LOJİSTİK İŞ KONSEYİ

İŞ KONSEYİ BAŞKANI TURGUT ERKESKİN, CANLI YAYIN –“ 30 DAKİKA PROGRAMI” BLOOMBERG HT, GÜNCEL LOJİSTİK KONULAR, 21.04.2020

Lojistik İş Konseyi Başkanı Turgut Erkeskin ve UTİKAD Başkanı Emre Eldener'in 21 Nisan 2020 tarihinde HT Bloomberg Hande Berktan'ın "30 Dakika" programına canlı yayın konuğu olarak iştirak etmişlerdir. Salgın sürecinde uluslararası taşımacılık ve lojistik hizmetleri değerlendirilerek son gelişmeler kamuoyu ile paylaşıldı.

SALGIN SÜRECİNDE LOJİSTİK GELİŞMELER VİDEOKONFERANS, 08.04.2020

Covid-19 Salgın Sürecinde Güncel Lojistik Konular hakkında bilgilendirme Webinari, 8 Nisan 2020

Moderatör: Turgut Erkeskin (Lojistik İş Konseyi Başkanı) Konuşmacılar: Çetin Nuhoğlu (UND Başkanı & DEİK İcra Kurulu Üyesi), Emre Eldener (UTİKAD Başkanı)

Webinar raporuna linkten ulaşabilirsiniz.

COVİD-19 SÜRECİNDE ULUSLARARASI TAŞIMACILIK VE LOJİSTİK HİZMETLERİ

Sayın Üyemiz,

DEİK Lojistik İş Konseyimiz ev sahipliğinde 8 Nisan 2020 tarihinde saat 16:00-18:00 arasında "Covid-19 Salgın Sürecinde Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmetleri"ni değerlendireceğimiz webinara ilgilenen üyelerimizin katılımları beklenmektedir.  

Lojistik İş Konseyi Başkanımız Sayın Turgut Erkesin moderasyonunda gerçekleşecek toplantıya, DEİK Başkanımız Sayın Nail Olpak, UND Başkanı ve DEİK Yönetim ve İcra Kurulu Üyemiz Sayın Çetin Nuhoğlu ve UTİKAD Başkanımız Sayın Emre Eldener konuşmacı olarak katılım sağlayacaklardır.

Kayıt linkinde konuşmacılara yöneltmek istediğiniz soruları önceden belirtmeniz rica olunur. 

https://zoom.us/webinar/register/WN_3wSkgK_eQYKVCs_lRfi8pA

Saygılarımla,

TÜRKİYE'NİN KUŞAK VE YOL GİRİŞİMİ'NDE KONUMLANDIRILMASI RAPORU ÜYE LANSMANI, 19.11.19

DEİK/Türkiye-Çin ve Lojistik İş Konseyleri işbirliğiyle, PWC tarafından hazırlanan "Türkiye'nin Kuşak Yol Girişimi'nde Konumlandırılması" raporunun lansmanı 19 Kasım 2019 tarihinde River Plaza İstanbul'da gerçekleştirildi.

Anılan toplantıda Türkiye-Çin İş Konseyi Başkanı Murat Kolbaşı, konuşmasında bu projenin sadece Türkiye ile Çin arasında değil, çok geniş bir coğrafyada ticaret ve üretim kapasitesini ve şeklini değiştirmesinin beklendiğini, bu toplantı vesilesiyle de olası senaryoları iş insanları ile değerlendirmek ve farklı pencereler açmanın hedeflendiğini belirtti.

Kolbaşı konuşmasında Kuşak Yol İnsiyatifini sadece birbiriyle bağlantılı havayolları, demir yolları, liman inşaatları kapsamında bir altyapı projesi olarak değerlendirmediğini, aynı zamanda bölge ülkelerinin gelişmesine ve ekonomik büyümesine katkı sağlayacak bir strateji belgesi olarak gördüğünü ifade etti.

Türkiye-Çin İş Konseyi olarak Çin Halk Cumhuriyeti'nin Kuşak ve Yol İnisyatifi çerçevesinde birçok ülkenin altyapı projelerine finansman ve teknik anlamda destek vermesinin bölge barışının, güvenliğinin ve istikrarının korunması açısından oldukça yapıcı ve önemli olabileceğini düşündüğünü belirten Kolbaşı, yapılan değerli yatırımların Kuşak ve Yol'un geçtiği ülkelerde yaşayan vatandaşların ortak çıkarını gözetmesi ve refah düzeyini yükseltme gayesi taşımasının memnuniyetle karşılandığını ifade etti. Bu kapsamda geliştirilecek iş birliklerinin insanlık tarihinin en kadim medeniyetleri olan Türkiye ve Çin'in yakınlaşmasına katkılar sağlayacağını ve iki ülkenin yeni dönemde güçlü ortaklar olarak 21.yüzyılın inşasında rol oynayacağını temenni ettiğini belirten Kolbaşı; Türkiye'nin Marmaray Tüp Geçidi, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu, Avrasya Tüneli, Osmangazi Köprüsü, yüksek hızlı tren hatları, Gebze Orhangazi-İzmir Otoyolu, 1915 Çanakkale Köprüsü, Yeni İstanbul Havalimanı gibi mega ulaşım projeleriyle Kuşak ve Yol çerçevesinde hedeflenen orta koridorun sağladığı yararı ve önemi arttırdığını ifade etti.

Lojistik İş Konseyi Başkanı Turgut Erkeskin, lojistik sektörü olarak bu projeyi en başından beri yakından takip ettiklerini belirtti. Bu projenin sadece bir altyapı ve lojistik projesi olmadığını, birçok sektörü ve çok geniş bir coğrafyayı kapsadığını belirten Erkeskin, birçok ülkeye oranla Türkiye'nin bu projeye dahiliyeti konusunda temkinli yaklaşımının faydalı olacağını düşündüğünü ifade etti.

Toplantı gerçekleştirilen proje sunumuyla birlikte soru cevap bölümünün ardından sona erdi.

TÜRKİYE'NİN KUŞAK VE YOL GİRİŞİMİ'NDE KONUMLANDIRILMASI RAPORU BASIN TOPLANTISI, 17 EKİM 2019

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve PwC Türkiye iş birliği ile hazırlanan "Türkiye'nin Kuşak ve Yol Girişimi'nde Konumlandırılması" başlıklı raporun sonuçları açıklandı. DEİK bünyesinde faaliyet gösteren DEİK/Türkiye-Çin İş Konseyi ve DEİK/Lojistik İş Konseyi'nin koordinasyonunda gerçekleştirilen raporda, Türkiye'nin Kuşak ve Yol Girişimi'ndeki konumuna ilişkin potansiyel ticaret stratejileri, politika senaryoları, doğrudan yabancı yatırım, lojistik ve küresel ölçekli fırsatlar tüm boyutlarıyla ele alındı.

