticari rakamların enerjisini yansıtmadığını ifade etti. Ticari rakamların daha iyi seviyelere gelmesi gerektiğini dile getiren Djerad, Cezayir-Türkiye İş Forumunun iki ülke arasındaki yatırımların masaya yatırıldığının göstergesi olduğunu vurguladı. Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun'un Türk yatırımlarına önem atfettiğini ifade eden Djerad, Cezayir'de daha fazla Türk yatırımlarını görmek istediklerini belirtti. Türk iş insanlarına ve Türk işlerine önem verecek öncelikli sektörlerin modern teknoloji, tarım, turizm gibi sektörler olduğunu belirten Djerad,iki ülke arasında geleceği belirleyecek sektörler olduğunu belirtilebileceğini söyledi.   

Olpak: "Yeni projeleri hedefleyen firmalarımızı Cezayir'in altyapısını geliştirme konusunda önemli bir rol oynamaları konusunda teşvik edebiliriz"

Forumun kapanış oturumundan sonra değerlendirmede bulunan DEİK Başkanı Nail Olpak, "İş insanları olarak da ticari ve ekonomik ilişkilerimizi geliştirmek için önümüzde bir engel tanımıyoruz. Ekonomik rakamlara girmeyeceğim ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim. İki ülke arasında önemli ortaklıklar mevcut. En önemlilerinden birisi de; Türk müteahhitlerimizin Cezayir'de 17 milyar dolar değerinde 301 proje üstlenmesi… Bu ortaklığı demiryolu alanına da taşıyabilir; yeni projeleri hedefleyen firmalarımızı Cezayir'in altyapısını geliştirme konusunda önemli bir rol oynamaları konusunda teşvik edebiliriz" dedi. Türkiye ve Cezayir liderlerinden iş dünyasının önünü daha fazla açması için destek beklediklerini ifade eden Olpak, "Türkiye ve Cezayir arasında daha fazla iş yapmamızın önümüzü açacak birkaç konuyu dile getirmek istiyorum. İki ülke arasında Serbest Ticaret Anlaşması'nın imzalanması, Türk iş insanlarına uzun süreli vize alımını kolaylaştıracak uygulamanın getirilmesi, Cezayir'de yatırım yapan Türk firmalarına Cezayir bankaları tarafından kredi sağlanması ve pozitif ayrımcılık yapılması, iki ülke arasında SGK anlaşması yapılması, Türk şirketlerinin Cezayir'de çalıştıracakları taşeron firmalara yurt dışı müteahhitlik belgesi verilmesi ve gümrük işlemlerinde yaşanan aksaklıkların giderilmesi olarak iletmek isterim" dedi.

Forum, kapanış oturumundan sonra sona erdi.