T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Çin İş Konseyi Başkanı Murat Kolbaşı, DEİK/Lojistik İş Konseyi Başkanı Turgut Erkeskin, PwC Ülke Başkanı Haluk Yalçın 'ın katılımıyla gerçekleştiren toplantıda, Türk iş dünyasının tüm paydaşlarına, Kuşak ve Yol Girişimi'ne dair kapsamlı bir gelecek öngörüsü sağlayacak çarpıcı bilgiler paylaşıldı.

Turagay: "Türkiye, Kuşak ve Yol Girişimi'nde kesinlikle olmalı"

Toplantıda konuşan Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay, "Türkiye'nin Kuşak ve Yol Girişimi'nde Konumlandırılması" raporunun dünya ticaretinin yönünü değiştiren çok önemli bir adım olduğunu belirtti. Dünya ticaret hacminin 19,7 trilyon dolar, Çin'in toplam ihracatının 2,5 trilyon dolar ve ithalatının ise 2,1 trilyon dolar olduğunu belirten Turagay, "Çin dünyanın en büyük ihracatçı ülkesi, ithalatta ise ABD'den sonra dünyanın en büyük ikinci ithalatçısı konumunda. Çin'in büyüme oranlarına baktığımızda son 2 yıldır Çin'de de bir yavaşlama görüyoruz. IMF rakamlarıyla Çin'in 2019'da yüzde 6,1, 2020'de ise yüzde 5,8'e gerileyeceği ifade ediliyor. Dünya ticaretinde de büyüme oranlarının gelişme hızının azaldığını görüyoruz" dedi.

Çin'in meşhur "Made in Chine 2025" projesi olduğundan bahseden Turagay, ABD ile Çin arasında yaşanan ticaret savaşının altında yatan sebebin teknoloji savaşı olduğunu ve ABD'nin Çin'e yaklaşık 400 milyar dolar ticaret açığı veren bir ülke olduğunu söyledi. Kuşak ve Yol girişiminin Çin'de etki alanını geliştirmek ve dünyayla daha fazla entegre olmak amacını taşıdığını kaydeden Turagay, Türkiye'nin bu projenin içerisinde olması gerektiğini vurguladı.

Turagay: "Kuşak ve Yol ile Türkiye'ye daha fazla yatırım çekmemiz lazım"

Türkiye'nin lojistik, jeostratejik ve jeopolitik konumu itibariyle dünyanın merkezinde bir ülke olduğunu dile getiren Turagay, "Bu proje 60'ı aşkın ülkede 4,4 milyar toplam dünya nüfusunun yüzde 62'sini oluşturan ve gayri safi yurt içi hasıla olarak baktığımızda 23 trilyon dolarlık önemli bir güç. Biz de ortada konumlanmış durumdayız. Bizim bu sistem içerisinde yer alabilmemiz için daha fazla yatırım çekebilmemiz lazım. Bütün amacımız ve gayretimiz bunun için olacak. Türkiye çok büyük bir potansiyele sahip bir ülke. Bu açıdan da bu rapor, ülkemiz ve ilgili kurumlar açısından çok büyük farkındalık yaratan bir rapor. İyi bir strateji hazırlamalıyız. BRI proje kapsamında toplam yatırım 1 trilyon dolarlara ulaşıyor. Bu yatırım portföyünden biz de azami ölçüde yararlanmalıyız. Biz Ticaret Bakanlığı olarak bu konuya eğiliyoruz, bu konudaki çalışmalara yoğunlaşıyoruz. Bakanımızın net ve kesin talimatı var. Lojistik Koordinasyon Kurulu toplantısında da bu sunumu diğer kamu kurumlarıyla paylaşmayı arzuluyoruz." diye ifade etti.

Türk iş dünyasına, Barış Pınarı Harekatı'nın küresel arenada en doğru şekilde anlatılması için büyük bir görev düştüğünü belirten DEİK Başkanı Nail Olpak, "Ülkemiz ve Türk iş dünyası olarak çok yoğun bir gündemimiz varken, öte yandan milli menfaatlerimiz doğrultusunda siyasi ve askeri arenada başka bir mücadelenin içindeyiz. İş dünyası olarak, dünya kamuoyundaki dezenformasyonların önüne geçmek için farklı coğrafyalardaki tüm bağlantılarımızla, tüm iletişim kanallarını kullanarak kara propagandaya karşı duruyoruz. Bu sebeple, Barış Pınarı Harekatı ile terör unsurlarına karşı, güvenliğimizin ve sınırlarımızın korunması için mücadele eden Mehmetçiklerimizin yanında olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyorum. Küresel ticarette de, değişen dinamikler dolayısıyla Türkiye için yepyeni bir dönemin başındayız. Bu değişimler ışığında Türkiye için önemli bir konu olan Kuşak ve Yol Girişimi'nde ülkemizdeki jeopolitik konumu ve lojistik açısından taşıdığı önem, bizleri böyle bir rapor hazırlamaya itti. Çünkü DEİK olarak üstlendiğimiz misyonlardan biri de, ekonomi ve ticaret bağlamında Türk iş dünyasının geleceğine ışık tutacak; iş dünyasını hem bilgilendirecek hem de yönlendirecek çalışmalara imza atmak.Bu raporda da, Kuşak ve Yol Projesi'ne entegre olmanın Türkiye'nin uluslararası yatırım çekme ve dış ticaret performansına etkisini yer çekimi modeli ve 8 senaryo kullanarak inceledik." dedi.

 

Olpak: "Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi, küresel ekonomik akışları yeniden tanımlayacak"

 

Kuşak ve Yol Girişimi'nin hem hitap ettiği coğrafyanın genişliği hem de bir ekonomik entegrasyon ile kalkınma projesi olması sebebiyle diğer projelerden ayrıldığını ifade eden Olpak, "Üç karayolu ve bir denizyolu hattı üzerinde tasarlanan bu projenin her hattında, birbirinden farklı yatırım nedeni ve finansman olanakları bulunuyor. Kuşak ve Yol, aynı zamanda ticaretten lojistiğe kadar bir eş zamanlı dijitalleşme projesi. Kuzey aksı Avrupa'ya entegrasyon kadar, rotasındaki 56 ülkenin ekonomik kalkınmasını da hedefliyor. Enerji koridoru olarak adlandırılabilecek orta koridor, hem Avrupa-Asya arasında sağlıklı enerji akışını temin etmeyi hem de bölge ülkeleri arasındaki politik gerginlikleri azaltmayı amaçlıyor. Öte yandan Güney koridorda ise özellikle Afrika'da sadece altyapı yatırımları değil, yeni ekonomik bölgeler oluşturuluyor ve bu kanalla bölgedeki firmaların iş yapış şekilleri ile bölge ülkelerinin iş yapma kolaylığı geliştiriliyor. Bu nedenle Afrika pazarında Çin'in baskınlığı yakın zamanda daha da artacak ve bu pazara erişim için Çin'le iş birlikleri kolaylaştırıcı bir unsur olacak." diye konuştu.

Olpak: "Güzergah üzerinde Türkiye gibi gelişmiş, kapsamlı bir üretim ağı olan ikinci bir ülke yok"

Ar-Ge, üretim ve lojistik alanlarında yapılacak aktif çalışmalarla, Kuşak ve Yol Girişimi ile Türkiye'nin genel ihracatında yüzde 15 artış elde edilebileceğine dikkat çeken Olpak, "Türk ve Çin iş dünyası olarak birlikte heraket ederek, Çin üretim teknolojilerini daha yukarılara çıkarmak için beraber AR-GE çalışmaları yapmak için neyi bekliyoruz? Avantajlı konumumuz ve kabiliyetlerimizle bir lojistik merkezi olmamız için nasıl çalışmalar yapabiliriz? Bu konuların üzerine daha fazla eğilmemiz gerekiyor. Almanya'nın doğusundan Çin'e kadar olan coğrafyada Türkiye gibi gelişmiş, kapsamlı bir üretim ağı olan ikinci bir ülke yok. Bu doğrultuda Çin ve Türkiye uluslararası arenada, kazan-kazan ilişkisine dayalı, sağlam ilişkiler kurarak birlikte hareket edebilir. Yine DEİK olarak yürüttüğümüz 3. ülkelerle iş birliği çalışmaları bu süreçte büyük önem taşıyor. Türk özel sektörümüzün, Afrika başta olmak üzere, Orta Doğu, Körfez ve Avrasya coğrafyasındaki saha deneyimini, Avrupa ve Uzak Doğulu ortaklıklarla güçlendirerek çalışmalar yapıyoruz. Bu kapsamda Almanya, Fransa, Japonya ve Macaristan ile yürüttüğümüz ortak çalışmaları örnek verebiliriz. Dolayısıyla Türk iş dünyası olarak topyekün bir farkındalıkla, Kuşak ve Yol Girişimi'ndeki tüm fırsatları değerlendirmeliyiz." şeklinde konuştu.

Kuşak ve Yol Girişimi için ticarette 4 temel eksen öne çıkıyor

Çalışmadan çıkan bulgulara göre; Çin'in, kendi içindeki dönüşüm planlarının yanı sıra, gelişmiş pazarlara daha iyi erişim ve gelişmekte olan pazarları geliştirme ihtiyacını görmüş durumda. Bu nedenle Kuşak ve Yol Girişimi'nin ekonomik, sosyal ve politik alanları kapsayan, uzun döneme yayılmış bir proje olduğu ifade edilirken, ticaretin geliştirilmesi kapsamında 4 temel eksen ortaya koyuluyor.

Ulaşım, enerji, telekom ve özel ekonomik bölgeler olarak temellendirilen 4 ana eksende, Kuşak ve Yol güzergahında dünyanın yüzde 62'sini oluşturan 4.4 milyarlık nüfus, 23 trilyon dolarlık GSMH ile 3 trilyon dolarlık ticaret hacmi öne çıkıyor.

Türkiye için ekonomik politika fırsatlarında 5 farklı senaryo stratejisi

Kuşak ve Yol Girişimi'nin alternatif uluslararası ekonomik politika fırsatlarından Türkiye'nin en üst düzeyde yararlanabilmesi için 5 farklı senaryo ile strateji sunan bölüm ise çalışmanın en dikkat çeken bölümü olarak göze çarpıyor.

‘Türkiye'nin Çin Yatırımı Açısından Çekiciliğinin Artırılması', ‘Türkiye'nin Çin ile Beraber Üretmesi ve Teknoloji Geliştirmesi', ‘Türkiye'nin Öncelikli Olarak Bir Lojistik Merkezi Haline Gelmesi', ‘Çin ile Birlikte Başka Pazarlara Öncelik Verilmesi ve Girilmesi' ile ‘Kuşak ve Yol Yoluyla Genişleyen Ticarete Öncelik Verilmesi' başlıkları altında sunulan yaklaşımlar, Türk iş dünyasına yeni ufuklar açacak önemli yaklaşımlar getiriyor.

Yüksek teknolojili üretim politikası Türkiye'nin yatırım cazibesini artıracak

Olgunlaşan Çin pazarından çıkmaya eğilimli orta ve düşük teknolojili üretim sektörleri üzerine detaylı analiz ve fizibilite çalışmalarının yapılması önerilen 1. Senaryokapsamında, Türkiye'nin kısa vadeli sanayi stratejisine uygun olarak, Özel Ekonomik Bölgeler Master Planı'nda ilgili sektörlere özel bir odak geliştirilmesi öngörülüyor. Çalışmada, Çin'in orta ve düşük teknoloji sektörlerinin Türkiye'ye çekilmesi, artan ticari entegrasyon sonrasında ise yüksek teknolojili sektörlerde de yatırım çekilmesini sağlayabilecek ve Çin'in Küresel Değer Zincirlerine entegrasyonun kolaylaşacağı ifade ediliyor.

Girişimlerin haritalandırılması ve insan kaynağının inşa edilmesinin önceliklendirilmesi de ayrıca vurgulanıyor. Bu haritalandırmanın ardından; küme oluşturma çabaları/hizmetleri ile kümelerin içindeki ve çevresindeki finansman şekillendirilmesinin doğru olacağı belirtiliyor.

Kuşak ve Yol Girişimi için ekonomik diplomasi yaklaşımı

Türkiye'nin, Çin ile birlikte üretmesi ve teknoloji geliştirmesine odaklanan 2. Senaryoda ise, endüstriyel becerileri ve tecrübesi ile Türkiye'nin doğrudan yabancı yatırım için ideal bir aday olarak öne çıktığı düşünülüyor. Türkiye ekonomik yeteneklerine ek olarak, Doğu Avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Asya'yı birbirine bağlayan üçgenin merkezinde bulunuyor. Bu projeksiyonla birlikte Türk sanayisinin Kuşak ve Yol ülkelerine yetkinliğini ve deneyimlerini aktarması için iyi tasarlanmış tanıtım ve ekonomik diplomasi ajandası hazırlanması gerekiyor.

Türk demiryollarının gelişme planlarına uygun olarak, Çin'deki olgunlaşan pazarlardaki faaliyetlerini azaltmak ve yurtdışındaki faaliyetlerini arttırmak isteyen CRRC gibi Çinli tren üreticileri ile ortaklık kurulması öneriliyor. Bu ortaklık sayesinde, Türk tedarikçilerinin dünyanın en büyük tren üretim ağlarından birine eklenmesiyle, CRRC'nin varlık gösterdiği Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika gibi pazarlarda Türk endüstrisinin etkinliğinin artırılması hedefleniyor.

Türkiye, Çin'in Avrupa ile bağlanma çabalarında kendini bir köprü olarak konumlandırmalı

Türkiye'nin lojistik merkez olması konusunda yeni bir bakış açısı geliştiren 3. Senaryoda, Türkiye'nin güçlü kültürel ve diplomatik bağlantılarının olduğu Orta Asya ve Kafkaslar gibi bölgelerde çok taraflı iş birliği faaliyetlerini artırmasının önemine değiniliyor. Mersin ve İskenderun gibi yüksek kapasiteli Akdeniz limanlarının, Deniz İpek Yolu planlarının bir parçası haline getirilmesi önerilirken, Türkiye'nin Çin ile AB arasında kendisini lojistik bir köprü olarak konumlaması gerektiğinin altı çiziliyor.

Kuşak ve Yol Girişimi'nin Avrupa ayağını oluşturan 16+1İinisiyatifi'ne katılmak ve bu platformda aktif bir rol oynamak için diplomatik ilişkiler kurulması da bir diğer önemli adım olarak görülüyor. Türkiye'nin, Çin ile birlikte bölgedeki ulaşım altyapısı projelerinin entegrasyonunu ve koordinasyonunu sağlaması için bölgedeki ticaret akışlarının etkinliğini artırmak amacıyla özellikle Kafkaslarda ve Orta Asya'da 16+1 İnisiyatifi'ne benzeyen bir yapı kurabileceğinden söz ediliyor.

Lojistik açısından çok geni bir pencere açan çalışmada, İntermodal bağlantıyı sağlayacak şekilde entegre altyapı planlama yaklaşımı belirlenmesi ve uygulanmasının önemi vurgulanıyor. Dolayısıyla Türk gümrük kontrol noktalarının küresel en iyi uygulama örnekleriyle optimize edilmesi gerekliliğine dikkat çekilirken, gümrük ve sınırların dijitalleşmesi ve tek pencere sisteminin entegrasyonuyle desteklenmesi isteniyor. Gümrük kontrol noktalarında Blockchain gibi kolaylaştırıcı teknolojinin kullanımının da hızlandırılması öne çıkan maddeler arasında yer alıyor.

Çalışmadan çıkan bir diiğer önemli bulgu ise e-ticaretin artmasıyla hava kargoculuğuna olan talebin yükselmesi olarak göze çarpıyor. Bu konuda İstanbul Havalimanı'nın, şehrin kargo kapasitesini neredeyse dört katına çıkararak dünyanın öne çıkan hava kargo lokasyonlarından biri haline getireceğine işaret ediyor. Dolayısıyla İstanbul Havalimanı'nın, hava kargo faaliyetleriyle doğrudan bağlantılı ekonomik ve lojistik bölgelerin tasarımı gerçekleştirilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Türkiye ile Çin yeni pazarlar için güçlerini birleştirebilir

İki ülke arasındaki bölgesel işbirliği potansiyeli ile 3. Pazarlara birlikte açılmayı işleyen 4. Senaryo, ekonomik politikaların entegrasyonu ve pazara giriş stratejilerinin senkronizasyonunu hedefleyen bir Türkiye- Çin ajandasının tasarlanmasını ön planda tutuyor. Potansiyel sektörlerin tanımlanmasının ardından, seçilen pazardaki sektörler için detaylı analizler yapılmasını öngören senaryo ile tedarik zinciri olgunluğu, sektörel kapasite analizi, iş gücü değerlendirmeleri ve sektörel kümelenme gibi çalışmalara yönelinmesi öneriliyor.

Kuşak ve Yol Girişimi'ndeki yatırım projelerinin, TİKA'nın yatırım ajandasının bir parçası haline getirilmesi tavsiye ediliyor. Öte yandan yeniden yapılandırılan Türk Eximbank, diğer özel bankalar ve Türk müteahhitlerin de, bu girişimin fon sağlayıcılarıyla bir araya getirilmesinin son derece yararlı olacağı ifade ediliyor.

 

TEN-T Projesindeki yeni demiryolu yatırım planları değerlendirilmeli

Ticaret koridoru inisiyatiflerine katılırken, ülkemizin taşımacılık rotalarının göz önünde bulundurulmasını ön planda tutan 5. Senaryoda, Türkiye'nin fiziksel altyapısını uluslararası standartların teknik özelliklerine uyumlu hale getirmenin önemine değiniliyor. Bu bağlamda Yeni Edirne-Kars Demiryolu Projesi'nin orta koridordaki Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu'na entegre edilmesi öneriliyor. Ayrıca Kuşak ve Yol'a daha iyi bir entegrasyon için İskenderun Limanı, Mersin Uluslararası Akdeniz Limanı, Çandarlı Limanı, Bandırma Limanı, AsyaPort ve Samsunport gibi limanlarının bağlantısının, ek demiryolu ve karayolu kanallarıyla ve bağlantı yollarıyla arttırılması bekleniyor. Asya'da Kuşak ve Yol odaklı birden fazla Türk Ticaret merkezi kurulması gerekirken, Çin gibi belirgin pazarların dışındaki TTM'lerin yerlerinin, kapsamlı ticaret ve yatırım analizlerine göre belirlenmesi gerekiyor.

TRANSPORT LOGISTIC 2019, 04-07.06.2019
Dünya'nın en büyük lojistik etkinliği sayılan ve Münih'te iki yılda bir düzenlenen Transport Logistic fuarı bu yıl 4-7 Haziran 2019 tarihlerinde Münih'te gerçekleştirildi. 63 ülkeden 2.374 firmanın katıldığı ve 125 ülkeden 64.000 üzerinde ziyaretçi ağırlayan fuarda DEİK Lojistik İş Konseyi organizasyonunda UND ve UTİKAD desteği ile ilk defa Türk Pavilyonu açıldı. Türkiye dışında 17 ülke şirketleri de ülke pavilyonlarıyla katılım sağladı.
Fuarda verilen Türkiye resepsiyonunda Türk lezzetleri ikram edilerek farklı ülkelerden konuklar ağırlandı. Ayrıca Türk pavilyonuna toplu bir ziyaret gerçekleştiren İtalyan Liman İdarecileri ile Türk lojistik şirketleri arasında iş görüşmeleri gerçekleştirildi.
Pavilyon etkinlikleri kapsamında fuarın ikinci günü düzenlenen kokteylde, firmalar iş ortaklarını ağırlarken yeni iş ilişkilerini geliştirme fırsatı buldu. 
 
Fuarın sahibi Messe München Fuarlar Direktörü Robert Schönberger Türkiye Pavilyonuyla ilgili olarak, "Kıtaların buluşma noktasında yer alan Türkiye, global lojistik açışı açısından eşsiz bir ülkedir. Transport Logistic'te ilk kez bir Türkiye Pavilyonu açılması ve katılımcı Türk firmalarının sayısının artması mükemmel bir gelişme. Fuarın katılımcı ve ziyaretçilerinin de dada fazla iş birliği geliştirmek adına Türk şirketleriyle bir araya gelmekten memnuniyet duyduklarından şüphem yok" dedi.
 
DEİK Lojistik İş Konseyi Başkanı Turgut Erkeskin, lojistik sektörünün küresel oyuncularından biri haline gelen Türkiye'nin, dünyanın en büyük sektör etkinliği olan bu fuarda ilk kez ülke pavilyonu açmasının son derece önemli olduğunu vurguladı. Açılan pavilyonun Türkiye'nin lojistik  gücünü gösterebilmesi açısından önemli bir fırsat olduğunu aktaran Erkeskin, " Endüstrinin tüm katmanlarını bir arada bulabildiğimiz bu fuarda öncelikli hedefimiz, küresel ticaret yolları üzerindeki stratejik önemi ile Türkiye'nin lojistik endüstrisini dünyaya tanıtmaktı. Fuarda ağırladığımız misafirlerimiz, kurduğumuz bağlantılarla beklentilerimizin ötesinde bir başarı elde ettik. Hedefimiz gelecek yıl Şangay'da gerçekleşecek Transport Munich'e de milli katılım ile iştirak etmek" dedi.
 
4. EKONOMİ VE LOJİSTİK ZİRVESİ, 29.04.2019

Dünyadaki gelişmelere paralel ekonomideki gelecek perspektiflerini ve lojistik sektöründeki gelişmeleri ele almak üzere UTA Lojistik Dergisi'nin düzenlediği 4. Ekonomi ve Lojistik Zirvesi bu yıl ‘Rekabetçi Ekonomi Güçlü Lojistik' temasıyla birbirinden önemli isimleri ağırladı.29 Nisan Pazartesi günü ekonomi dünyası, kamu ve lojistik sektörünü bir araya getiren 4. Ekonomi ve Lojistik Zirvesi'ndeki "Ekonomi ve Teknolojideki Değişimlerin Taşıma Modlarına Yansımaları ve Lojistikte Gelecek Perspektifleri" başlıklı panelin konuşmacıları arasında TÜRKLİM Yönetim Kurulu Başkanı M. Hakan Genç, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Bülent Sönmez, İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Kemal Barış Dillioğlu ve DEİK Lojistik İş Konseyi Başkanı Turgut Erkeskin yer aldı. Ekonomi ve Lojistik Zirvesi'nde Türk lojistik sektörünü etkileyen ekonomik ve siyasi gelişmeler ile dijital ekonominin ve Endüstri 4.0'ın yarattığı yeni iş modellerinin sektör temsilcileri tarafından değerlendirildi.

ASYA ALTYAPI KALKINMA BANKASI (AIIB) TÜKİYE YATIRIM KONFERANSI, 29.03.2019
"Türkiye Yatırım Etkinliği: Daha iyi bir gelecek için sürdürülebilir altyapı" konferansı DEİK Sektörel İş Konseyleri ev sahipliğinde, T.C Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) iş birliği ile 29 Mart 2019 tarihinde İstanbul gerçekleştirildi.
 
Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Bülent Aksu, DEİK Başkanı Nail Olpak, AIIB Başkan Yardımcısı Joachim Von Amsberg'in katıldığı konferansta Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB)'nin imkânları tanıtılarak başlıca enerji, ulaştırma & şehir altyapıları ve tedarik konuları ele alındı. 
 
 "Asya Altyapı Yatırım Bankası Türkiye için değerli bir ortak"
 
 Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Bülent Aksu, AIIB yetkilileri ile geçen Çarşamba gününden beri toplantı gerçekleştirdiklerini belirterek, potansiyel projeleri ve alanları değerlendirdiklerini ve bu konferansın Türk özel sektörü için bir platform oluşturacağını söyledi. AIIB'nin 2016 yılında kurulduğunu ve uluslararasındaki en genç çok taraflı yatırım bankası olduğunu hatırlatan Aksu, bankanın 93 üyesinin bulunduğunu belirtti. Üç yıl içinde bankanın, tüm büyük derecelendirme kuruluşlarından üçlü bir derecelendirme kazanarak kendini kanıtladığını dile getiren Aksu, "AIIB'in sloganı "Yalın, temiz ve yeşil". Banka kuruluşundan bugüne Türkiye için değerli bir ortak. Türkiye, bankanın sermaye payı bakımından en büyük onuncu üyesidir. Türkiye, 800 milyon dolarlık 2 projesi ile bankanın üçüncü büyük alıcısıdır. AIIB kurulduğu günden bu yana 35 projeyi onayladı ve üyelerine 7,5 milyar dolar taahhüt etti" dedi.
 
 "Büyük enerji yatırımlarına ihtiyaç var"
 
 Asya bölgesinde altyapı talebinin yüksek olduğunu ifade eden Aksu, "Asya Altyapı Yatırım Bankası'na göre, Asya'daki altyapı finansman boşluğu yılda yaklaşık 459 milyar dolar. Türkiye, ekonomik, sosyal ve politik özellikleri ile kendi bölgesinde bir rol model. Üç kıtanın kesiştiği noktada, Türkiye de önemli bir ulaşım koridoru. Son 16 yılda bölgesel etkisi olan birçok mega projeyi de tamamladık. Türkiye, orta vadede de büyük altyapı yatırımları için büyük bir potansiyel sunmaya devam edecek" dedi.  Enerji, ulaşım ve ihale alanlarında 3 toplantının olacağını belirten Aksu, "Büyük enerji yatırımlarına ihtiyaç var. Türkiye'de birçok temiz enerji projesi var. Türkiye, son 17 yılda mega ulaşım projelerini tamamladı. Türk özel sektörü kaliteli ve kaliteli hizmet sunma kapasitesine sahip. AIIB, bazı projeleri finanse etmeyi düşünüyor" dedi.
 
 
"Türkiye sağlam altyapıya sahip bir yatırım merkezidir"
 
 
Etkinlik vesilesiyle Asya Pasifik ülkeleri ile Türkiye'nin gelecek planları için bir yol haritası çizmeye çalışacaklarını belirten DEİK Başkanı Nail Olpak "Türkiye, Avrupa ile Asya arasında "kıtalararası köprü" görevini üstleniyor ve ayrıca bölgede önemli bir rol alabiliriz" dedi. 2005 yılında, "Asya Pasifik Stratejisi"nin kabul edildiğini hatırlatan Olpak, "Bu strateji ile Türkiye, bölge ülkeleri ile her düzeyde ve tüm sektörlerde ekonomik ilişkileri güçlendirmeyi hedefliyor. Türkiye sağlam altyapı, genç ve büyük iç pazar, üretken ve eğitimli işgücü, liberal ve reformist yatırım ortamı ve yeni gelişmekte olan bölgelere yakınlığı ile bir yatırım merkezidir" değerlendirmesini yaptı. Son yıllarda Türkiye'nin, özellikle altyapı yatırımlarında yeteneğini ve potansiyelini gösterdiğini ifade eden Olpak "3.Havalimanı, yenilenebilir projeler, şehir hastaneleri, BTC boru hattı, Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu gibi büyük projeler için özellikle kamu-özel ortaklık (PPP) modelleri inşa etme kabiliyetine sahibiz. Bunun Türkiye'nin çok önemli bir varlığı olduğuna ve bugün burada bir araya gelenlerin, bu varlığı karşılıklı yararımız için geliştirmeye çalışmamız gerektiğine inanıyorum" dedi.
 
 
"Bölge, Türk enerji sektörü için önemli bir yatırım yeri olabilir" 
 
Bölge için önemli olan Kuşak ve Yol projesinin herkes tarafından yakından takip edildiğini dile getiren Olpak, şunları söyledi: "Asya Altyapı Yatırım Bankası ve alternatif finans kaynakları çok değerli ve önemli. DEİK olarak, Türk özel sektörünün kurumsal kapasitesini artırmak ve şu anda yaptığımız gibi özellikle finansmandaki kurumsal ağımızı geliştirmek için bölge ile ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. Çin dışında, son yıllarda Hindistan, Vietnam, Tayland, Bangladeş, Endonezya ve Malezya ile Türk şirketlerinin yükselen ekonomik etkileşimi var. Güçlü inşaat ve altyapı sektörümüz bu ülkelerde yeni görevler geliştirebilir. Bölgedeki Türk enerji firmalarının ilk adımlarına da şahit olduk. Yüksek nüfus ve bölgenin büyüme potansiyeli, Türk enerji sektörü için önemli bir yatırım yeri olabilir. AIIB'in finansmanı, Türkiye'nin de dahil olduğu projeler için yaklaşık 1,4 milyar dolara ulaşıyor ve şu anda ülkede 100 milyon dolarlık bir yatırım daha değerlendiriyor. Türkiye'nin Sanayi Kalkınma Bankası (TSKB) sürdürülebilir enerji ve altyapı kredilendirme tesisi olan Tuz Gölü yeraltı doğalgaz depolama tesisi, Trans-Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi (TANAP), Türkiye'deki AIIB projelerinin bazı önemli örnekleridir."
 
 
"AIIB, 13 ülkede 36 projeyi 7.6 milyar dolara finanse ediyor"
 
Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) Başkan Yardımcısı Joachim Von Amsberg ise, "Altyapıya yatırım, yarının dünyasını şekillendirmenin bir yoludur, bu yüzden altyapının çok heyecan verici olduğunu düşünüyoruz" dedi. Ekonomik ve sosyal kalkınma için altyapı yatırımının çok önemli olduğunu belirten Amsberg, "Bankalar geleneksel olarak altyapı yatırımlarını kolaylaştırmak için finansman sunanlardan biri oldu" dedi. AIIB'in 2016'da kurulan 3 yıllık bir banka olduğunu hatırlatan Amsberg, bankanın 13 ülkede 36 projeyi 7.6 milyar dolara finanse ettiğini kaydetti. Türkiye'deki altyapı zorluklarının üstesinden gelmek için birlikte çalışılabileceğini vurgulayan Amsberg, "Türkiye'de çok büyük ihtiyaç ve fırsatların olduğunu gördük. Türkiye'ye yatırım yapmak ve destek olmak için buradayız. Türkiye'de enerji, ulaştırma ve şehir altyapıları ve tedarik konularında hem kamu hem de özel sektördeki projeleri gün boyunca sizinle burada ele alacağız" dedi. Türkiye'nin AIIB'nin 3'üncü büyük yatırım pazarı olduğunun aktaran Amsberg, Türkiye'deki 2 proje için 800 milyon dolara onay verildiğini söyledi.
 
 
Açılış konuşmalarının ardından Asya Altyapı Yatırım Bankası'nın Türkiye'deki faaliyetleri hakkında bilgiler paylaşıldı ve enerji, ulaştırma & şehir altyapıları ve tedarik konularında paneller gerçekleştirildi.
 
GÜRCİSTAN EKONOMİ VE KALKINMA BAKAN YARDIMCISI SAYIN GENADİ ARVALADZE İLE TOPLANTI, 04.12.2018

Gürcistan ve Çin Halk Cumhuriyeti arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması'na istinaden bilgilendirme yapılarak, bahse konu anlaşmanın Türk firmalarına Gürcistan üzerinden Çin'e ihracat yapma hususunda sunabileceği imkanlar ve sektörel ayrıntılar değerlendirildi.

Sayın Genadi Arveladze'nin ve DEİK/Türkiye-Çin, Türkiye-Gürcistan ve Lojistik İş Konseyi Üyelerinin katılımı ile gerçekleşen toplantıda, 1 Ocak 2018 tarihinde yürürlüğe giren "Gürcistan-Çin Serbest Ticaret Anlaşması" üzerine Sn. Genadi Arveladze tarafından sunum gerçekleştirilmiştir.

Söz konusu Serbest Ticaret Anlaşması (STA)'nın Gürcistan ve Çin arasındaki ticari ilişkileri, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında hedeflenmesi planlanan bağlanırlık ve kültürel etkileşimi arttırması açısından önemi vurgulanmıştır.Gürcistan ve Çin arasındaki ticari ilişkilere ek olarak, STA'nın Türkiye için sağladığı avantajlara ve kolaylıklara da değinilmiştir. Bahse konu STA kapsamında, Türkiye'nin Gürcistan üzerinden Çin'e olan ihracatını arttırma, potansiyel sektörlerde olan iş birliklerini güçlendirme gibi avantajlara sahip olduğu belirtilmiştir. STA kapsamında en önemli kritelerden olan ürünlerin % 40 ile tanımlanan bölgesel değer gereksinimlerine (RVC) uygun olmasının (üretim sürecinde yerel üretimin % 40'ının dahil olması) önemi vurgulanmıştır. Gürcistan-Çin arasında imzalanmış olan STA kapsamında belirlenen kategoriler aşağıda yer almaktadır.

Immediate zero - Category  "A": Bu kategori, Çin'in tarife uygulamadığı veya sözleşmenin yürürlüğe girmesiyle derhal tarifeleri kaldıracağı üretimi kapsamaktadır.

Üretim: Şarap, maden suları, alkolsüz içecekler, hayvancılık, balık ve diğer deniz ürünleri, tahıllar, bitkiler ve kökler, sebzeler, bal, fındık, meyveler, çikolata, çay, meyve ve sebzeler, teneke ve meyve suları kozmetikler, ilaçlar, odunlar, tekstiller, teller, siyah metal ve metal yapılar, plastikler, gübreler, çamaşır makineleri, su kazanları ve diğer elektrik üretimi türleri,

4 year transitional period - category  "B": Bu kategoride, sözleşmenin yürürlüğe girmesinden bu yana, 4 yıl içinde tarifelerin kademeli olarak sıfırlanacak üretimler bulunmaktadır. Üretim: domuz eti, yeni veya soğutulmuş dana eti kısımları, kuzu eti, kümes hayvanları, çavdar, arpa, karabuğday, tereyağı, yoğurt, peynir ve diğer süt ürünleri, makarna, alkollü içecekler - Gürcistan'da henüz üretilmemiş, keki, diğer fosforlu gübreler, eterler , pamuk, gaz kompresörleri, diğer delme tesisleri vb.

Without concession-category "C" : Bu kategorideki tüm üretimlerde tarife uygulanmaktadır. Üretim: Sığır eti, kahve, tahıllar, tohum, avuç içi ve pamuk yağları, margarin, şeker, tütün ürünleri, üre ve bazı mineral gübreler, kauçuk ürünler, ahşap fıçılar ve diğer ürünler, yer döşemesi, mantar, kağıt ve karton ürünler için diğer ahşap ürünler, 3 tekstil hatları, polimerler, yün, otomobiller, sondaj makineleri ve diğer elektrik tesisleri, TV parçaları.

3. EKONOMİ VE LOJİSTİK ZİRVESİ 14 MAYIS 2018

Lojistik İş Konseyi, UTA Lojistik Dergisi tarafından ilgili bakanlıklar ve sektörel birlik ve derneklerin katılımıyla 3. defa düzenlenen zirvenin destekleyen kurum statüsündedir.

Dijital ekonomi dünyada ve Türkiye'de etkisini giderek güçlendiriyor. Dijital ekonomi ve Endüstri 4.0'ın yarattığı yeni iş modelleri ekonomiyi yeniden tanımlarken, lojistik sektörü de bu gelişmelere paralel olarak dönüşüme uğruyor. Dijital ekonominin ve Endüstri 4.0'ın yarattığı yeni fırsatlar, ekonomik faaliyette bulunan sektörleri ve firmaların önünde yeni fırsat pencereleri açarken, bu gelişmelere uyum sağlamak, sisteme entegre olmak hatta yönlendirmek için yeni adımlar atılması gerekiyor.

2 yıldır ekonomi dünyası, kamu ve lojistik sektörünü bir araya getirerek reel sektörleri ve lojistik sektörünü buluşturan Ekonomi ve Lojistik Zirvesi, 3. Yılında; dijital ekonomi ve endüstri 4.0'ın ortaya çıkardığı yeni fırsatları, firmaların bu süreçte nasıl konumlandıklarını, iş modellerine, lojistik süreçlerine etkilerini ve lojistik sektörünün bu süreçlere entegrasyonunu ele aldı.

ULUSLARARASI TÜRKİYE & DENİZ İPEK YOLU ÇALIŞTAYI, 28 NİSAN 2017

14-15 Mayıs 2017 tarihlerinde Çin'in başkenti Pekin'de 65 ülkenin temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşecek olan ve Türkiye'nin Sayın Cumhurbaşkanı tarafından temsil edileceği İpek Yolu Zirvesi öncesi, Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu (KÜDENFOR),  28 Nisan 2017 tarihinde Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Lojistik İş Konseyi, Koç Üniversitesi Asya Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (KUASYA), Huaqiao Üniversitesi (Çin Halk Cumhuriyeti) işbirliği ile Uluslararası Türkiye & Deniz İpek Yolu Çalıştayı düzenledi.

 

Rahmi Koç Müzesi Konferans Salonu'nda düzenlenen çalıştaya Çin, Hindistan ve Filipinler ile Türkiye'den kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum kuruluşları ile düşünce kuruluşlarının üst düzey temsilcileri katıldı. Çalıştayda Türkiye'nin kıyısı olduğu denizler, limanlar, denizcilik şirketleri ve yatırım kapasiteyle Deniz İpek Yolu üzerindeki rolünün altı çizildi.

 

Türkiye'nin Deniz İpek Yolu güzergâhı üzerinde etkin yer almasına ve Türk- Çin ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik durum tespiti ile yol haritaları, konunun uzmanları tarafından tartışıldı. Çin Halk Cumhuriyeti, Hindistan ve Filipinler'den katılan akademisyen uzmanlar ile Türk akademisyenler, fikir insanları ve işadamları iki ayrı panelde icra edilen 11 ayrı sunum ile Deniz İpek Yolu'nun kapsamlı analizini ve söz konusu girişimin her kapsamda Türk – Çin ilişkilerine etkilerini değerlendirdi.

 

13-14 Mayıs 2017 tarihinde Pekin'de yapılacak OBOR Zirvesi'nde Devlet Başkanı düzeyinde temsil edilecek Türkiye'nin, 28 Devlet Başkanının katılacağı tarihi zirveden iki hafta öncesinde Deniz İpek Yolu'na odaklı uluslararası bir çalıştay icra etmesi, Türk - Çin ilişkilerine önemli katma değer sağladı.

 

Çalıştaya, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Özkan Poyraz,  Xiamen/Çin'de bulunan Huaqiao Üniversitesi Rektörü ve Deniz İpek Yolu Enstitüsü Direktörü Profesör Jia Yimin, DEİK Yönetim Kurulu Üyesi ve Türkiye-Çin İş Konseyi Başkanı Murat Kolbaşı, DEİK Lojistik İş Konseyi Başkan yardımcısı ve Arkas Holding Liman Hizmetleri Grup Başkanı Hakan Genç, Çin İstanbul Ticaret Ataşesi Hang Songfeng, TURMEPA Başkanı Şadan Kaptanoğlu, KÜDENFOR Danışma Kurulu Üyesi Dr. Cem Kozlu, KÜDENFOR Yönetim Kurulu Üyesi Amiral (E) Kadir Sağdıç, Çin Deniz İpek Yolu Enstitüsü Direktör Yardımcısı Profesör Xu Peiyuan, Koç Üniversitesi Asya Çalışmaları Merkezi (KUASIA) Direktörü Dr. Şebnem Köşer Akçapar, İstanbul Aydın Üniversitesi Çin Araştırma Merkezi Direktörü Profesör Sedat Aybar, Hindistan Gateway Düşünce Kuruluşundan Profesör Anoop Singh, Filipinler La Salle Üniversitesi'nden Dr. Richard Javad Heydarian ile Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Ulaştırma Denizcilik Haberleşme Bakanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Stratejik Düşünce Kuruluşları, TÜSİAD, DEİK, UTİKAD, Deniz Ticaret Odası, başta Çelebi, Kumport ve Marport olmak üzere büyük konteyner liman işletmecileri, emekli amiraller, büyükelçiler ve işadamları ile Çin üzerine çalışmalar yapan akademisyen ve öğrenciler olmak üzere 100 katılımcı iştirak etti.

 

Çalıştayın açılışını yapan KÜDENFOR Kurucu Direktörü Amiral Cem Gürdeniz, 21'inci yüzyılda değişen jeopolitik ve ekonomik parametreler üzerinde Çin'in ‘'Bir Kuşak-Bir Yol (OBOR)'' girişiminin etkilerini değerlendirerek Çin'in toplam ekonomileri 21 trilyon ABD Doları olan 65 ülkeyi ticari, endüstriyel ve sosyo-kültürel alanlarda buluşturacak "Tek Kuşak Tek Yol" (‘One belt, one road') projesinde sadece kara ulaştırma bacağında yer alan ülkemizin, deniz bacağında da yer almasının öneminin ve stratejik gerekliliğinin altını çizdi.

 

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Özkan Poyraz açılış konuşmasında Türkiye'nin Mersin, Çandarlı ve Filyos limanları ile Deniz İpek Yolu'nda yerini almaya hazır olduğu belirtti. Dr. Özkan Poyraz Sayın Cumhurbaşkanın Çin ziyareti sırasında Çin ve Türkiye arasında Kars-Edirne Tren yolu için çerçeve anlaşmasının imzalanmasının beklendiği bilgisini katılımcılarla paylaştı.

 

Çalıştayın açılışında konuşan DEİK Yönetim Kurulu Üyesi ve DEİK/Türkiye-Çin İş Konseyi Başkanı Murat Kolbaşı Türkiye ve Asya-Pasifik arasında ticaret hacminin 50 milyar ABD Dolarına ulaştığını, Sayın Cumhurbaşkanın Hindistan ve Çin ziyaretlerinin karşılıklı ilişkilere olumlu yansıyacağını ifade etti.

 

DEİK Lojistik İş Konseyi Başkan Yardımcısı Hakan Genç ise, Türk lojistik şirketlerinin uluslararasılaşması için çalışan konseyin önümüzdeki dönemde Türkiye'nin "Tek Kuşak-Tek Yol" projesindeki konumunu, beraberinde getireceği işbirliği imkânlarını ve Türk şirketleri için oluşturacağı iş fırsatlarını değerlendirmek üzere bir etki analizi çalışması yapacaklarını ifade ederek, DEİK'in yaptığı diğer etki analizi ve strateji çalışmaları gibi bu çalışmanın da  gerek kamu, gerek özel sektör için önemli bir rehber olacağını sözlerine ekledi.

 

Çalıştay sırasında Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu (KÜDENFOR) ile Huaqiao Üniversitesi ve Deniz İpek Yolu Enstitüsü (MSRI) arasında ‘'Deniz İpek Yolu ve Denizcilik Alanında İşbirliği Mutabakat Muhtırası'' imzalandı. Her iki kurum, Türkiye ve Çin'de Deniz İpek Yolu girişimi ve denizcilik alanında ortak projeler üreterek, Türkiye ile Çin yakınlaşmasına katkı sağlayacak.

 

Çalıştayın KÜDENFOR Danışma Kurulu üyesi Amiral (E) Hakan Eraydın tarafından yönetilen 'Deniz İpek Yolu ve Küresel Ekonomi' başlıklı ilk panelinde Çinli  uzmanlar tarafından Akdeniz ve Türkiye değerlendirmeleri yapıldı. Panelde Türkiye'nin üstün coğrafyası ile Deniz İpek Yolu'nda gelecekte oynayacağı tartışmasız rolün önem ve önceliğine vurgu yapıldı. Çin tarafının sadece ekonomik ilişkilere odaklanmayıp sosyo kültürel bağların da güçlendirilmesine ve özellikle turizm alanında işbirliğine yönelik düşünceleri bu panelde öne çıktı.

 

DEİK Lojistik İş Konseyi Başkan Yardımcısı Hakan Genç tarafından yönetilen "Türkiye'nin Mevcut ve Potansiyel Lojistik Yeteneklerinin Deniz İpek Yolu'na Entegrasyonu'' başlıklı ikinci panelde Türkiye'nin Marmara Denizi'nde bulunan ve Deniz İpek yoluna hizmet sağlayan konteyner limanlarının yansıra, başta Çandarlı olmak üzere Ege ve Akdeniz'deki diğer limanlarının durumu da tartışıldı. Türkiye'nin girişimi olarak ortaya çıkan "orta koridorun'' Karadeniz, Ege ve Akdeniz limanlarına ve dolayısı ile Deniz ipek Yolu'na entegrasyonunun tartışıldığı panelde, ayrıca Yunanistan'ın halen Deniz İpek Yolu'nda ana terminal olarak gösterilen Pire Limanına karşılık, Türkiye'den de mutlaka bir merkez limanın jeopolitik ve ekonomik nedenlerle Ege ya da Akdeniz'de mevcut olması gerekliliği Çinli muhataplara aktarıldı.

Diğer İş Konseyleri